Davutoğlu: Demokratik açılım teröre taviz değildir

'Dışişleri Bakanı olarak uluslararası dengelerin terörden kurtulmak için en elverişli durumda olduğunu görüyorum. Türkiye teröre teslim olmayıp, kendisini böldürtmeyerek koyu gri bölgeden açık gri bölgeye geçti. Şimdi açık griden beyaza geçmeye çalışıyoruz'
Davutoğlu: Demokratik açılım teröre taviz değildir

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu?nu Bağdat?ta Iraklı mevkidaşı Hoşyar Zebari karşıladı. FOTOĞRAF: REUTERS

BAĞDAT - ŞAM - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, de-mokratik açılımın teröre verilmiş taviz olmadığını, Türkiye’nin kışkırtmalara gelip paniğe kapılmadan terörden kurtulması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin teröre teslim olmayıp, kendisini böldürtmeyerek ‘koyu gri bölgeden açık gri bölgeye geçtiği’ benzetmesini yapan Davutoğlu, “Şimdi açık griden beyaza geçmeye çalışıyoruz. Terörden kurtulmalıyız” diye konuştu.
Irak ve Suriye arasında ortaya çıkan krizi gidermek amacıyla çıktığı Bağdat-Şam yolculuğu sırasında uçakta gazetecilerle konuşan Davutoğlu şunları söyledi:
* “PKK 1970’lerin sonlarında nüve olarak kurulduğunda sınıf mücadelesini esas alan Marksist bir örgüttü. Sonra etnik temele döndü, Türkiye’yi bölmek amacıyla teröre başladı. Şimdi Türkiye’de gelir dağılımını artıracak işler yapmak Türkiye’nin teröre karşı mücadelesini zayıflattı, taviz anlamına geldi denebilir mi? 
* Demokratik açılım teröre verilmiş taviz değildir. Demokrasisi gelişmiş ülkelerde terör yaygınlaşmıyor.
* Biz şu anda gri bir yerdeyiz. Beyaza geçmeye çalışıyoruz. Burada kalması, Türkiye’ye kan kaybettiriyor. Terörizm başarıya ulaşamadı. Bizi bölmek istediler, böldürtmedik. Yugoslavya olmadık. Bu Türkiye’nin başarısı. Ama şimdi bunu aşmak terörden kurtulmak zorundayız. Koyu griden açık griye geldik. Beyaza geçmemiz lazım.
* Bu tür mücadelelerde en önemli başarı şartı özgüvendir. Bir de, zihninizde bir vizyon olmalı; bir Türkiye vizyonu. Ona ulaşmak için de özgüven. Bu bir pskiolojik eşik.
* Kırmızı çizgiler eskiden de vardı. Bu tür süreçlerde paniğe kapılmamak lâzım. Şu ya da bu şekilde sürecin başarılı olmasını istemeyenler olabilir. İşte dün (önceki gün) askerlerimizi kaybettik. Bu durumda sukûneti kaybetmemek, devleti yönetenlere düşer.
* Dışişleri Bakanı olarak söylüyorum: Türkiye’nin terör meselesini bitirmesi için en iyi uluslararası konjonktür var bugün. Görüyorsunuz, Irak’ta her şeyi yakından takip ediyoruz. Eskiden Irak’la devlet-devlet ilişkimiz vardı, şimdi Irak’taki bütün gruplarla ilişkimiz var. Son MGK bildirisinde bunun yararına dikkat çekildi.
* Suriye ile ilişkilerimiz gayet iyi durumda. İran ile PKK’ya karşı işbirliğimiz var.  
* ABD ile ilişkilerimiz, özellikle Barack Obama sonrasında çok iyi düzeyde. Türk dış politikasının en önemli hareketlerinden birisi, 2007 Dağlıca saldırısı ardından yürütülen etkin diplomasiyle, bir krizin mükemmel bir ilişkiye çevrilmesidir. Dün (önceki) akşam Slovenya’da iken Dışişleri Bakanı Hillary Clinton aradı. Bu konular dahil uzun bir görüşme yaptık.
*  Bizim iç huzurumuz, artık Avrupa’nın da iç huzuru haline geldi. Rusya ile ilişkiler hiç olmadığı kadar iyi düzeyde. Yaptığımız hava operasyonlarına tepki gelmemesi de bizim yaptığımız işi terörle mücadele olarak anlatmamızdaki başarıya bağlı.”
Davutoğlu’nun söyledikleri Irak yolunda söylenince kuşkusuz daha farklı bir anlam taşıyor.
Yoğun bir programın ortasındayken Irak ve Suriye arasındaki krizi gidermek amacıyla başlatılan bu mekik diplomasisi de bir yönüyle içerideki ‘açılıma’ hizmet ediyor. Irak’taki PKK varlığının etkisizleştirilmesi, bir yönüyle Irak’ın güçlenmesine bağlı.

Irak da Suriye kaynaklı terör eylemlerine öfkeli
Bağdat Havaalanı’nda Türk heyetini Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile karşılayanlar arasında bir önceki Ankara Büyükelçisi Sabah Omran da vardı. Deneyimli diplomatın sağ yanağı ve boynunda çok sayıda küçük yara izi hemen dikkati çekiyordu.
“Bunlar patlamada etrafa saçılan camlardan oldu” dedi; “Allah beni korudu. Ama binada 50 kadar arkadaşımızı kaybettik. Çok sayıda yaralı var. Cehennem gibiydi.”
Omran, 19 Ağustos’ta Bağdat’ta Dışişleri ve Maliye bakanlıklarına yapılan ve toplam 95 kişiyi öldüren bombalı saldırıyı anlatıyordu. Başbakan Nuri El Maliki’nin Amerikan askerlerinin çekilme sürecinde şehirde rahatlık sağlaması amacıyla bu iki bakanlık etrafındaki üç metre yüksekliğindeki beton duvarı söktürmeye başlamış, birkaç gün sonra bu olay meydana gelmişti.
Dün Davutoğlu ile ziyaret ettiğimiz Irak Dışişleri binasındaki hasar gerçekten büyüktü.
Dünkü Irak gazetelerinde hâlâ patlama sonrası yakalanan saldırganlardan Muhammed Essimeri’nin resimleri yer alıyordu. Essimeri, emirleri Suriye’den aldığını, eğitimini de Lazkiye yakınlarında bir kampta aldığını itiraf ediyordu.
Bu nedenle Irak hükümeti Suriye’deki büyükelçisini geri çekmiş, aynısını Suriye de yapmak durumunda kalmıştı.
10 yıl önce PKK nedeniyle olanlara inanmak zordu, ama Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak ve Suriye’nin arasını bulmak için bu geziye çıkmıştı.
Davutoğlu, Bağdat’ta Zebari, Maliki ve Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüştükten sonra Şam’a geçip Dışişleri Bakanı Velid Muallim ve Cumhurbaşkanı Beşir Esad ile görüştü.
Irak öfkeli. Maliki, hem Suriye’de üslenen eski Baasçıları, hem Suriye istihbaratı Muhaberat’a bağlı çalışanlar ve içerideki destekçilerini suçluyor. Davutoğlu’na Suriye bağlantısını kanıtlamak üzere kamp fotoğrafları dahil belgeler sunuyor. “İşi televizyonda ‘En büyük Saddam’ programı yaptırmaya dek vardırdılar. Bütün melunlar orada. Irak’a en büyük tehdit Suriye’den” diyor.
Davutoğlu, “Bize bir şans tanıyın, suçlamanın tonunu düşürün” diyor. Maliki kabul ediyor. 
Davutoğlu “Bu ilk görüşme olmayabilir” diye devam ediyor:
“Daha önce Lübnan’daki Refik Hariri cinayetinin soruşturulması olayında oynadığımız rolden dolayı Suriyeliler bize güveniyor.”
Ankara’nın değerlendirmesi, Suriye’nin tam Irak, ABD ve Türkiye ile ilişkileri düzeltiyorken böyle bir patlamadan çıkarı olmayacağı yönünde. Davutoğlu, patlamanın arkasında seçim öncesinde Irak’taki ve genel olarak bölgedeki gerilimin düşmesini istemeyen grupların olabileceğini söylüyor.
Ankara’nın gerek Bağdat, gerek Şam’a verdiği mesaj ise aynı: Ahşap evlerden oluşan mahallede yangın çıkarsa alevler bütün evlere sıçrar. Bu işi aile arasında çözelim, karakola düşürmeyelim. Karakoldan kastedilen ise BM. Çünkü Ankara, bu ihtilafın BM’ye yansıması halinde sürüncemede kalıp, kangren olmasından, tam
seçim öncesi Irak’taki istikrarsızlığı artırıp zayıflatmasından endişe ediyor. Malum, PKK ile mücadele ve Kürt açılımı için Türkiye’nin güçlü ve istikrarlı Irak’a ihtiyacı var.