Davutoğlu yol ayrımında: Kürt çözümüne tamam mı, devam mı?

Kobani'ye IŞİD saldırısı Kürt meselesinin ne kadar hassas dengelerde durduğunu gösterdi. Davutoğlu'nun kararı koalisyonun geleceğini de belirleyecek: Tamamsa MHP, devamsa CHP.

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) dün Kobani’ye yeniden saldırdı, iki ayrı intihar eyleminde onlarca kişi öldürüldü.

IŞİD Kobani’den, ABD Başkanı Barack Obama’nın Ekim 2014’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı araması ardından başlayan hava akınları ve peşmergelerin Türkiye üzerinden sağladığı desteğin de yardımıyla PYD komutasındaki Kürt güçler tarafından Ocak ayında püskürtülmüştü.

Kürt güçlerin geçen hafta Tel Abyad’ı IŞİD’den alması ardından IŞİD’in Türkiye sınırıyla temas araması çabası mı? Belki de.

***

Saldırının ilk anlarından itibaren Kürt kaynaklar IŞİD militanlarının Türkiye üzerinden Kobani’ye geçip saldırıyı yaptığını iddia ettiler; bu iddia HDP tarafından da dillendirildi.

Hükümet buna sert tepki gösterdi. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Dışişleri Sözcüsü Tanju Bilgiç ve bir de Basın Yayın Genel Müdürü Cemalettin Haşimi bu iddiaları ayrı ayrı dille yalanladılar.

Şanlıurfa Valiliği saldırganların IŞİD kontrolündeki Suriye kasabası Cerablus’tan geldiğinin gözlendiğini açıkladı.

***

Kobani’ye IŞİD saldırısı aynı zamanda Kürt meselesinin hem iç, hem dış boyutlarıyla ne kadar hassas dengeler üzerinde durduğunu bir kere daha gösterdi.

İşin dış boyutunda Türk hükümetinin Suriye iç savaşında izlediği politikaya uzanıyor konu.

Türkiye’nin NATO müttefikleri IŞİD’e karşı daha fazla destek istediklerinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’dan “Siz de Esad’ın devrilmesine yardımcı olun” cevabı alıyorlar.

***

Son zamanlarda Türk güvenlik yetkilileriyle görüşen batılı muhataplar, buna bir de PKK (ve Suriye’deki kardeş örgütü PYD) ile mücadelenin eklendiğini gördüklerini ifade ediyorlar.

Oysa PKK ile Kürt sorununa siyasi çözüm bulma arayışıyla MİT üzerinden diyalog projesini 2012’de başlatan Erdoğan’dan başkası değil.

O tarihten bu yana (maalesef 6-7 Ekim benzeri bazı istisnalar dışında) kan dökülmemesi Türkiye’nin kazancı oldu, 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin yüzde 10 barajını aşıp Meclis’e girmesini sağlayan siyasi ortam da böyle oluştu.

***

Ne var ki seçim kampanyasının başlamasıyla birlikte, hatta daha yeni Dolmabahçe Mutabakatı açıklanmışken, PKK ile diyalogu durduran da Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu oldu.

AK Parti yetkilileri, kısa sürede “Bölücü terör örgütü” lisanına döndü.,

Seçimlerden bu yana da (Beşir Atalay ve Bülent Arınç’ın iki değinisi dışında) Kürt çözüm sürecinin adını ağızlarına almıyorlar.

***

Bunun iki nedeni var.

Birincisi, Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı savaşta yükselen Kürt varlığından rahatsızlar, bunun Türkiye’de de etkisi olacağını düşünüyorlar.

Ama asıl güncel hassasiyet koalisyon konusunda olabilir.

***

Çünkü, HDP ile bir koalisyon ihtimalini baştan yok saydığına göre Davutoğlu’nun önünde iki seçenek bulunuyor:

Ya MHP ile koalisyona gidecek, ya da CHP ile…

Ya da istemeye istemeye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iki de bir başına kaktığı seçim tekrarına razı olacak, tabii arada parti kongresinde koltuğundan olmaz ise.

***

MHP’nin koalisyon ön koşulu belli: “Çözülme süreci” olarak gördüğü PKK ile diyalogun son bulması.

MHP’li Ümit Özdağ dün bunu üzerine basa basa tekrarladı.

AK Parti tabanı açısından tercih edilen koalisyon ortağı MHP’dir. AK Parti tabanı ezeli hasım gördüğü CHP ile aynı hükümette yer almak istemiyor, MHP’yi tercih ediyor.

***

Ama Davutoğlu görüyor ki, MHP ile koalisyon, geçmişteki sağ-sol kutuplaşmasından daha vahim bir kutuplaşmanın, dahası Suriye ve Irak sınırlarını da içine alacak güvenlik zafiyetinin reçetesine dönüşebilir.

Kaldı ki Devlet Bahçeli bu durumda dahi bir an önce seçime gitmek isteyebilir.

Dolayısıyla Davutoğlu Kürt çözümü sürecine “Tamam” dediği takdirde MHP ile koalisyona gidebileceğinin farkında.

***

Tersinden söyleyelim, Davutoğlu’nun Kürt çözüm sürecine “devam” edileceğini söyleyerek MHP ile koalisyon kurması, MHP “kırmızıçizgilerini” ortada kaldırmadıkça mümkün görünmüyor.

Davutoğlu Kürt çözüm sürecine “Devam” diyecekse ve seçim tekrarı istemiyorsa, önündeki seçenek CHP kalıyor.

***

MUSİAD Başkanı Nail Olpak’ın söylediği gibi AK Parti-CHP koalisyonu daha uzun yaşayabilir, iş üretebilir, ama kurulması zordur.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “zayıf ihtimal” demesi sadece muhtemel bir müzakere pozisyonu almanın ötesinde anlam taşıyor.

Nasıl AK Parti tabanı CHP ile ortaklık istemiyorsa, CHP tabanında AK Parti ile ortaklık istemiyor.

***

Ama MHP ve en son Selahattin Demirtaş’ın ağzından dün duyduktan sonra MHP ve HDP ile bir ortaklığın mümkün olamayacağı da artık görülebiliyor.

Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nu deniz Baykal’ın Meclis Başkanlığı dışındaki maddelerde ikna etmesi gerekebilir.

***

Ama iş oraya gelmeden Başbakan Davutoğlu’nun hem ülke güvenliği, hem de koalisyonun geleceği bakımından Kürt sorunu hususunda bir yol ayrımına geldiğinin görülmesi gerekiyor.

Davutoğlu Kürt çözüm sürecine “Tamam” diyecekse MHP’nin, “Devam” diyecekse CHP’nin kapısını koalisyon ortağı olması teklifiyle çalacak gibi görünüyor.

Ve Erdoğan’ın hükümeti kurma görevini haftaya Davutoğlu’na vereceği hesap edilirse, bu zor kararı çok yakında vermesi gerekeceği söylenebilir.

***

Baksanıza AB Bakanı Volkan Bozkır hükümetin Bayrama kadar kurulabileceği tahmininde bulundu.

Bayram deyince artık milyonlarca kişi Kılıçdaroğlu’nun emekli maaşına ikramiye vaadini hatırlıyor; verecek olan Kılıçdaroğlu olsun olmasın.