Demirel: 20 yaş genç olsam halkın önüne çıkardım

Süleyman Demirel'in "20 yaş genç olsam, halkın önüne çıkar, Türkiye'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatırdım" dediğini duysanız ne sorardınız?

Süleyman Demirel'in "20 yaş genç olsam, halkın önüne çıkar, Türkiye'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatırdım" dediğini duysanız ne sorardınız? Muhtemelen önce ne anlatacağını, sonra da neden bunları zamanında kendisinin yapmadığını, değil mi? Bu yazıda iki sorunun yanıtını da bulacaksınız.
Önce ikinci sorunun yanıtından başlayıp aradan çıkaralım. Çünkü Demirel'in Türkiye için önerdiği reform paketi gerçekten önemli.
Her Demirel söyleşisinden sonra gelen izleyici, okuyucu tepkilerinden anladığımız bir şey var. Kamuoyunda Demirel'in cumhurbaşkanı olmadan önceki siyasi çizgisiyle, cumhurbaşkanı olduktan sonraki çizgisini ayırma eğilimi. Cumhurbaşkanı olduktan sonra, çok daha kapsayıcı, uzlaşmacı ve uzlaştırmacı olduğu kanısı yaygın. Demirel'in bu sorulara yanıtı şu:
"Türkiye'de parti başkanlığı, hükümet başkanlığı başka şeydir, cumhurbaşkanlığı başka. Başbakanı eteklerinden çeken bir geçmiş vardır, kütleler vardır. Bir tek 1965-71 arası tek başıma iktidar oldum, sonra hep koalisyon hükümetleriydi. Koalisyon gereklidir, ama zordur. Halka gidiyorsun, parçalı çıkıyor oy, koalisyonlar olmasa Türkiye ayakta duramazdı. Beğenilmeyen 1999-2001 koalisyonunda bile AB konusunda önemli adımlar atılmıştır. Tabii tek parti başkadır. Ben o gün yapılabilecek ne varsa onları yaptım. Bugünün dünyasında yeni icatlar var. O gün devletçilik, karma ekonomi vardı. Bugün serbest ekonomi, bireyin merkezinde olduğu ekonomi ve siyaset var. Ama bunlara ayak uydurmak için, Türkiye'yi çağa yetiştirmek için gerekli olanlar yapılmıyor. Türkiye bu haliyle çağa yetişemez. Devlete otorite, demokrasiye işlerlik getirilmeli."

Reform paketi gerekli
Demirel'in 'Türkiye'yi çağa yetiştirmek için' önerdiği yapısal değişiklikleri, dün Dink cinayeti ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirme çerçevesindeki görüşlerini aktarırken iletmiştik. Özetlemek gerekirse: 1- Ülkenin kurumları ve anayasal işleyişi tehdit ve tehlike altındaysa, Cumhuriyeti demokrasi içinde koruma görevi cumhurbaşkanına verilmeli. Bu çerçevede, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35'inci maddesi kaldırılmalı, 2- Fransız Anayasası'nın 12 ve 16'ncı maddelerinde olduğu gibi, tehdit durumunda başbakan ve meclisle danışarak cumhurbaşkanına olağanüstü tedbirler alma yetkisi verilmeli. Askerin, polisin harekete geçmesi gerekiyorsa, buna askerin kendisi değil, cumhurbaşkanı karar vermeli, 3- Bu güce sahip olacak cumhurbaşkanını halk seçmeli. Cumhurbaşkanına gerekirse meclisi lağvedip ülkeyi yeniden seçime götürme yetkisi tanınmalı.
Devamı şöyle geliyor:
1- İdare reformu: Dünyada Türkiye kadar merkeziyetçi devlet kalmadı. İşleyen idare için, eyalet değil, vilayet sistemi içinde eğitim ve sağlık başta olmak üzere yetki dağıtımına gidilmeli. Devlet kırtasiyeciliğe boğulmuş durumda. Kırtasiyecilik, rüşvet ve yolsuzluğu, çürümeyi getiriyor.
2- Yargı reformu: Adaletin zamanında dağıtılması lazım. Türkiye'de ortalama dava altı yılda sonuçlanıyor. Yetişmiş hâkim, savcı, avukat olmadığı için değil, sistem uygun olmadığı için. Ceza verilemiyor, verilse uygulanamıyor, mahkûm ya hapisten kaçıyor, ya affa uğruyor. Ceza intikam değildir, ceza ibret olsun diye, caydırsın diyedir. Cezanın ibret etkisi kalmamış. Halkın, hakkını yargıdan adil ve zamanında alacağına inanması lazım.
3- Demokrasi reformu: Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu değişmeli. Dar bölge çoğunluk sistemi gelmeli. Partiler, halkın önüne çıkacak adayı halka seçtirmeli. Seçim barajı yüzde 6-7 düzeyine çekilmeli.
Demirel, halkın günlük yaşamına yönelik 'çağa yetiştirme' reformlarının ise, ekonomi, eğitim, sağlık ve tarım alanlarında yapılması gerektiğini söylüyor. Ona göre, devleti çalışır, demokrasiyi işler, siyaseti ve vatandaşı kendine güvenir hale getirmenin, çağı yakalamanın yolu bu.
Peki bunun için neden şimdi 'sokağa dökülmüyor, halkın önüne çıkmıyor'?
İşte yanıtı: "Bunlar ancak on yılda yapılacak işlerdir. Cesaret ister. Yirmi yaş genç olsam, halkın önüne çıkar, sokağa çıkar, Türkiye'nin nasıl daha iyi yönetilmesi gerektiğini anlatırdım."