Demirel'den sağda ve solda birleşmeye destek

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Erzurum'da seçim kampanyasını fiilen başlatırken, seçim temasının cumhurbaşkanlığı krizi olacağını tahmin edenleri haklı çıkardı.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Erzurum'da seçim kampanyasını fiilen başlatırken, seçim temasının cumhurbaşkanlığı krizi olacağını tahmin edenleri haklı çıkardı. Başbakan, kabinesinin 11 bakanını yanına alarak çıktığı podyumda "Atatürk de, Özal da, Demirel de, Sezer de böyle seçildi" diyordu; "Ama Abdullah Gül'e gelince değişti". Polis kaynaklarına göre
70 bin civarında, AK Parti kaynaklarına göre 100 bin civarında olan kitle, tepkiliydi. Erdoğan konuşmasında ne zaman 'Anayasa' dese, kitleden bir 'yuh' sesi yükseliyordu. Podyuma yakın bir pankartta, 353'e 367 engeli olduğu, bu engeli 450 milletvekili ile aşacaklarını yazıyordu. Erdoğan bu tepkiyle dolmuş kitlesini seçime biliyor.
Bugün İzmir'de buluşacak kitle ise, Erdoğan'ın Erzurum'da topladığı kitlenin antitezi gibi. Onlar ne yapıp yapıp, Erdoğan, Gül, hatta AK Partili herhangi bir ismin cumhurbaşkanı olmamasını istiyorlar. Anayasa'dan kaynaklanan her türlü engellemeden yanalar, Erdoğan'ın karşı hamle için Anayasa'yı değiştirmesine de karşılar. İzmir birkaç gündür mitinge hazırlanıyor, güvenlik servisleri milyonun üzerinde katılım için tertip alıyorlar.
Erdoğan, Erzurum'a gelmeden önce nasıl her yanı "Sandık geliyor, cumhur bekliyor" ilanlarıyla donattıysa, CHP lideri Deniz Baykal da İzmir'i "Demokrasiye ve Cumhuriyet'e sahip çıkan bütün yurttaşlarıma teşekkür" ilanlarıyla donattı. Bugün mitinge gelenler "Çocuklarınız yarın size teşekkür edecek" afişlerini görecek.
Türkiye'nin iki ucunda, iki ayrı Türkiye görüntüsü seçime doğru daha da belirgin hale gelebilir.
AK Parti dışındaki gruplaşmalar işte bu ortamda, seçim takvimi baskısı altında oluşuyor.
AK Parti dışında yoluna herhangi bir arayış olmadan devam eden parti MHP. CHP, DSP ile birleşmeyi tamamlayabilirse, bu merkez solda 1+1'in 2'den fazla ettiği nadir durumlardan birine yol açabilir. Merkez sağda DYP ve ANAP'ın Demokrat Parti adı altında birleşmesi, son derece amatörce bir pürüze takılabilir. AK Parti bağlantılı bir girişimin DP adını DYP ve ANAP'lılardan önce tescil ettirmesi söz konusu ve bu kesinleşirse, (tabii ANAP şu noktadan sonra caymazsa) birleşme DYP çatısında olabilir. Ancak bu birleşme yüzde 10'u geçmeyi garantileyebilir mi? Genç Parti burada hem merkez sağ, hem de merkez sol için bir 'takviye' seçeneği olarak kilit role yükselebilir.
CHP'nin merkeze kayma siyaseti çerçevesinde Baykal'ın Mehmet Ali Bayar ve İlhan Kesici'ye teklif götürmesi ne sonuç verecek henüz bilmiyoruz. Muhtemelen her iki isim de baba ocağında kalacak. Bu çorbada Baba'nın, yani Süleyman Demirel'in tuzu var mı?
Soruyu dün Demirel'e sorduğumda şu yanıtları aldım:

  • "Ben partilerin içişlerine, particilik sayılacak konulara girmem. Ben önümüzdeki günlerin gündemiyle meşgulum. Önümüzdeki günlerde genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimi var. Türkiye bu seçimlerden sancısız çıkabilmeli.
    Ve sonrasındaki süreçte de sancılanmamalı.
  • "Sancı iki sebeple olabilir: Birincisi, Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimini uzun süre başaramaz ise, hem bu makam yıpranır, hem demokrasi ve sistem yıpranır. İkincisi, genel seçim neticelerinin nisan bunalımı ile ilgisi olacaktır. Türk demokrasisi seçime çok parçalı olarak girer ve yüzde 10 barajı nedeniyle oy dağılımı yine temsilde adaletsiz olarak çıkarsa, bugünkü aynı sıkıntılar yaşanacaktır.
  • "Sancı olmaması için, genel seçimin hem adaletli temsil, hem de muktedir idare çıkarması lazımdır. Bunun olması için sağdaki partilerin de, soldaki partilerin de bir araya gelmesi karşısında benim "Birleşmeyin de halkın reyini bölün" demem mümkün değil. Hem sağdakilerin, hem
    soldakilerin halkın reyini bölmemek için bir araya gelmesi adaletli bir Meclis, muktedir idare ve sancısız Türkiye için iyi olur. Bunun dışında
    ben o parti öyle yapsın, falan kişi böyle yapsın konusuna girmem."
    Demirel'in sözleri bunlar.
    Bitirirken, son haftalarda yaşananları gazete sayfalarında ve televizyon ekranlarında aktarıp yorumlamamıza gelen tepkilere değinmek istiyorum. Bir evde yangın çıktığını görüyorsanız ve "Yangın var" diye bağırıyorsanız, bu ateşten yana olduğunuz anlamına gelmez. Ateşin söndürülmesini istediğiniz anlamına gelir. Ateşin yandığını söylemeyi ilkesel olarak yanlış buluyor olabilirsiniz, ama bu durumda ateş kendiliğinden sönmeyecektir.