Demokrasi kazanacak

Evet, her musibette bir hayır vardır ve gelişmeler demokrasi dışı güçlerin ekmeğine yağ süren bir görüntü verse de, 1 Kasım seçimleri ve sonrasına dair umut işaretleri vermektedir.

Umudu kesmemek lazım, öyle hemen pes etmek yok.

Evet, yasadışı PKK’nın Dağlıca’da resmi açıklamaya göre 16 askeri öldürmesi, 6 askeri yaralaması ülke çapında üzüntü ve öfkeye neden olmuştur.

Evet, hükümetin şehit edilen asker sayısını saldırının yapılmasından neredeyse bir gün sonra açıklayabilmesi moral bozukluğunu artırmıştır.

***

Doğru, ülkenin pek çok şehrinde kendiliğinden, ya da örgütlü olarak sokağa dökülen kalabalıklar, toplumsal gerilim ve kutuplaşmanın patlama noktasına geldiğini gösteriyor.

Doğru Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın TV’de söylediği bir sözün Hürriyet internet sitesinde veriliş şekli üzerine başlayan tartışma, gazetenin basılmasına kadar varmıştır.

Doğru, protesto bir haktır, ama gazetenin camını çerçevesini indirip içeri dalmaya çalışmak saldırıdır, suçtur. İktidar partisi milletvekili olmanız size ne bu suç için, ne de mesela Aydın Doğan’ı, ya da herhangi birimizi bu ülkeden kovma hakkı vermez.

***

Evet, Dağlıca’da şehit cenazelerinin (Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun deyimiyle) “tahliye edilmesinde en az Özel Kuvvetler kadar bölge halkının rolü olmuşsa, bu saklanacak değil, övünülecek bir şeydir.

Evet, Davutoğlu da mutlaka mevcut koşullar altında velev ki 1 Kasım seçimlerinde kıl payı tek başına iktidar olsa Türkiye’yi yönetmenin eskisi kadar kolay olmadığını anlamış olmalıdır.

Evet, HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da 7 Haziran seçimleri öncesinde muhtemel seçmeniyle oluşan gönül bağının PKK’nın terör eylemleriyle lime lime dökülmeye başladığını görmelidir.

***

Doğru, Başbakan'ın bir yandan güvenlik odaklı siyaseti tek yol sayıp, diğer yandan 1 Kasım’da sandık güvenliği için teminat vermesi çelişkilidir.

Ve Doğru, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin son derece sert açıklaması, ülkücülerin sokağa dökülmesi için onun bir işaretini bekledikleri algısını güçlendirmektedir.

Zaten belki de bunu görerek Onbirinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “PKK ile mücadele ediyorsunuz, Kürt vatandaşlarla değil” mealinde bir uyarıda bulunmuştur.

***

Ve evet, bütün bu karanlık tabloya karşın, demokrasinin kazanacağına dair işaretler, evet bu iç karartıcı ortamda dahi alınmaktadır.

Mesela dün CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Davutoğlu’ndan son gelişmeler üzerine görüş talep etmesi, onun da hemen randevu vermesi bu yönde güzel bir hamle olmuştur.

Keza CHP’li Haluk Koç’un “Kimin sorumlu olduğu belli, söylenecek çok şey var, ama şimdi günü değil” açıklamasının kıymetini AK Parti içinde bilenler mutlaka çıkmıştır; demokrasinin yaşamasını gelişmesini istiyorsak çıkmak zorundadır.

Aynı şekilde, AK Parti içinde kimileri Hürriyet’in basılmasına “Anlasınlar bakalım Gezi nasıl oluyormuş” gibi anlaşılması güç bir kıyaslama ile yaklaşırken, Beşir Atalay’ın açıkça üzüntü beyan etmesinin kıymeti de bilinmelidir.

***

Evet, her musibette bir hayır vardır ve gelişmeler demokrasi dışı güçlerin ekmeğine yağ süren bir görüntü verse de, 1 Kasım seçimleri ve sonrasına dair umut işaretleri vermektedir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, o çok tartışılan ATV mülakatının bir yerinde, 1 Kasım seçimlerinin sonucuna herkesin katlanması gerektiğini (doğal olarak kendisini de ekleyerek) söylemiştir.

Bu beyan ile dolaylı olarak yine 7 Haziran’daki gibi bir seçim sonucu çıkarsa bir üçüncüsüne gidilmeyeceğini söylemiş olmaktadır.

Davutoğlu’nun, gerekirse sandıklara kamera yerleştirilmesi konusunda Kılıçdaroğlu’ndan da destek almış olduğu halde 1 Kasım’da güvenli seçim vaadi bu beyandan sonra gelmiştir.

***

Tabii en başta kendimize güvenmemiz gerekiyor.

Kimileri burun kıvırsa da bu millet Meclisini 1908’den bu yana, evet 1960 ve 1980 askeri darbeleri dışında, İstiklal Savaşı’nda, işgal altında dahi açık tutmayı bilmiştir; Mustafa Kemal Atatürk’ün belki en önemli hamlesi Meclis’in İstanbul’dan Ankara’ya devamlılığını sağlaması olmuştur.

Demokrasi saldırı altındadır, basın saldırı altındadır, ama umut ayaktadır.

Tuzaklara düşmeden, sabır, iyi niyet ve sükunetle yürümek zamandır; adalet ve demokrasi kazanacaktır, kazanmalıdır.