Demokrasi 'Kazanan hepsini alır' oyunu mu?

TÜSİAD Başkanı Yılmaz 'Yeni anayasa yeni Meclis'e bırakılmasın' diyor. Venedik Komisyonu Başkanı Markert'in teşhisi ilginç.

Konferansın düzenlenmesindeki amaç, Meclis’in Türkiye’nin yeni ve daha demokratik bir anayasa yazması sürecine destek olmaktı. Gerek TÜSİAD gerekse Sabancı Üniversitesi’nin İstanbul Politikalar Merkezi, ‘Demokrasinin Kurumsallaşması ve Sürdürülebilirliği Konferansı’nı düzenlemeye bu nedenle epeydir hazırlanıyordu. Avrupa’da demokratik standartların belirlenmesinde en önemli kurumlardan sayılan Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu Başkanı Thomas Markert’i de Türkiye’nin bu çabasına destek niyetiyle çağırdılar, o da kabul etti.

Ancak ne Markert ne de TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz, konferanstan bir gün önce Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun dağıtılmış olmasına itiraz eden muhalefete kesin bir lisanla konunun kapandığını söyleyeceğini tahmin edebilirlerdi.

Konferans dün, 27 Kasım, İstanbul’da bu ruh haliyle başladı. Yılmaz, kendisinin ve TÜSİAD’ın Meclis’teki yeni anayasa yazım çabasının sona ermiş olmasından dolayı yaşadığı hayal kırıklığını gizlemedi açış konuşmasında. Yeni anayasa yazımının 18 ay sonraki genel seçimlerle oluşacak yeni Meclis’e bırakılacağı yolundaki ‘duyumlardan’ söz etti. “Başa mı dönüyoruz?” diye sordu. “Yeni anayasa ihtiyacı yok ise neden toplum bu kadar meşgul edildi?” diye sordu...

Doğrusu eleştirileri geçen hafta Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın “Kendimizi evlenme vaadiyle kandırılmış insanlara benzetiyorum” demesi kadar sert benzetmelerle konuşmadı TÜSİAD Başkanı, ama içerik olarak aynı netlikte eleştiri ve talepleri vardı. Mevcut 24’üncü dönem Meclis tarafından yakalanmış ‘fırsatın’ önümüzdeki 1.5 yıl içinde en iyi şekilde değerlendirilmesini istedi.

Aslında TÜSİAD hayal kırıklığında da tepkide de yalnız değil. Bununla muhalefet partilerinin tepkilerini değil, sivil toplumun tepkilerini kastediyorum. Mesela anayasa sürecine bir yıldan az sürede yurt çapında 13 dev çalıştay düzenleyerek yeni anayasa için kanaat önderlerinden binlerce öneri derleyen, daha demokratik bir anayasa için adeta yatırım yapan TOBB’nin hayal kırıklığı daha mı azdır? Yine dün, 107 sivil toplum kuruluşu adına bir açıklama yapan ‘Denge ve Denetleme Ağı’ girişimi, partiler pes etse de kendilerinin daha demokratik bir anayasa taleplerinden vazgeçmeyeceğini duyurdu.

Hedefte bütün partiler var ama komisyonun dağılmasının, anayasanın yazılmamasının yükünü bütün partilere eşit olarak dağıtmak da haksızlık. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç konuşmasında sadece evlilik vaadinden bahsetmedi; Meclis üzerinde hükümet ‘vesayetinden’, Meclis’i yalnızca hükümetin çalıştırabilir hale gelmesinden de şikâyet etti. Komisyonun Başbakan Erdoğan’ın ısrarı sonucu, Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in komisyondan çekilmesi, ardından AK Partili üyelerin terkiyle fiilen işlemez hale geldiği biliniyor. Toplamda AK Parti kadar sandalyesi bulunmayan muhalefet partilerinin, yüzde 10 barajı orada durdukça fiilen bir etkisi olmayacağı ortada. Komisyonun en önemli anlaşmazlık konuları ise Kürt meselesinin yanı sıra Erdoğan’ın daha güçlü ve üzerindeki denge-denetim daha az bir cumhurbaşkanlığı sistemi istemesiydi.

Venedik Komisyonu Başkanı Markert, konferanstaki konuşmasında bu konulara gayet usturuplu değindi. Türkiye’deki demokrasinin çoğu Orta ve Doğu Avrupa ülkesinden daha önce başlamış olmasına karşın, askeri müdahaleler ve askeri-bürokratik vesayet nedeniyle gelişemediğini söyledi. Şimdi askeri ve bürokratik vesayet sisteminin ‘dağıtılmış’ olması başarı sayılırdı. Ancak her ‘yeni demokraside’ görülen ‘Kazanan hepsini alır’ sendromu vardı. Gelişmiş demokrasilerde ise ‘Kazanan hepsini alamıyor’, çoğulculuk ve denge-denetleme yapıları anayasalar ile korunuyor, uzlaşma kültürü böylece yaygınlaşıyordu.

Markert’e Türkiye’deki anayasa yazım girişiminin başarısızlığı konusundaki görüşünü sordum. Kısa ama net yanıt verdi: “Türkiye’de uzlaşma kültürü zayıf. Belki de hata, her madde üzerinde tek tek dört partinin de onayını öngören metodolojideydi...”

Ne dersiniz, sizce de öyle mi? Türkiye’de demokrasinin gereğince gelişmemesinin nedeni sizce de ‘Kazanan hepsini alır’ mantığı mı?