Demokrasi ve Gül için sınav

Seçilmesin-den sonra Abdullah Gül'e gösterilecek tavır ve Gül'ün vaatlerini tutup tutmayacağı ciddi birer sınav olacak.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül cumhurbaşkanı adaylığını resmen ilan etti. Böylece, 367 tartışması açılmamış olsaydı, 27 Nisan'da 11. cumhurbaşkanı seçilecek olan Gül, eğer başka partilerden destek alamazsa 28 Ağustos'ta seçilmiş olacak.
Yani, emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun 367 iddiasına CHP lideri Deniz Baykal'ın birkaç günlük tereddüt ardından sahip çıkması Abdullah Gül'ün, siyasetin doğal akışı gereği cumhurbaşkanı seçilmesini ancak üç ay geciktirmiş olacak.
Peki bu üç ayda neler oldu? Sayalım:
- Gül'ün o güne dek bir cumhurbaşkanı adayının aldığı en yüksek oyu (357) aldığı oylama, geçersiz kılınması talebiyle aynı gün Anayasa Mahkemesi'ne taşındı. Hatırlatmak gerekir ki, 367 tartışması olmasaydı, ANAP, DYP ve bazı bağımsız oylarla Gül o gün 367 anayasal çoğunluğu sağlayıp cumhurbaşkanı seçilebilirdi,
- Aynı gece Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayımlanan bir bildiri ile cumhurbaşkanlığı seçiminin laiklik tartışmasına odaklandığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin buna seyirci kalmayacağı vurgulandı,
- Ertesi gün hükümet, Cumhuriyet tarihinde ilk kez görülen bir karşı bildiri ile Genelkurmay'a kendisine bağlı olduğunu söyledi,
- İki gün sonra, 29 Nisan'da cumhuriyet mitinglerinin ikincisi yapıldı, Çağlayan'daki mitinge 1 milyondan fazla katılımcı olduğu tahminleri yazıldı,
- 1 Mayıs'ta Anayasa Mahkemesi CHP başvurusunu geçerli ve 367 yoklama sayısını zorunlu sayarak 27 Nisan'daki ilk tur oylamayı iptal etti,
- Aynı gece toplanan AK Parti MYK'sı sonrasında Başbakan Erdoğan, daha sonra tarihi 22 Temmuz olarak belirlenecek erken seçimi ilan etti. (Bu, pek çok kişinin aklına, Süleyman Demirel'in 'Erken seçime gidilebilseydi, 12 Mart da, 12 Eylül de olmayabilirdi' sözünü getirdi),
- 4 Mayıs'ta Başbakan Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ı İstanbul'da, Dolmabahçe'deki makamına davet etti. İki buçuk saat süren görüşmede Erdoğan ve Büyükanıt'ın ne konuştuğu halen açıklanmadı,
- Neredeyse tamamen cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmasıyla geçen 22 Temmuz seçimini AK Parti, beklenenin üzerinde yüzde 47'ye yakın oy oranıyla tamamladı. Meclis'e giren MHP lideri Devlet Bahçeli, cumhurbaşkanı seçiminde salonda olacaklarını söyleyince, 367 ölçütü fiilen geçersiz kalmış oldu.
- 30 Temmuz'da KKTC davetinde gazetecilerin 12 Nisan ('Sözde değil, özde' basın toplantısı) ve 27 Nisan soruları yanıtlayan Orgeneral Büyükanıt, görüşlerini değiştirmediğini, sözlerin arkasında olduğunu söyledi.
Sonrasını az çok biliyoruz. Seçimden bu yana gerek AK Parti içinde gerekse yurtdışında da yankılanan şekilde siyasi arenada yapılan tartışma sonucu, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı kararlılığı baskın geldi.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın ideolojik doğrularına, reel politika icaplarını tercih edeceğini düşünenler yanıldı. Böyle düşünen çok kesim vardı. Ancak bir yandan bu kesimin 'uzlaşma' söyleminin AK Parti bünyesinde doğurduğu alerji ve haksızlık duygusu, diğer yandan parti tabanı ve Anadolu sermayesinin Gül için Erdoğan üzerinde baskı kurması, Gül'ün adaylığını artık Erdoğan'ın dahi karşı koyamayacağı noktaya getirdi.
Belki de bu yüzden, içeride ve dışarıda gözler askerin ne diyeceğine çevrildi. Anayasal sınırlar içinde yaşanan, yüksek katılımlı ve meşru bir seçimin ardından, bu soruyu belki sormak bile abesle iştigal sayılmalı. Ama daha önce yapılmış beyanlar, bu soruyu sorduruyor ve işi hükümetle ona bağlı bir kurumun ilişkisi dışına çıkarıyor. Çünkü cumhurbaşkanı, eğer seçilirse Gül, barış zamanı başkomutanı olarak da görev yapacak.
Gül'ün dün adaylık başvurusunu yaparkenki konuşması da bu çerçevede önemsenmeli. Gerçi bu çerçeve dışında da, bugüne dek bir cumhurbaşkanı adayının yaptığı en iyi vaat konuşmasıydı. Ama bu çerçeve içinde, laikliğe, anayasal ilkelere, Atatürk'ün hedeflerine ve seçilirse herkesin cumhurbaşkanı olacağına yaptığı vurgu önemliydi.
Gül'ün üç ay gecikmeyle muhtemelen 28 Ağustos'ta seçilmesi, görevi devralması, 30 Ağustos törenlerinde şeref misafiri olması ve 1 Ekim'de Meclis'in yeni dönemini açması Türk demokrasisi açısından bir sınav olacaksa, dünkü konuşmasındaki vaatleri tutması ve söylediklerindeki samimiyeti de Gül için bir sınav olacak. Her şey olacağına varıyor.