Derin devlet tartışması, cinayeti unutturmamalı

Son Yüksek Askeri Şûra toplantısı ardından yapılan açıklamadaki bir ayrıntı üzerinde ne yazık ki fazla durma imkanı bulamadık.

Son Yüksek Askeri Şûra toplantısı ardından yapılan açıklamadaki bir ayrıntı üzerinde ne yazık ki fazla durma imkanı bulamadık. Dursaydık, YAŞ açıklamasındaki 'ikisi irticai tutum olmak üzere 37' ilişik kesme açıklamasının şifrelerini o zaman çözebilecektik.
YAŞ tarafından emekliye sevkedilen 37 Türk Silahlı Kuvvetler mensubunun ikisi irtica faaliyetinden ordudan çıkarılmıştı. Birkaç personelin de adı Eskişehir'deki bir askeri üste esrar içilmesi olayına karışmıştı. Peki
gerisi neden ordudan çıkarılmış, başka deyişle tasfiye edilmişti?
Elimize ulaşan son bilgiler, Şemdinli olayları ardından Ankara polisi tarafından yürütülen 'Atabeyler' ve 'Küre' operasyonlarına adı karışan, soruşturmaya konu olan subay ve astsubayların 1-2 Aralık 2006'da yapılan son YAŞ toplantısında tasfiye edildiği yönünde.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin son zamanlarda kendi bünyesindeki yasadışı oluşum ve yolsuzluk iddialarının üzerine daha bir göstererek gitmeye başladığı görülüyor. İlk kez bir kuvvet komutanının, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil'in, yolsuzluk iddasıyla yargılanarak mahkûm olduğu, davanın itiraz aşamasında bulunduğu biliniyor.
Polis için aynı şey söylenebilir mi? İçişleri Bakanlığı da son zamanlarda eskisine göre daha bir göstererek görevden alma yoluna gidiyor. Ancak görevden alınanların daha sonra daha itibarlı makamlara getirildiği örnekler de görülüyor.
Siyasi sorumluluk kurumunun Türkiye'de işlemediği de görülüyor.
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu dün TBMM Genel Kurulu'na Hrant Dink cinayeti ve sonrası gelişmeler üzerine bilgi verirken, tetikçi ve arkasındakilerin kısa sürede yakalanmış olmasını büyük bir başarı olarak sundu. Şimdiye kadar tetikçilerin de yakalanmamış olmasına bakarak bir gerçeklik payı bulmak mümkün. Tetikçi Ogün Samast'ı babası ihbar etmese,
yakalanma sonrası delik deşik edilen Trabzon ve Samsun emniyetlerinin onu çabucak ortaya çıkarıp yakalaması mümkün olacak mıydı? Samast'ı yönlendirdiği öne sürülen Yasin Hayal, cinayetin 'faili meçhul kalacağını düşündüğünü' söylerken bir şeyleri bilerek, bir şeylere güvenerek mi konuşuyordu?
Daha sonra, (Hrant Dink'i öldürme hazırlıklarını merkeze bir türlü dinletemeyen) polis muhbiri olduğu anlaşılan Erhan Tuncel'in, BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ile aynı fotoğraf karesinde yer almasını medya haklı olarak sorguladı. Özellikle Karadeniz bölgesinde yaygınlaşan tarikat destekli bir başka partinin faaliyetleri üzerinde durulup durulmadığı üzerinde ise yeterli bilgi yok. Rahip Santoro cinayeti ardından bu konu gündeme gelmiş ve üzerinde fazla durulamamıştı.
İçişleri Bakanı dünkü konuşmasında Emniyet teşkilatı içinde bir tarikatlar ekipleşmesi yaşandığı ve bunun büyük asayiş zafiyetine yol açtığı eleştirilerine hiç değinmedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan, dün AK Parti Meclis grubuna seslenirken, 'Derin devletin tekerine çomak soktuklarını' söyledi. Bunu nasıl yaptığını, kanıtlarının ne olduğunu açıklasaydı, toplumun aydınlanması ve devlet içindeki çeteleşme ile mücadele açılarından daha yararlı olurdu.
CHP grubuna hitap eden Deniz Baykal ise, "Beş senedir iktidardasın, siyasi sorumluluk senin" karşılığını verdi. CHP lideri, bu tabloda yıllar yılı Emniyet Teşkilatı içindeki siyasi kadrolaşmanın payı olup olmadığını soruyor. Başbakan, asıl kadrolaşmayı yıllarca siz yaptınız yanıtını veriyor. Oysa ne CHP, ne bir başka sol parti, 1970'lerin sonunda Hasan Fehmi Güneş ve İrfan Özaydınlı'nın kısa dönemli içişleri bakanlıkları dışında güvenlik teşkilatında etkin olamadı. Dönemin izleri de büyük ölçüde 12 Eylül 1980 darbesi ardından silindi. Bugün Emniyet Teşkilatı'nda kadrolar savaşından söz ediliyorsa, 25 küsur yıldır hep sağ partilerin İçişleri Bakanlığı'nı elde tuttukları unutulmamalı. İçişleri Bakanlığı'nda bir ekipler kavgasından söz ediliyorsa, sağın fraksiyonları ve tarikatlar arası bir mücadele olduğu söylenmeli.
Ama bütün bu söz düellosu içinde, Dink cinayetinin perde gerisinin ne kadar ortaya çıkarıldığı sorusu hâlâ yanıtlanmayı bekliyor.
Alkış toplayan büyük faillerden söz etmek, asıl faillerin bulunmasını geciktiriyor.