Dolmabahçe'de ne konuşuldu?

Fırsat bulabilsem, ben de aynısını sorardım. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Başbakan Tayyip Erdoğan'a sormuş: "Genelkurmay Başkanı ile Dolmabahçe'de ne konuştunuz?"

Fırsat bulabilsem, ben de aynısını sorardım. Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Başbakan Tayyip Erdoğan'a sormuş: "Genelkurmay Başkanı ile Dolmabahçe'de ne konuştunuz?"
Özkök, Başbakan Erdoğan ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında 4 Mayıs'ta İstanbul'da Başbakanlık makamında yapılan
2 saat 15 dakikalık görüşmeyi soruyor. Bu görüşme, bilindiği kadarıyla, Genelkurmay'ın internet sitesinde 27 Nisan gece yarısına doğru yayımlanan bildiri sonrasında yüz yüze yapılan ilk kapsamlı görüşmeydi. Bildiriden birkaç saat önce, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün aday olduğu cumhurbaşkanı seçiminin ilk tur oylamasının, salonda 367 mevcut bulunmadığı gerekçesiyle CHP tarafından -ilk kez- Anayasa Mahkemesi'ne taşınmış olduğu hatırlanmalı.
O günden bugüne ortaya çıkan bilgilere göre, Başbakan, bildiriden haberi olur olmaz Genelkurmay Başkanına telefon açtı, ama ulaşamadı. Ardından yakın çalışma arkadaşlarından oluşan dar bir grupla durum değerlendirmesine kapandı. Toplantı sabah saatlerinde devam etti, yine ilk kez olmak üzere, hükümetin siyasete askerin bu yeni müdahalesine karşı dik durduğunu sergileyen bir açıklama yapması kararlaştırıldı. Bu sırada Genelkumay Başkanı, Başbakan'ın telefonla görüşme talebine, Başbakanlık kaynaklarının verdiği saate göre, 28 Nisan öğleden sonra yanıt verdi. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, basın toplantısıyla, Genelkurmay'ın hükümete bağlı olduğunu ve yapılanı yanlış bulduklarını ilan etti.
Anayasa Mahkemesi, 1 Mayıs'ta 367 başvurusunu geçerli sayarak ilk tur oylamayı iptal etti.
2 Mayıs'ta Başbakan Erdoğan, o zaman cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için Anayasa değişikliğine gidileceği, gerekirse 22 Temmuz'da vatandaşın önüne seçim sandığıyla birlikte referandum sandığı koyacaklarını söyledi. 3 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Sezer'in Erdoğan ve Büyükanıt ile haftalık görüşmeleri vardı. 4 Mayıs'ta Erdoğan, Büyükanıt'ı Dolmabahçe'de kabul etti.
İşte Erdoğan, bu görüşme hakkında, Özkök'ün sorusuna 17 Mayıs'taki Hürriyet'te yayımlanan şu yanıtı vermiş: "Bu konuda çok spekülasyon yapıldı. Takdir edersiniz ki, iki devlet yetkilisi arasındaki görüşmeydi. Bu konuda konuşmamak üzere söz verdik."
Başbakan Erdoğan, bu konuşmanın yapıldığı 16 Mayıs günü IPI toplantısında, yabancı bir gazetecinin sorusu üzerine, Genelkurmay Başkanı'nın kendisine bağlı olduğu anayasal gerçeğini yinelemişti.
Bu durumda, Başbakan Erdoğan'ın ülkedeki gerilimin düşürülmesi adına sorumlu davranarak kendisine bağlı Genelkurmay Başkanı'na söz verdiğini, yani Büyükanıt'ın Erdoğan'dan söz aldığını varsaymak durumundayız. Acaba Erdoğan ve Büyükanıt yalnızca konuşulanların dışarıya sızmaması üzere mi söz vermişlerdir birbirlerine?
Büyükanıt'a söz verse de vermese de, görüşme içeriği konusunda konuşmamak Başbakan Eroğan'ın hakkı. Ancak orada konuşulanların TSK personeli özlük hakları mı, Irak'a yapılacak bir müdahale mi, yoksa cumhurbaşkanlığı sürecinin artık daha fazla gerilmeden yeni Meclis'e bırakılması temennisi mi olduğunu merak etmek de bizim hakkımız.
Çünkü eğer cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini ilgilendiren konular konuşulmuşsa, ortada da bir Anayasa değişikliği paketi ve referandum ihtimali olduğuna göre, o süreç de, merakımız da devam ediyor.
Avrupa'daki Türkler oy sıkıntısında
Ertekin Özcan, Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı. Almanya'daki Türk öğrencilerinin sorunlarına çözüm amacıyla kurulmuş altmış kadar derneği temsil ediyor. Özcan'ın önümüzdeki seçimlere ilişkin, Avrupa'da yaşayan Türkler adına dile getirmek istediği sıkıntı şu:
"Avrupalı Türkler, seçime belli bir süre kala (bu seçim için 25 Haziran) gümrük kapılarına gelerek oy kullanabiliyorlar. Çalışan insanlar için pahalı bir olay. Bu seçimin tatil dönemine gelmesi sıkıntıyı artırdı. Herkes istediği zaman izin alamıyor, zaten işsizlik tehdidi var. Bize, bu seçimler için vatandaşların konsolosluklarda oy kullanabilmesine ilişkin yasal düzenlemeler yapılacağı söylendi. Ama olmadı. Avrupa'da yaşayan 2 milyondan fazla Türk seçmenin oy kullanma sıkıntısı 22 Temmuz seçiminde daha da artacak."