Dördüncü bitti, 5 ve 6'ncı yolda

Meclis'te 4. paket görüşülürken Ali Babacan, içerik ve takvim gibi ayrıntıları vermese de 5 ve 6'ncı paketin yolda olduğunu söyledi.

Hükümetin 4’üncü yargı reformu paketi Meclis’teki gergin oturumların ardından kabul edildi.

Paketin Meclis’te kabul edilmesinden birkaç saat önce İstanbul’da Dünyadaki İtalyan Girişimciler Derneği’nin (CIIM) EurAsiaMed, yani Avrupa, Asya, Akdeniz kolu üyelerine hitap eden Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, 5 ve 6’ncı yargı reformu paketlerinin hazırlanmakta olduğunu açıklamıştı bile.

Babacan bu açıklamayı, bir dinleyicinin önümüzdeki beş senede Türk ekonomisi yolundaki en büyük engeli sormasına cevaben yaptı. Babacan’a göre en ciddi sorun hukuki zemindeki boşluklardı. Yalnızca mali piyasalarla ilgili gündemdeki hukuki düzenlemeler, ekonomi eğitimi almış hâkim ve savcıların görev yapacağı özel finans mahkemeleri değil, mahkemelerin dünya standartlarında adalet dağıtacağı düzenlemeler gerekiyordu ve bunlar da 5’inci ve 6’ncı yargı reformu paketlerinde yer alacaktı.

Babacan bu düzenlemelerin yeni kurulmuş Borsaİstanbul (BİST) ile birlikte İstanbul’un 2023’te dünyanın en büyük 10 mali merkezinden birisi olabilmesi için gerektiğini söylüyordu. Sadece bu da değil. ‘Olimpik kurallara uygun’ hukuki zemin yanında, İstanbul’un fiziki altyapısının da geliştirilmesi şarttı ve İstanbul’un 2020 Olimpiyat Oyunları için yaptığı başvurunun gerektirdiği yapılaşma faaliyeti de buna hizmet edecekti. Babacan daha sonra Boğaz’ın Asya ve Avrupa yakalarını birbirine biraz daha bağlayacak iki sualtı tünelinden, üçüncü köprü ve üçüncü havaalanından, daha iki (şimdi üç) gün önce Yüksek Planlama Kurulu’nda imzalamış olduğu Kanal İstanbul Projesi’ni sıraladı. Yatırımcıya güven vermek için bunların şart olduğunu söyledi.

Babacan’ın bunları İtalyan yatırımcılara yapması ilginçti. Başında Türk ve İtalyan pasaportlu saygın işadamı, TÜSİAD’ın eski yöneticilerinden Aldo Kaslowski’nin bulunduğu CIIM EurAsiaMed kolu, son yıllarda hükümetin dış yatırımcılarla buluştuğu önemli bir kanal olarak çalışıyor. Kaslowski geçen yıl Babacan’ın Nev York’ta ABD’deki İtalyan yatırımcılara konuşma yapmasını, görüşmesini sağlamıştı. Bu yıl benzeri bir girişimin Rio’da, Güney Amerika kolu ile yapılması bekleniyor. Yani Babacan için önemli zeminlerden birisi bu; belki de o yüzden bu önemli açıklamayı orada yapmakta yarar gördü.

Ancak 4’üncü paket Meclis’te tartışılırken muhalefet sözcüleri sık sık hükümete, neden bütün düzenlemeleri şimdi getirmediklerini, yoksa bu düzenlemeleri –Başbakan Tayyip Erdoğan’ın deyişiyle- Kürt ‘Barış sürecinde’ atılması gereken adımlara göre parça parça getirmeyi mi planladığını sormuşlar ve kesin bir cevap alamamışlardı.

Toplantı sonrasında 5 ve 6’ncı paket üzerine sorular sorduğumuz Babacan, henüz takvim ve içerik gibi ayrıntılar veremeyeceğini, bunların siyasi koşullar elverdiği zamanlama ile Meclis’in dikkatine getirilebileceğini, ancak Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen bir çalışma hakkında kendisinin ayrıntı vermesinin uygun olmayacağını söyledi.

Aslında bu kadar da yeterdi. Birkaç saat sonra 4’üncü paket kabul edildi.

Kabul edilmeden kısa bir süre önce Strazburg’dan gelen bir haber ise ortaya bambaşka bir tablonun çıkmakta olduğunu gösteriyordu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bundan böyle hükümetin tazminat komisyonundan ve Anayasa Mahkemesi sürecinden geçmeyen davaları görüşmeye almayacağını duyurdu. Yani Türkiye’deki yargı sürecinde haklarının ihlal edildiğine inanan vatandaşların, AİHM’ye erişimi önünde bir değil iki engel ortaya çıkmış oldu. Zaten dördüncünün amaçlarından birisi de Türkiye’den AİHM’ye giden şikâyet sayısını azaltmaktı.

Önce 12 Eylül 2010’daki halkoylamasıyla kabul edilen düzenlemeler, ardından 3 ve 4’üncü paketlerle gelen düzenlemeler sonrası insan hakları ihlallerinde hak arama durumu bu. Bakalım 5 ve 6 sonrasında ne durumda olacağız?