DSP'den birlik çağrısı

DSP lideri Sezer, CHP lideri Baykal'ı askerin ve TÜSİAD'ın arkasına sığınmakla suçladıktan sonra güçbirliği yapmaya çağırdı: Bu, topluma ümit verir.

'Siyaset TÜSİAD'ın, Silahlı Kuvvetler'in arkasına saklanmasın" sözü DSP Genel Başkanı Zeki Sezer'in ağzından çıkar çıkmaz, "Kimleri kastediyorsunuz?"
diye sordum. Beni şaşırtan bir açıklıkla "Baykal'ı kastediyorum" dedi. "Baykal'ı TÜSİAD ve Silahlı Kuvvetler'in arkasına saklanmakla suçlamak biraz ağır olmadı mı?" diye yeniden sordum. "Kusura bakmasın, bu bir dost uyarısı" diye devam etti Sezer, "Dost acı söyler. Baykal'a sine-i millet dendi, 'TÜSİAD ne diyor?' dedi. Başbakan'ın cumhurbaşkanlığına çıkmasını 'Birileri engellesin' dedi. Kusura bakmasın, o birileri siyaset olmak zorunda. Siyaset biraz da bu yüzden güvenilirlik sıralamasının en altlarında çıkıyor.'
Sezer bu sözleri dün Fikret Bila ile birlikte CNN Türk için yaptığımız Ankara Kulisi programında ve program dışındaki sohbetimiz sırasında söyledi.
İlginç olan, CHP lideri Deniz Baykal'a bu sert eleştirileri yöneltirken, bir yandan da CHP ile DSP'nin hem cumhurbaşkanlığı seçimi öncesindeki toplumsal girişimlerde, hem de sonrasındaki genel seçimlerde işbirliği yapması gerektiği konusunda ısrar etmesi.
Bu girişimlerin başında yarın Ankara'da Sıhhiye meydanında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olmaması talebiyle DSP tarafından yapılacak miting geliyor.
Sezer, "Sayın Baykal'ı bir kez daha davet ediyorum" diye sürdürüyor: "Toplumdaki muhalif kesimlerde, sol kesimde bir DSP-CHP güçbirliği isteniyor. Böyle bir güç birliği topluma ümit verir. Bugün Türkiye'nin karşı karşıya olduğu güçlükleri aşmak için böyle bir güç birliği gerekiyor. Biz DSP olarak, elimizi taşın altına koyuyor, işi yalnızca sivil toplum kuruluşlarına, ya da birilerine bırakmıyor, siyaseti öne çıkarıyoruz. O birilerinin başında Baykal olsun, biz de yanında olalım. Yoksa, sayın Başbakan'ın, Baykal'ın 'Çıkamayacağını görsün' demesine rağmen burnunun ucunu görecek hali yok. Demokraside sokak da önemlidir. Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olduğu takdirde, orada rahat oturamayacağını görmesi gerekir. Belki o zaman burnunun ucunu görür."
Sezer'in CHP ile istediği güçbirliği, birleşme değil. Şöyle açıklıyor: "Birleşme gerçekçi değil. Doğru da değil. CHP Meclis'e giremediği zaman vatandaş DSP'ye yöneldi. Vatandaş DSP'ye 'dinlen' dediğinde CHP yükseldi.
Baykal bunu görmeli. Araştırmalar yapıyoruz, ben her hafta miting meydanındayım. DSP'ye oy verenler arasında hiçbir zaman CHP'ye oy vermeyecek kesimler var. Keza CHP'ye oy verenler arasında hiçbir zaman DSP'ye oy vermeyecek olanlar var. Öyleyse iki koldan solu büyütmek mümkün. Genel seçimler için önceliği CHP ile bir ittifaka, güç birliğine veriyoruz. Ama 'kapatın gelin' anlayışını kabul edemeyiz."
Peki CHP olmaz ise ne olur? Örneğin DSP, Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu'nun ortaya attığı ANAP-DYP-DSP 'Demokratik Merkez' ittifakına nasıl bakar?
Sezer'in yanıtı: "İlle de ittifak yapmak zorunda değiliz. Ama Türkiye'nin bu dönemini partisel ve kişisel sorunları öne çıkararak geçiremeyiz. CHP ile işbirliği mümkün olmaz ise, o zaman diğer imkanlara bakabiliriz. Anlaşılan Anavatan Partisi bu imkânlara açık. Biz koalisyonlar kurmuş, koalisyonlarda yer almış bir partiyiz." Yani, kapılar açık.
Cumhurbaşkanlığı seçimine dönersek Sezer, Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesinin Türkiye'de "Seçim sürecinden başlayarak büyük gerginliklere yol açacak bir dönem"e yol açacağını öne sürüyor. "Laikliğin, Atatürk Türkiye'sinin törpüleneceğini, içeride ve dışarıda tehlikelerin süreceğini" öne sürüyor.
Erdoğan, 8 ve 14 Nisan'dan yapılacak gösteriler kalabalık dahi olsa bundan etkilenmeyeceğini, çünkü cumhurbaşkanının (halk tarafından değil) Meclis tarafından seçileceğini söyledi. O halde, neden adaylığını açıklamıyor, Sezer'e göre?
Yanıt: "Bence keyfini çıkarıyor. Bir de kendisine karşı çıkan grupların ne kadar güçlü olduklarını görmek istiyor. Biz de ona karşı çıktığımızı göstermek istiyoruz. Siyaset olarak göstermek istiyoruz. Çünkü siyasetçiler ortaya çıkmadığı için ümitsizlik var."