Düğüm çözülüyor

Ankara siyaseti akışkan. Küçük olasılıkları önemsemekte fayda var.

Başbakan Tayyip Erdoğan şaşırtmaya devam ediyor. Düne kadar Erdoğan 60'ıncı hükümetin listesini Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e değil yeni seçilecek cumhurbaşkanına sunacağı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün adaylığını desteklemeyebileceği yönündeki işaretleri yalanlamaya dahi yanaşmıyordu. Bu da genel bir kabulle, AK Parti'nin onbirinci cumhurbaşkanı adayının daha öncekilerde olduğu gibi seçimden bir gün önce, diyelim 19 Ağustos'ta, ya da hafta sonunda açıklanacağı ihtimalini akla getiriyordu.
Dünkü Bakanlar Kurulu'nda tablo değişti.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, 60'ıncı hükümet listesinin 16 Ağustos, Perşembe günü Çankaya'ya, Sezer'e sunulacağını ilan etti.
Acaba o listede Dışişleri Bakanı Abdullah Gül olacak mı? Acaba Gül'ün aday olduğunun ilanı için o listeyi beklememiz mi gerekecek? Yoksa, Gül'ün çevresinin ısrarla vurguladığı, 'Zaten tartışılacak bir şey yoktu. Erdoğan'ın bu saatten sonra Gül'ü desteklememesi söz konusu değil. Yalnızca adaylığı kimin açıklayacağı, nasıl açıklanacağı gibi yöntem tartışması vardı.' Tezi mi doğru?
Bakanlar Kurulu'nun hemen ardından toplanan AK Parti Merkez Yönetim Kurulu toplantısına, üye olmayan Gül'ün de davet edilmesi, ardından Gül'ün bugün muhalefet partileriyle görüşeceğinin duyurulması bu yönde gelişmeler. TBMM Başkanlığı'na Köksal Toptan'ın aday olacağı, ya da destekleneceği de, resmen açıklanmadan böyle bir parti toplantısına çağırılmasıyla anlaşılmıştı.
Erdoğan'ın 24 Nisan'da Gül'ün adaylığı kararını açıklamasında da yine bir MYK toplantısındaki "Siz cumhurbaşkanı olmayın, partinin başında kalın" tartışmasının önemli etkisi olduğu biliniyor.
Ama bu kez Gül'ü adaylığında ısrara taşıyan koşullar çok farklıydı. Şöyle ki;

    1- Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesinin engellenmesi süreci Türkiye'yi ciddi bir asker-hükümet gerilimine ve erken seçime taşıdı,
    2- AK Parti'nin seçimde aldığı yüzde 47'ye yakın oy desteğinde bu tartışmanın payı oldu,
    3- Buna rağmen asker söylediğinin arkasında olduğunu söyledi,
    4- Buna rağmen AK Parti teşkilatlarının önemli kısmı ve muhafazakâr Anadolu sermayesi (Kayserililer grubu öncülüğünde) Erdoğan üzerinde Gül baskısına ara vermedi,
    5- Buna rağmen, yani kendisi için ağır bir hayal kırıklığı olan seçim sonucuna rağmen CHP lideri Baykal 'Gül olmasın. Eşinin türbanı nedeniyle değil, kendi görüşleri nedeniyle' diyerek adeta gerekirse bazı dosyaları açacağı imasında bulunuyor (ki bunun Gül'ün aleyhine olmaktan çok lehine işleyeceği söylenebilir)
    6- Buna rağmen ABD'den gelen bütün sinyaller Gül yerine toplumun daha geniş kesimlerinin kabul edebileceği sembolik bir ismin iyi olacağı yönünde (ki bunun da Gül'ün aleyhine olmaktan çok lehine işlemesi mümkün)
    7- Buna rağmen İslamcı ve liberal entelektüel kesim içinde, askerle kendi hesaplaşmalarını Erdoğan-Gül üzerinden görmek için bunu kaçırılmayacak bir fırsat sayanlar da var.

Önceki gün İstanbul'da, İstiklal Caddesi'nde gösteri yapan bir grup, Gül'ün adaylığını 'Uzlaşma istiyorsanız, Gül üzerinde uzlaşın', 'Biz yedi yıl Sezer'e katlandık, siz de Gül'e katlanın' ve 'Demokrasiyi seven, Gül'e katlanır' gibi sloganlarla destekledi.
Son slogan, 'Gülü seven, dikenine katlanır' atasözünü anımsatıyordu ve aslında kendi içinde çelişiyordu: Gül, demokrasi uğruna katlanılacak bir diken miydi?
Gül'ün çevresi o kadar sabırsız ki, Erdoğan çevresinden gelen 'Her şey usulünce olur, MYK, sonra grup' sözlerine, 'Gruba gitmeye ne gerek var. Zaten milletvekilleri Gül'ü istediklerini söylediler' diye karşılık veriyorlar.
Gül, on birinci cumhurbaşkanı olmak için şu an AK Parti'nin tek adayı görünüyor.
Oysa CHP'den, MHP'den, DSP'den ve muhtemelen DTP'den destek bulamayacağı kesin gibi. Böyle de olsa, 28 Ağustos günü yapılacak Üçüncü tur oylamada on birinci cumhurbaşkanı seçilebilir, devir teslim olursa, 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın şeref misafiri olabilir.
İbre'nin artık Gül'ü gösterdiği doğru. Ama yine de Ankara siyaseti hiç olmadığı kadar akışkan ve hâlâ küçük ihtimalleri önemsemekte fayda var.
Neyse, aylardır Türkiye'yi bunaltan düğüm artık çözülüyor. Her şey olacağına varacak.