Dün Ankara, bugün İstanbul

Dün Erdoğan da Baykal da Ankara?da güç gösterisindeydi. AK Parti mitingi daha kalabalıktı. Bugün sıra İstanbul hesaplaş-masında

Dün Ankara partilerin miting meydanı tercihlerinde somutlaşan ilginç bir seçim ve seçmen tabanı manzarasına ev sahipliği yaptı.
Hem AK Parti’nin, hem CHP’nin seçim mitingleri dün güneşli bir Nevruz günü Ankara’da yapıldı. CHP lideri Deniz Baykal günler öncesinden Tandoğan’ı kapmış olmaktan memnuniyetini gizlemiyordu. CHP’liler AK Parti’ye Sıhhiye’nin kalmış olduğuna ayrıca memnundu.
Tandoğan Sıhhiye’ye göre hem daha geniş, hem daha derli topluydu. Ama miting alanları açıklandığında AK Parti’nin mitinginin Sıhhiye’de değil, Sincan pazar yerinde yapılacağı belli oldu.
İşin püf noktası Başbakan Tayyip Erdoğan’ın -Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in de katkısıyla- seçim mitingini şehrin en merkezi noktası olan Sıhhiye’de değil, Batı ucunda yer alan Sincan’da yapma tercihindeydi.
Bu tercih üzerinde dikkatle durmak lazım. Ankara’nın geleneksel miting alanları Tandoğan ve Sıhhiye’dir. Her ikisi de Çankaya ilçesinde yer alır. Çankaya ilçesi yalnız Ankara’nın ekonomik ve sosyal yönden en gelişkin ilçesi değildir; aynı zamanda Türkiye’nin idari merkezi sayılır. Yargı, Yasama ve Yürütme kurullarının, Silahlı Kuvvetlerin karargâhlarının ve yabancı büyükelçiliklerin tamamı, üniversitelerin çoğu bu idari merkez içinde yer alır. Çankaya’nın seçmen profili çoğunlukla kamu görevlileri, iş sahipleri, öğretmen ve öğrencisiyle üniversite mensuplarıdır. Bu seçmen profili ağırlıkla CHP’ye oy verir.
CHP adayının kendisini temsil edebileceğine, hizmet sunabileceğine inansa da inanmasa da ‘elim kırılsın’ der, yine CHP’ye oy verir.
Diğer yandan Çankaya, Ankara’nın geri kalanına biraz tepeden bakar; ya da diğer ilçeleri öyle düşünür, öyle algılar. Çankaya, diğerlerinin gözünde biraz ‘yüksek sosyete’, biraz ‘devletin yüzü’, biraz ‘dokunulmazların semtidir’. Çankaya’ya İzmir’e dendiği gibi ‘Gâvur İzmir’ denmese de, ‘Çankaya’nın bir gün Ezankaya olması’ temennisi yıllardır bazı çevrelerde fısıldanır.
Çankaya tepesi Ankara’nın güney ucunda yükselirken, o dört milyonluk dev çanağın kuzey ucunda Keçiören tepesi yükselir. Keçiören Çankaya’nın anti-tezi gibi algılanır. Keçiören küçük dükkân sahiplerinin, orta ölçekli işletmelerin kır kökenli ve dindar sahiplerinin, küçük ve orta memurların, işçi ve işsizlerin semtidir. Ece Ayhan’ın o müthiş şiirinde söylediği ‘Velhasıl onlar vurdu, biz büyüdük kardeşim’ ruh hali Keçiören’e hâkimdir. Tıpkı Doğu’da sırtını Hüseyin Gazi tepesine yaslamış Mamak ve Batı yönüne Polatlı ovasına doğru alçalan, zamanında Orta Asya ve Balkan muhacirlerinin yerleştirildiği Sincan gibi...
Erdoğan, Ankara’ya yerleştiğinde daha önceki her başbakanın aksine evini Çankaya’da değil, Keçiören’de seçerek ilk stratejik tercihini yapmıştı aslında. Dün kritik bir seçim mitingini Sincan’da yaparak bu tercihi sürdürdü. Tandoğan’a Çankaya seçmeni aktı; kadınlar  ve kamu görevlileri çoğunluktaydı. Baykal ‘yolsuzluk’ dediğinde, ‘hayat pahalılığı’ dediğinde dalgalanan coşku, şu an Türkiye’nin en can yakan sorunu olan ‘işsizlikten’ söz ettiğinde o kadar görülmüyordu sanki.
Erdoğan Sincan’da Baykal’ın Tandoğan’da toplandığından belki misliyle daha fazla kalabalık topladı. Ankara’nın merkezi, Çankaya’sı, belki Yenimahallesi Baykal’ı, çevresi Keçiören’i, Sincan’ı Mamak’ı Erdoğan’ı dinlemeye gitti.
Erdoğan mitingin sonuna doğru belki bu yüzden ‘Keçiören’i, Sincan’ı varoş diye küçümseyenler diye damardan girdi. O yüzden, -zor olduğunu bilse de- Çankaya’yı kastederek ‘Ankara’nın tamamını istiyo-rum’ dedi. Burada işi daha zor olan Melih Gökçek değil, Murat Karayalçın, iktidarda olmanın getir-diği ek imkânlara sahip olmadan ve çevreye karşı merkezin gücüyle mücadele etmek zorunda olan o.
Bugün İstanbul’da bir başka kıyasıya seçim mücadelesi var. Erdoğan, Kazlıçeşme’de
Kadir Topbaş’a, Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu’na -kendi tercihleri olmayan bir miting alanı olan- Çağlayan’da destek verecek. Baykal daha sonra İzmir’e uçarak Gündoğdu meydanında Çankaya ile birlikte en sağlam kalesi bildiği yerlerden İzmir’de konuşacak.
Unutmayalım ki bu genel seçim gibi geçen bir yerel seçim. Neticede Ankara ve İstanbul’u alamaması halinde de oyunu dörtte bir, üçte bir artırmış bir CHP’nin AK Parti karşısında duruşu değişebilir. Başbakan Erdoğan’ın 2007 genel seçim sonucu olan
 yüzde 47 olan hedefini geçip geçmeyeceğine bağlı olarak duruşunun değişeceği gibi. Gerçekten çok ilginç bir seçime doğru gidiyoruz.