scorecardresearch.com

Dündar-Gül davası basın özgürlüğünü tehdit ediyor

Meslektaşlarımız ibreti âlem için cezaya dikilmekte, caydırıcı birer örnek oluşturmaları arzulanmaktadır.

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti hükümetinin gazetecilerin yargılanmadan önce gözaltına alınmalarına, tutuklanmalarına karşı olduğunu söylemesinden kısa süre sonra, İstanbul’da Can Dündar ve Erdem Gül hakkındaki iddianame açıklandı.

İki meslektaşımıza Suriye’ye silah taşıdığı iddia edilen MİT kamyonları davası üzerine 29 Mayıs 2015’te yayınladıkları haber nedeniyle ömür boyu hapis cezası isteniyordu.

Zaten Kurtulmuş da suçu yargının üzerine atmıştı, yoksa hükümet karşıydı.

***

Yine savcının iddianamesini bugün açıklayacağından habersiz olan bir grup uluslararası basın kuruluşu dün Silivri önünde toplanmıştı.

Aralarında Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Sınır Tanımayan Muhabirler (RSF), Etik Gazetecilik Ağı (EJN), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Pen Kulübü (PEN), Dünya Gazete ve Haber Yayıncıları Derneği (WAN-IFRA) ve Güney Doğu Avrupa Medya Örgütü (SEEMO) de vardı.

Dündar ve Gül ile görüşmek için Adalet Bakanlığı'ndan izin istemişler, alamamışlar, o durumu protesto edip gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etmek için Silivri önünde toplanmışlardı.

***

Gelelim İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili İrfan Fidan’ın hazırladığı iddianameye.

İddianameye göre, Cumhuriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün, MİT kamyonları davasına ilişkin haberleri, yayın yasağına rağmen neden yayınlamışlar biliyor musunuz?

Savcının iddiasına göre, “Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının (FETÖ/PDY) işbirlikçisi” oldukları için.

Gülmeyin lütfen ağlanacak halimize.

***

Can ve Erdem’in bunu yaparken amaçları Türkiye’yi Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde “teröre destek veren ülke”  sıfatıyla yargılatmakmış.

Hükümeti “terörle ilişkilendirip görevini yapamaz hale getirmek” imiş savcıya göre.

Bu amaçla “Türkiye Cumhuriyeti devletinin ulusal ve uluslararası yararları bakımından gizli kalması gereken nitelikteki bilgiyi casusluk maksadıyla temin ve ifşa etmişler”.

Bunun Türk Ceza Kanunu'ndaki karşılığı da FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmadan bilerek ve isteyerek yardım etmekmiş.

Suç kanıtı da Can ve Erdem’in yazdıkları birer yazıymış.

Bu nedenle ağırlaştırılmış ömür boyu hapis isteniyor haklarında.

***

Daha fazla uzatmaya gerek yok.

Can ve Erdem’in bundan iki ay önce tutuklanması başlı başına bir skandaldı.

Şimdi yazdıkları nedeniyle haklarında “terör örgütü işbirlikçiliği” ve “casusluk” gibi kimseyi ikna etmeyecek suçlamalarla ömür boyu hapis istenmesi daha büyük bir skandaldır.

Dündar-Gül dosyasının salt hukuk sınırları içinde kaldığını düşünmek zordur.

Hükümet sözcüsü Kurtulmuş’un “Biz de karşıyız, yargının suçu” mealindeki sözlerinin mevcut siyasi atmosfer ve hükümet-yargı ilişkileri içinde ikna ediciliği de tartışmaya açıktır.

Adeta meslektaşlarımız ibreti âlem için cezaya dikilmekte, caydırıcı birer örnek oluşturmaları arzulanmaktadır.

Türkiye’de basın özgürlüğü zaten altın çağını yaşamamaktadır ama, Dündar-Gül davasının seyri bu durumu daha da ağırlaştırmaktadır.

http://www.radikal.com.tr/150105615010561

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

AMA... - canyanar

Ama orada silahlar gerçekten vardı!!! Sanırım bu gerçeği hiç bir şey örtemez!