En kötü 1 Kasım senaryosu hangisi?

Bu soruya her partinin seçmeninin yanıtı çok farklıdır. Ama siyasi aktörlerin pek azı Türkiye için en kötü durum senaryosunun, tek başına iktidar çıkmaması halinde Erdoğan'ın anayasal yetkisini kullanarak ülkeyi yeniden seçim tekrarına götürmesi olduğunu söyleyecektir.

Bir hafta sonra yapılacak 1 Kasım seçim tekrarından çıkabilecek en kötü durum senaryosu nedir?

Bu soruya her parti taraftarının vereceği ayrı bir cevap var.

***

Mesela ortalama bir AK Parti taraftarı, ki bu taraftarın gözünde en kötü senaryo, AK Parti’nin Meclis çoğunluğunu kaybetmesi, 13 yıldır alıştığı iktidar ve nimetlerini başkalarıyla paylaşmak zorunda kalması olacaktır.

Unutmamak lazım ki, ortalama AK Parti taraftarı gözünde önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonra parti ve ilkeleri gelir.

O nedenle AK Parti içinde, mesela yolsuzluk iddialarından Kürt meselesinde bir uçtan diğerine gidip gelmelere dek gelişmeleri onaylamayanlar dahi, hesaplaşmayı bir tür cihat ruhuyla sonraya erteleyebilir.

Aslında Nokta’ya muhtemelen parti tarafından sızdırılan tutanaklar bu bakışı doğrulayacak şekilde adeta “dersimizi aldık, cezalandırmaya kalkma, elimizde ne varsa kaybederiz” demektedir.

Ortalama AK Partili için en kötü senaryo yeniden tek başına hükümet kuramamak olacaktır.

***

Ortalama CHP’linin gözünde –yapılan son anketlere göre- Kemal Kılıçdaroğlu’nun etkisi partisinin önündedir; bu CHP tarihinde Bülent Ecevit’in Karaoğlan günlerinden bu yana ilk defa görülen bir olgudur.

Dolayısıyla bu ortalama CHP’li, AK Parti’nin yeniden Meclis çoğunluğunu alıp tek başına hükümet kurması halinde, Erdoğan’ın Anayasa'yı değiştirmeye çalışmaya dahi zahmet etmeden, fiili başkanlığını ilan edeceğini düşünmektedir.

Bu düşünceyle, hiç istemediği, sonuna dek hesap sorulmasını arzuladığı halde, Kılıçdaroğlu’nun peşinden AK Parti ile koalisyon kurulmasına destek vermeye hazır hale gelmiştir.

Ortalama CHP’li için en kötü senaryo, Erdoğan’ın fiili başkanlığını ilan edeceği bir 1 Kasım sonucudur.

***

Ortalama MHP’li, Alparslan Türkeş’in “Davadan ben dönersem, beni de vurun” düsturundan bu yana parti ilkelerini liderin önüne koymayı öğrenmiştir; bugün başbuğ Devlet Bahçeli’dir, ama aslolan MHP’dir.

Bahçeli ve MHP’nin Erdoğan’ın başkanlık sisteminde ısrarı, yolsuzlukların hesabının sorulmaması gibi konulara samimi itirazı vardır, ama bunların hiç biri Kürt meselesindeki itirazının yanına yaklaşamaz.

MHP ve Bahçeli için en kötü senaryo PKK ile yeniden diyaloga girecek ve özellikle de Anayasa’da bu yönde gedik açacak bir idarenin kurulmasıdır.

Zayıf ihtimal de olsa, AK Parti’nin HDP ile ortaklığının önüne geçmek için ciddi çaba harcayacaktır MHP.

***

Ortalama HDP’li için durum tam tersidir.

Ona göre 1 Kasım’da çıkabilecek senaryoların en kötüsü, Kürt meselesinde yeniden güvenlik odaklı siyasete dönülmesi, diyalogun tamamen kopmasına yol açacak bir hükümet modelidir.

Buna yol açmayacağı müddetçe Erdoğan’ın fiili başkanlığına da yol açacak olsa tek başına AK Parti hükümetine katlanması mümkündür; hatta böylece İmralı diyalogunun yeniden kurulmasını umabilir.

Ortalama HDP’li için felaket senaryosu bir AK Parti-MHP koalisyonudur.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan için en kötü durum senaryosu, 400’ü bulup Anayasa'yı değiştirme umudu artık kalmasa da yürütme gücünü tek başına kullanamayacak olmasıdır; AK Parti’nin Meclis çoğunluğuna bu nedenle ihtiyaç duymaktadır.

***

Bu aktörlerin pek azı Türkiye için en kötü durum senaryosunun, AK Parti’nin tek başına iktidar olamaması halinde Erdoğan’ın anayasal yetkisini kullanarak ülkeyi yeniden seçim tekrarına götürmesi olduğunu söyleyecektir.

Bu durumun sadece siyasi olarak değil, ekonomik olarak da Türkiye’nin 2015 yılını kaybetmesine neden olan seçim tekrarının, 2016 ve belki sonrasını da kaybetmesi, hatta belki Erdoğan’ın önem verdiği G20 üyeliğini kaybetmesiyle sonuçlanacağını görebilmektedir.

Türkiye için en kötü durum senaryosu, (7 Haziran sonrası Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun CHP ile koalisyon kurmaktan caydıran) Erdoğan’ın 1 Kasım sonucuna göre ülkeyi yeniden seçime taşımaya çalışması olacaktır.