Enerji savaşları bölgeyi geriyor

Dün Türkiye'nin Gürcistan ve Azerbaycan'la, Tiflis'te önemli bir demiryolu anlaşmasına imza attığı saatlerde Sofya'da düzenlenen bir başka törenle Rusya...

Dün Türkiye'nin Gürcistan ve Azerbaycan'la, Tiflis'te önemli bir demiryolu anlaşmasına imza attığı saatlerde Sofya'da düzenlenen bir başka törenle Rusya, Bulgaristan ve Yunanistan arasında bir petrol taşımacılığı anlaşması imzalandı. Türkiye, Samsun-Ceyhan hattını geciktiredursun, Rus petrolünü Bulgaristan'ın Karadeniz limanı Burgaz'dan, Yunanistan'ın Ege limanı Aleksandropolis'e (Dedeağaç) indirecek boru hattı için imzalar atıldı.
Gerçi bu, imzalanması beklenen bir projeydi. Ancak zamanımız, özellikle de üzerine savaşların koptuğu enerji alanındaki projeleri bekletme çağı değil. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Petrol Yasası'nı geri çevirirken, savaşlara gönderme yapması ve petrol şirketinin milli niteliğinin korunmasını istemesi de boşuna değil.
Konu o kadar önemli ki, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün iki gün önce Washington'da Başkan Yardımcısı Dick Chenney ile yaptığı görüşmede masaya bölgesel enerji haritalarının açıldığını, enerji güvenliği konusunun görüşüldüğünü öğreniyoruz. Oysa Gül'ün görüşme amacı Irak'taki durum, PKK ve Ermeni soykırımı yasa tasarısının engellenmesi çabaları olarak açıklanmıştı. Demek ki ABD ve Türkiye'nin PKK ve Ermeni meselesi üzerine konuşacakları güncel politikanın ötesinde, enerji güvenliği gibi stratejik bir çerçeveye oturuyor.
Enerji ve enerji güvenliği, günümüz dünyasında en önemli strateji konusu.
Küresel ısınmadan Irak'taki savaşa dek dünya gündemini işgal eden pek çok önemli konu gelip enerjiye dayanıyor. Çin'in yıllık elektrik ihtiyacındaki artışı karşılamak için ortalama her hafta bir elektrik santralı
kurduğu ve Çin'in bir yıllık artışının, Türkiye'nin toplam kurulu gücünden fazla olduğu düşünülürse, ne tür büyüklüklerden söz ettiğinmiz anlaşılabilir. Çin ve Hindistan'ın doymak bilmez ihtiyacının karşılanabilmesi için şu anda görünen ana kaynaklar ise, Körfez petrolleri, Hazar petrolleri ve Rusya.
Dolayısıyla, çok geç kalınmadıkça Samsun-Ceyhan'a da, o kanalla Rusya-İsrail-Hindistan-Çin petrol rotasının kurulabilmesine de hâlâ yer var. Özellikle de bu hattın Süveyş Kanalı ve Basra Körfezi'ne seçenek oluşturduğu düşünülürse. (Mısır'ın Kıbrıs Rumlarıyla petrol anlaşması yapmasının, bu ihtimalden duydukları rahatsızlık ile bir ilgisi var mı acaba?)
İran gerilimi, başlı başına bir enerji konusu. Nükleer silah sahibi olma arzusu bir yana, iyi stratej olan İranlılar, ellerindeki petrolün
çok da uzak olmayan bir gelecekte bitebileceğini gördükleri için de nükleer enerjiye yönelmek istiyorlar. İran ve Rusya'nın dünyadaki doğal-
gaz kaynaklarının yarısına sahip olması da tabloyu iyice karmaşık hale getiriyor.
Avrupa Birliği, Rusya'nın enerji kaynaklarını kullanarak Avrasya politikasına asli aktör olarak dönüş yaptığının farkında. Bulgaristan ve Romanya'nın AB üyesi olması ardından Karadeniz, AB bünyesinde ciddi bir siyaset aktörü olacağa benziyor. Ve tabii ki Karadeniz'den geçen enerji nakil hatları.
Bu tablo içinde, Irak'taki şiddet giderek tırmanıyor. Dün ABD ve Irak ordu birlikleri Bağdat'ta büyük bir operasyon başlattı. Operasyona Kürt peşmergeler de katılıyor.
Türkiye bu koşullar altında ABD'den Irak'taki PKK varlığına karşı etkin olmasını istiyor.
Irak Kürtleri ise, ABD ile işbirliklerinden güç alarak buna yanaşmıyor. (En son Fransa örneğinde olduğu gibi, ABD'nin PKK'nın Avrupa'daki para kaynaklarını kesme çabaları sonuç vermeye başladı, ama bu AK Parti hükümetinin tek başına kamuoyuna karşı övünebileceği bir malzeme olmaktan uzak.)
Türkiye, bölgesel enerji geçiş rotaları üzerindeki coğrafi kozunu, stratejik bir siyaset kozu haline dönüştürmek istiyor. Ancak tarihsel mirası Türkiye'nin paçalarından tutuyor. Kürt ayrılıkçılığı ve Ermeni talepleri, tarihsel mirastır ve coğrafyanın siyasi koza dönüştürülmesini engelliyor. Türkiye'nin, geleceği açısından önem taşıyan iki seçimin birden yapılacağı bir yılda bulunması, bu sorunların yığılması açısından bir zamanlama talihsizliği. Hükümetin bu sorunları ne kadar hasarla atlatacağı önem taşıyor.