Erdoğan AB'ye 'Askerle çatışma yok' dedi

Başbakanın AB elçilerine 'kurumlar arası çatışma yok' demesi, çatışma isteyenlerin hesapların boşa çıkarmış olabilir

Başbakan Tayyip Erdoğan Ankara’daki AB Büyükelçileriyle 15 aydan bu yana ilk kez topluca dün hitap ederken Türkiye’nin siyasi gündemini 12 haftadır meşgul eden belge tartışmasına da girdi.
AB çevrelerinde belge tartışmasının nasıl izlendiğini 19 Haziran’da Radikal’de aktarmaya çalışmıştım. AB kaynakları kendilerini gerçekten ilgilendiren ve endişeye sevk eden tek ihtimalin, belgenin gerçek ve ordunun emir komuta zinciri içinde hazırlanmış olması ihtimali olduğunu söylüyorlardı. Bu durum, Türkiye’de demokrasinin henüz istenen düzeyde olgunlaşmamış olduğu şeklinde yorumlanabilir, üyelik müzakereleri bundan zarar görebilirdi.
Öyle anlaşılıyor ki, Başbakan Erdoğan da bu yönde mesajlar alıyordu ki, zaten
Türkiye’nin üyeliği konusunda aykırı seslerin çoğaldığı AB karar mekanizmalarına topluca bir açıklama getirme ihtiyacı duydu. Büyükelçilere, “Türkiye’de bu belgeden dolayı bir gerilim oluşmamıştır. Bu belgeden dolayı demokrasiye yönelik bir tartışma başlamamış, bir ayrışma, kurumlar arasında bir çatışma söz konusu olmamıştır” dedi.
Erdoğan medyanın da demokrasiye sahip çıkmasını da -herhangi bir ayırım yapmaksızın- övmesi de dikkat çekiciydi.
Erdoğan’ın bu sözlerinden birkaç anlam çıkarılabilir. Şöyle ki:
- Belgenin askerin yeni bir darbe planı olduğunun ortaya çıkması sonucuda Başbakan Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u görevinden alıp  tasfiyeye gireceği, böylece de AB’nin Türkiye’de demokrasinin olgunlaştığına kanaat getirip üye kabul edeceği yolundaki ileri tezlerin geçersizliğini gösterdi Erdoğan.
- Çünkü AB ilişkilerinin ışığı açıp söndürmek kadar kolay olmadığını biliyor. Erdoğan, askerle çatışma görüntüsü vermesinin zaten Türkiye’ye yüzeysel bakan Avrupa siyasetçilerince demokrasinin ne kadar geliştiğinin değil, nasıl olmadığının işareti olarak algılanıp müzakereler kesilme bahanesi yapılabileceği tehlikesinin farkında. AB bakanı Egemen Bağış, Başbakana bu yönde nabız vermişse, işini iyi yapmış sayılmalı.
- Bir de dünkü açıklamayla Erdoğan, Türkiye gibi bir ülkenin başbakanı olduğunun farkındalığını sergiledi. Ordusundan bir şikâyet olsa bile bunu AB elçilerine yansıtmak Başbakan’a yakışmazdı. Ayrıca, bugün grup çıkarı için onu alkışlayanlara ülkeyi ayakta tutup yönetmek için ihtiyacı yok, ama orduya ihtiyacı var. Belge tartışması krize dönüşmek üzereyken  Orgeneral Başbuğ ile -kritik bir AK Parti Meclis grup toplantısı öncesi- görüşmek istemesi, kriz yönetimine geçilip yangın soğutma çalışmalarına başlanması da bunu gösteriyor.
- Nitekim, Orgeneral Başbuğ’un, Makedonya-Arnavutluk temaslarından döndükten sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile yaptığı görüşme ardından Gül’ün ilk kez bu konuda yorum yapması dikkat çekti. 21 Haziran’da Karaman’da konuşan Gül ‘Artık Türkiye’de hiç bir şeyin gizli kalmayacağını’ söyledi ve ilk kez ‘kasten hata yapılmış olması ihtimalinden’ söz etti. Ne de olsa, bizlerin bilmediği bilgilere sahip Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve çok az sayıda birkaç yetkili daha.
- Başbakan’ın sözlerinin belge tartışmasını kriz düzeyinde tutmaya çalışan gruplarca kolay sindirilemeyeceğini söylemek kehanet olmaz. Çünkü PKK mücadelesi ve Kürt meselesi konusunda hükümet-asker mesaisi, Ankara’da kurulmakta olan yeni denklemlerin dışında kalma telaşına kapılan kesimlerce hoş karşılanmıyor. Bunlar arasında askerden demokrasi dışı davranmasını bekleyenler de var, hükümetin askerin üzerine hasmane gitmesini isteyenler de. Ulusalcı uçla, cemaatçi uç ayrı ayrı yollardan, aynı değirmene su taşıyor sanki: Askerle hükümeti birlikte çalıştırmama değirmenine. Böyle bir sonuçtan başka hesabı
olan başka ülkeler ve başta PKK, başka grupların varlığı da mutlaka düşünülmeli. 
Başbakan dünkü sözleriyle asker ile hükümet arasında çatışma görmek isteyenlerin hesaplarını boşa çıkarmış olabilir.