'Erdoğan artık süpermen değil'

Gelişmeler AKP'nin büyüsünü bozdu. Bir büyükelçi "Erdoğan artık süpermen değil" dedi.

Meclis dün cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini oyladı, ama bu önemdeki bir gelişme nedense fazla ciddiye alınmıyor siyaset çevrelerinde. Çünkü kimse bu Anayasa değişikliğinin gerçekleşeceğine inanmıyor. Pek az kişi bu değişikliğin AK Parti yönetimince gerçekten inanıldığı için yapıldığına inanıyor. Genel kanı, bu değişikliğin AK Parti yönetimince cumhurbaşkanlığı seçimini burnundan getiren CHP ve Anayasa Mahkemesi'nden karşılık alma seçimde propaganda malzemesi olarak kullanılma amacı taşıdığı yönünde.
Değişikliğin Sezer tarafından 15 günlük süre sonuna dek kullanıldıktan sonra iki kez reddedileceği ve referanduma gidileceğini varsayan AK Parti için bu da tek başına yeterli değil. Referandumun 22 Temmuz'daki erken seçimle birlikte yapılmasını istiyor. Böylelikle seçim temasının hükümet icraatı (işsizlik, tarım, asayiş sorunu, genel güvenlik ve dış politika gibi) konularından çıkıp, devlet-millet gibi soyut bir ideolojik tartışmaya dönüşmesini istiyor.
Ancak Meclis Büro Şefimiz İsmet Demirdöğen'in saptadığına göre AK Parti, asgari 120 gün olan referendum süresini 40 gün civarına çekip 22 Temmuz'a yetiştirmeyi, mevcut yasalarla yapamıyor. Dün bu konuyu sorduğum bir parti yetkilisinin "Öyle mi? O zaman bir yasa da onun için çıkarırız" demesi, işin geldiği ciddiyet aşamasını gösteriyordu.
Ancak bu zorlama da 1- Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in vetolarına ve 2- Seçim takvimine takılabilir ve 22 Temmuz'a yetişmeyebilir. Bu durumda yeni Meclis, 367'yi bulursa referandum öncesinde Anayasa değişikliği ile olgunlaşmamış bu değişikliği iptal yoluna da gidebilir, cumhurbaşkanı yetkileri ve seçimine ilişkin yeni kıstaslar getirebilir.
Her şey birbirinin içine girmiş durumda. Meclis'te konuştuğum AK Partililer, bu durumu 'Bir yanda AK Parti, diğer yanda diğerleri' zeminine çekmeye çalışıyor, bir yandan da Cumhuriyet mitinglerine karşı kendi mitinglerini (istikrar adına) düzenleyemediklerine hayıflanıyorlar. Bu tablonun kendilerine daha çok oy getireceğine inanıyorlar.
Ancak cumhurbaşkanı seçimi tartışmasının AK Parti'nin dışarıdaki görüntüsünü sarstığını, büyüsünü bozduğunu söylemek mümkün. Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in önceki günkü konuşmasında Türkiye'nin modern bir ülke olma çabasını Atatürk ve reformlarına bağlaması ve laiklik vurgusu yapması rastlantı olabilir mi? Türkiye'nin dış ve güvenlik politikası için önemli bir ülkenin Ankara büyükelçisinin son gelişmeler üzerine başkentine yazdığı raporda kullandığı şu cümle aslında çok şey anlatıyor: "Erdoğan artık süpermen değil".
Aynı büyükelçi, daha önce Erdoğan hastalanıp hastane önünde arabadan ancak cam kırılarak çıkarıldığında Başbakan'ın erişilmezlik görüntüsünün darbe aldığı gözlemini merkezine iletmiş olduğunu sözlerine ekliyor. Bazen siyaseti diplomasi üzerinden izlemek resmin daha iyi görülmesini sağlıyor.

* * * * *
Başbakan, MİT Müsteşarı ile ne konuştu?
Genelkurmay Başkanlığı'nın Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi için (iptal edilen) ilk tur oylamanın yapıldığı 27 Nisan gecesi yaptığı sert laiklik-cumhurbaşkanlığı açıklaması ardından, Başbakan Erdoğan kurmaylarıyla sabaha kadar toplanmıştı. Erdoğan gece yarısı saatlerinde Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ı telefonla aramış, ancak İstanbul'da bulunan Büyükanıt'a ulaşılamadığı, notun iletileceği yanıtını almıştı.
Ertesi gün, 28 Nisan'da devam eden çalışmalar sırasında Erdoğan, MİT Müsteşarı Emre Taner'i de çağırarak 20 dakika civarında görüştü. İlk sızan bilgiler, Taner'in 29 Nisan Cumhuriyet mitingine ilişkin güvenlik bilgileri verdiği yönündeydi. Ancak daha sonra kulise Taner'in Erdoğan'a, askerin tepkisinin hafife alınmaması gerektiğini söylediği yolunda bilgiler sızdı.
İki kişi arasında geçen görüşmeyi bütünüyle çözmek mutlaka zor olacak, zaman alacaktır. Ancak öğrendiğime göre, Erdoğan'ın Taner'le yaptığı o görüşmede 'o günkü olağanüstü şartların ciddiyeti' konuşulmuş. Tercüme edersek, MİT Müsteşarı, Başbakan'a 'durum ciddi' mealinde bilgi vermiş.