Erdoğan bu defa da Kıbrıs Türk Cumhurbaşkanı'na kızdı

Acaba Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Kıbrıs sorusu zaten sinirlerinin gergin olduğu bir zamanda geldiği için mi acısı Akıncı'dan çıktı?

Kıbrıs Türklerinin yüzde 60 milli iradeyle seçtikleri yeni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 26 Nisan akşamı balkon konuşmasında dedi ki, biz artık yavru değil kardeş vatan olmak istiyoruz.

Sen misin diyen? Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan (daha tebrik telefonu almadan) “Yavruysan yavruluğunu bil” cevabını aldı.

Neyse “Yavrusun sen yavru kal” da diyebilirdi, kardeşçe ilişki lafına Erdoğan tepkiliydi.

***

Oysa daha dünkü gazetelerde iki eski danışmanı, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve AK Parti Milletvekili Adayı Ali İhsan Arslan (biz onu Mücahit lakabıyla tanıyoruz) Erdoğan’ın tepkisiyle (aslında soru kızgınlıktı sanırım) başa çıkmanın yolunun bazen bir kardeş gibi alttan almakta olduğu sırrını paylaşmışlardı.

Ama kardeşçe ilişki talep etmek Akıncı’ya yaramadı, her canlı gibi Erdoğan’ın şimşeklerinin tadına bakmak dün ona düştü.

Akıncı da pek altta kalmadı aslında, CNN Türk yayınında “Hep yavru mu kalalım?” diye sordu en azından.

*** 

Acaba Erdoğan’a Kıbrıs sorusu zaten sinirlerinin gergin olduğu bir zamanda geldiği için mi acısı Akıncı’dan çıkmıştı.

Bir kere önceki günden kalma, Fethullah Gülen Cemaati adına komployla suçlanan “paralelci” sanıkların tahliyesi tartışması vardı.

Adeta Ergenekon ve Balyoz davalarında çoğu kritik adımın hafta sonu nöbetçi mahkemelerde alınmış olmasını hatırlatır şekilde bir hafta sonu tahliye kararı, Bakanlığın müdahalesiyle görülmemiş şekilde önlenmiş, hâkimler görevden alınmıştı.

***

Ama sadece o da değil, yargı kaynaklı bir başka memnuniyetsizlik kaynağı daha vardı dün.

Daha iki-üç saat kadar önce Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümü töreninde Başkan Zühtü Arslan, öyle çok doğrudan olmasa bile, güçler ayrılığının iyi tanımlanmadığı bir Anayasanın yanlış olacağını söylemişti.

Güçler ayrılığı, güçlü denge ve denetleme yapıları Erdoğan’ın öteden beri haz etmediği kavramlar; bunları milli iradeyle belirlenen yürütme gücünün ayağında pranga gördüğünü defalarca söyledi.

***

Erdoğan döneminin Anayasa Mahkemesi Başkanı olarak önyargı beslenen Arslan’dan böyle bir şeyi duymanın Erdoğan’ı memnun ettiğini söylemek zor.

Ancak bu sözler Erdoğan’ın 7 Haziran sonrasında düşündüğü süper-başkan anayasasında Anayasa Mahkemesi’ni kaldırma doğrultusundaki kanılarını güçlendirmiş olabilir.

Zaten Arslan’ın geçen hafta yaptığı açıklama da ortada: Bireysel başvuru yükünü hafifletmek için Anayasa değişikliğinden yana oldukları açıklamalarına karşı Mahkeme değişikliğe ihtiyaç duymadıklarını söylemişti; adeta yeni Anayasa tartışmasına gerekçe olmak istemediklerinin beyanıydı bu.

***

Geçen hafta Erdoğan’ın siniri zaten Ermeni meselesi nedeniyle ayrıca burnundaydı.

1915 tehcirindeki kitlesel cinayetleri soykırım olarak anan Vatikan ve Avusturya’dan büyükelçileri çekmiş, Almanya’dan Fransa’ya, Rusya’ya dek ülkeler kınanmıştı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bütün haftayı Vaşington’da geçirmiş, neticede ABD Başkanı Barack Obama’nın her şeyi en ağırından söyleyip, bir tek “soykırım” sözcüğünü İngilizce kullanmamış olmasında teselli bulunmuştu.

***

Sadece uluslararası ilişkiler ve yargı da değildi Erdoğan’ı geçen hafta kızdıran.

Mesela daha önceki hafta Türk Lirasının değer kaybı ve artan enflasyonda acaba hükümetin de payı olabilir mi diye soran TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes’a zaten “Dosyasını biliriz” diye yüklenmişti.

Geçen hafta ortada aslında bir neden de yokken tekrar Lüksemburg’ta çalıştığı zamanlar vurgusuyla gündeme taşıdı.

Erdoğan 7 Haziran seçimleri yolunda, hem de CHP’den HDP’ye muhalefet partilerindeki ağırlığı ekonomik vaatlere vermişken TÜSİAD ve diğer iş çevrelerinden (kendi ifadesiyle) “patinaj yapan” ekonomiye dair eleştiri duymak istemediğinden önleyici atış yapıyor olabilir mi? Belki de…

***

Erdoğan’ın son haftalardaki gidişattan genel memnuniyetsizliği giderek daha çok hissedilir oldu.

Belki artık etrafında kendisini “kardeşçe” yatıştıran danışmanlar olmadığı için, belki de 7 Haziran’a dair seçim anketleri ona seçim sonrası süper-başkanlık getirecek bir yeni anayasayı henüz göstermediği için.

Seçime şunun şurasında bir buçuk ay kaldı.

Kilit hâlâ HDP’nin yüzde 10 barajını aşmasında görünüyor; o da henüz kesin değil.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Kürt çözüm sürecinin AK Parti olmadan çökeceği söylemi de CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Hürriyet’ten Deniz Zeyrek’e yaptığı, süreci Meclis çatısı altında olmak şartıyla HDP ile sürdürebilecekleri açıklamasıyla zayıflayabilir.

Erdoğan’ın kendisine en yakın olabilecek isimlerle dahi ters düşmeye devam etmesi onu çok arzu ettiği hedefinden giderek uzaklaştırıyor olabilir