Erdoğan Çankaya'da rahat oturabilecek mi?

AKP teşkilatı Erdoğan'ın Başbakan kalmasını istiyor. Sezer, Büyükanıt, yargı ve üniversitelerdeki itirazlar da yükseliyor. Erdoğan Köşk'e çıksa bile rahat edemeyeceğini düşünüyor olmalı.

Ankara son yıllarda gördüğü en büyük mitinge sahne oldu. Sabahın erken saatlerinden itibaren Tandoğan Meydanı'na doğru biriken kitleler, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmaması talebiyle saatler boyunca gösteri yaptı. BBC World ve CNN International televizyonları, mitingi ön sıralarda ve görüntülü olarak, kitlelerin Erdoğan'ın ülkeyi laik yönetimden
ayıracağı inancıyla cumhurbaşkanı olmasına karşı çıktığını duyurdular. Mitingin anlamını tahlile girmeden önce fiziki boyutlarını konuşmakta yarar var. Ne polis kaynaklarının 70 bin sayısı, ne de bazı televizyon kanallarının milyonlar ifadesi gerçekçi değil. Ankara'yı bilenler için, Tandoğan Meydanı, o meydana açılan Gazi Mustafa Kemal Bulvarı yönünde Nokta durağına; Beşevler yönünde Beştepe kavşağına; Anıtkabir ve Gençlik
Caddesi yönünde Akdeniz Caddesi'ne; Gar yönünde Atatürk Kültür Merkezi kavşağına ulaşan bir kalabalıktan söz ediyoruz. Bu alana 300 bin ve kitlenin sıkışıklığına göre daha fazla gösterici sığabilir. Alanı çevreleyen polis barikatlarının birkaç kilometre geri çekildiği bilgisi var ki, bu da mitinge katılanların polisin tahmin ettiği sayıdan çok fazla olduğunu gösterir. Kesin rakamın belirleyici bir önemi yok ama, tekrarlamak gerekir ki, dünkü Ankara'nın son yıllarda gördüğü en büyük miting sayılmalı. Burada sayının bir milyon mu, 300 bin mi olduğunun önemi yok. Kuşkusuz, daha geniş kitleyi kucaklama şansına sahip bir organizasyon ile (sendikaları, kitlesel meslek kuruluşlarını da kapsayan) çok daha geniş kitleye ulaşabilinirdi. Sanırım Atatürkçü Düşünce Derneği koordinasyonundaki miting komitesi bundan özellikle kaçındı ve ideolojik merkezin varlığını ölçmek istedi.
Bu merkez dün görüldü. Dün bir başka olguya daha şahit olundu. Miting, CHP, MHP ve DSP tabanlarının ve yönetimlerinin de ilk toplu eylemi oldu. Bu partilerden hiçbiri mitinge kurumsal destek açıklamamalarına karşın, fiili, aktif destek verdiler. Bunun bir prova olduğunu, bir koalisyon provası olduğunu söylemek için çok erken. Ama bu üç partinin Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığını engellemek için ortak bir payda buldukları ve bu paydada bir arada durabildikleri söylenebilir.
Ankara'da bunlar olurken, Başbakan Erdoğan dün İstanbul'da evindeydi. Televizyon kanallarında gezindiyse, miting görüntülerini görmüş olmalı. (TRT miting alanına canlı yayın aracı göndermesine karşın, yazının yazıldığı saatlere dek mitingden yayın yapmamıştı.) En azından İçişleri Bakanlığı ve AK Parti teşkilatı aracılığıyla bilgi almış olmalı.
Geçen hafta Halep yolculuğu sırasında, mitingin kalabalık olmayacağını, olsa bile seçimi Meclis'in yapacağı için bunun bir önem taşımayacağını söylemişti. Dün akşam Hannover yolunda yine gazetecilerle birlikteydi. Türkiye'de cumhurbaşkanını ne yazık ki halk değil, Meclis seçiyor. Bu açıdan bakıldığında, zaten muhalif niteliği apaçık olan, Erdoğan ve AK Parti'nin Cumhuriyet'in laiklik ilkesine karşı tutumunun öne süren bir mitingin Meclis'teki AK Parti oylarının yönünü değiştirmesi pek mümkün değil.
Ama sokağın sesine kulağını tıkamak doğru mu?
Radikal'e ulaşan bilgiler, Erdoğan'ın yaptırdığı anketlerde ilginç sonuçlara ulaşıldığını gösteriyor. Milletvekilleri arasındaki ankette çoğunluğun "Çıkın" demiş olması doğal, önümüzde genel seçimler var. Buna karşın bazı milletvekillerinin "Başbakan kalın" dediği biliniyor; bu "Çıkmayın" demektir. AK Parti teşkilatı, yani yerel yapılardan da yüzde 70 oranında "Başbakan kalın" sonucu gelmiş. Partinin, partili olan-olmayan vatandaşlar arasında yaptırdığı bir ankete ise yüzde 50 civarında
"Çıkmasın", yüzde 20 civarında "Çıksın" yanıtı gelmiş.
Yalnız dünkü miting değil söz konusu olan. İşte bu anketlerden, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Cumhurbaşkanı Sezer'in konuşmalarına, muhalefetin giderek Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkmasını istemeyen cephede birleşmesine, Anayasa Mahkemesi'nden ve yargıdan (Cumhurbaşkanı olduktan sonra belediye başkanlığı dönemine ilişkin yargılanabileceği üzerine) gelen işaretlere dek, son haftalardaki bir dizi gelişme, Erdoğan'ın karar sürecini zorlaştırıyor.
Belli ki Erdoğan'ın içinde "Çıkma" diyen ses, bir kaç gün öncesine dek daha güçlü çıkmaya başladı. Papatya falını Cemil Müneccim'e bırakalım, ama Erdoğan, Çankaya'ya çıksa bile orada çok rahat oturamayacağını ciddiyetle düşünüyor olabilir.