Erdoğan-Davutoğlu stratejisi kazandı

Erdoğan'ın ısrarı ve seçmen dikkatini CHP'nin öne çıkardığı ekonomik kaygılardan PKK'nın saldırılarına cevaben güvenlik kaygılarına çevirmesi, Davutoğlu'nun da bunun arkasında durması hedefe ulaşmalarını sağladı.

AK Parti’nin Meclis çoğunluğunu kaybettiği 7 Haziran gecesi yaptığı balkon konuşmasında Başbakan Ahmet Davutoğlu “Mesajı aldık” demişti.

Hem Davutoğlu, hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, seçmenin 7 Haziran’da kendilerini –o zaman yaygınlaşan deyimle fabrika ayarlarına dönmek için- “uyardığına” inanıyor, seçmenden AK Parti’yi “cezalandırmamasını” istiyorlardı.

Erdoğan buna dayanarak Anayasa’daki imkânı gördü ve kendi başkanlık hedefleri için de AK Parti’ye Meclis çoğunluğunu geri almak için bir şans daha tanıyacak seçim tekrarı formülünü zorladı.

***

Öyle anlaşılıyor ki, AK Parti seçmeni “Mesajı aldı”.

Davutoğlu’na sadece Meclis çoğunluğunu geri alıp tek başına hükümeti rahatlıkla kuracak desteği vermekle kalmadı, aynı zamanda Davutoğlu’nun Erdoğan ile uyum içinde çalışma yöntemini de onaylamış oldu; bir yerde siyasi geleceğini teminat altına aldı.

AK Parti’nin 2011 Haziran ayında yüzde 49,9 olan oyu 2015 Haziranında 9 puan birden düşmüşken, beş ay sonra 1 Kasım’da yine 9 puana yakın artarak yüzde 49,4’e ulaştı.

***

Erdoğan’ın ısrarı ve seçmen dikkatini CHP’nin öne çıkardığı ekonomik kaygılardan PKK’nın saldırılarına cevaben güvenlik kaygılarına çevirmesi, Davutoğlu’nun da bunun arkasında durması hedefe ulaşmalarını sağladı; bu seçimlere olağanüstü koşullarda gidildi.

Böylelikle mesela, (araştırmacı Bekir Ağırdır’dan ödünç alıyorum) 7 Haziran öncesi arabayı emniyet şeridine çekip bekleyen sürücüler gibi, başka partiye yönelmeyen, ama sandığa da gitmeyen AK Parti seçmenini geri kazandı.

Böylelikle mesela, Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran’dan bu yana izlediği reddiye çizgisinden memnun olmayan ama 7 Haziran’dan bu yana hükümetin PKK’yı vurmasından memnun olan bir grup MHP seçmenini geri kazandı.

Hatta PKK’nın Suriye’deki savaşın gazına gelip Kürdistan kantonları kurma çabasından ürken bazı HDP seçmenini –kazanmasa da- pasifize etti.

***

Bu seçimin AK Parti bakımından sonucunun MHP ile arasındaki duble yoldaki trafiğin yönüne ve yoğunluğuna bağlı olacağını görüyor, bunu birkaç gündür yazıyor, ama ölçemiyorduk.

Görüldü ki akış MHP’den AK Parti’ye olmuş.

Ama HDP’de, özellikle de doğu ve güneydoğu oylarındaki azalmayı tahmin edememişiz.

***

HDP eğer Türkiye’nin batısından ve yurtdışından gelen oylar olmasa 10,5 ile barajı kıl payı aşamayacaktı.

O durumda AK Parti milletvekili sayısı, şimdiki gibi 316 olmayacak, Erdoğan’ın istediği başkanlık sistemine geçecek Anayasa değişikliğini belki 330 sınırını aşıp halk oylamasına, belki de 367 sınırına yaklaşıp doğrudan Meclis oylamasıyla gerçekleştirecek düzeye ulaşacaktı.

Gerçi şimdi de Erdoğan’ın AK Parti iktidarında fiilen başkanlık yetkilerini kullanma siyasetini sürdüreceğinden söz edilebilir, ama şimdi sahnede bir de gemisini kurtaran Davutoğlu kaptan var.

***

Yine de HDP, MHP’nin 41 sandalyesine karşın 59 sandalye alarak Meclis’te üçüncü parti konumuna yükseldi. Üstelik bunu IŞİD’in 10 Ekim’de Ankara’da şimdiye dek 102 kişinin öldürülmesine yol açan bombalı saldırıdan sonra seçim kampanyalarını iptal ettiği ve PKK saldırıları ile kamuoyu arasında kaldığı halde yaptı.

MHP’nin işi ise hiç kolay değil. Beş ay içinde dörtte bir oy kaybıyla yüzde 16’dan yüzde 12 düzeyine inişin yol açacağı iç kanamalar mutlaka olacaktır.

Daha ilk saatten Bahçeli’ye istifa çağrısı yapıldığı görülmektedir.

***

CHP bu seçimlerden 1-2 puan artışla çıkmayı umuyordu. 7 Haziran’daki yüzde 24,8 oy oranı ve 132 milletvekilini ancak yüzde 25,3 oy ve 134 vekile kımıldatabildi; bunu başarı saymak mümkün değil.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekonomik ve sosyal programı doğru vaatleri ve 7 Haziran’dan bu yana sorumlu muhalefet anlayışı sempati kazandı, ama beklendiği kadar oy kazanamadı.

Bunda CHP’den kaynaklanmayan nedenle ve aradaki dönemde yaşanan terör atmosferinin mutlaka payı oldu.

Ve bir de Davutoğlu’nun Kılıçdaroğlu’nun ekonomik vaatlerinin benzerini ortaya koyması; bu vaatlerden etkilenen bir kısım seçmen eldeki bir kuş, daldaki iki kuştan iyidir düşüncesiyle AK Parti’yi tercih etmiş olabilir.

***

Neticede AK Parti Türkiye’de 4 seçim sonra iktidarını ve “baskın parti” konumunu güçlendirdi.