Erdoğan, Davutoğlu'na karşı Gül kozunu mu çıkarmak istiyor?

Başbakan'ın yetkilerini kullanmaya başlaması, Erdoğan'ı süper-başkanlık hedefinden uzaklaştırıyor, Gül ve Arınç kendilerini hatırlatıyor, seçime doğru AK Parti'de sular ısınıyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün çıkıp selefi Abdullah Gül’ün milletvekili adaylığından memnun olacağını söyleyene kadar, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ABD dönüşünde bekleyen iki sorun vardı.

Biri Amerikan doları karşısında serbest düşüşe geçen Türk lirası ve diğer ekonomik dertler.

Diğeri de Kürt meselesine kaldığı yerden devam etmek idi.

Dertleri ikiyken artık üç oldu.

***

Hayır, tek başına Gül’ün aday olması Davutoğlu için bir sorun değildir.

Nasıl Hakan Fidan’ın MİT müsteşarlığından istifa edip AK Parti adayı olması ihtimali kamuoyu tarafından daha istifası öncesi varsayılan bir durum haline gelmişse, Gül’ün de AK Parti saflarında siyasete dönmesi de beklenebilirdi; hem de Gül’ün “olmayacağım” demesine karşın.

Fidan’ın istifasındaki sorun Erdoğan’ın buna karşı çıktığını ilanıydı; böylece Davutoğlu ile aralarındaki görüş ayrılığı, öyle kulis bilgisi, dedikodu filan değil, bizzat kendi ağzından herkese malum olmuştu.

Gül’ün aday olma ihtimalindeki sorun da sanki bunun Erdoğan’ın onayını gerektiren bir adımmış gibi, yine Erdoğan tarafından ilanındadır.
***
Erdoğan’ın bu açıklamadaki zamanlaması da, moda deyimle manidardır.

Tam 9 Mart’ta Erdoğan’ın toplayacağı ikinci Bakanlar Kurulu öncesindedir.

Davutoğlu ABD’den hafta sonu dönecek, Şanlıurfa’da Kürt meselesinin ekonomik boyutuna dair açıklamalar yapacağı bir programa katılacak ve adeta nefes almadan 9’unda Erdoğan başkanlığındaki bu toplantıya katılacaktır.

Oysa daha 19 Ocak’taki ilk toplantının gergin görüntüleri hafızalardadır.

***

Acaba Erdoğan, Bakanlar Kurulu öncesinde, Davutoğlu’na kendisini kimin seçtiğini hatırlatmak, gerekirse yerine ondan daha güçlü eski yol arkadaşını davet edebileceğini mi hatırlatmak istemektedir.

Acaba Erdoğan, Gül kozunu, son zamanlarda Başbakanlık yetkilerini kullanmaya başlayan Davutoğlu’na karşı çıkarmayı mı amaçlamaktadır?

Ama bu Gül’e de haksızlık değil midir? Öncelikle Gül aday olmayacağını açıklamış durumdadır. Dost sohbetlerinde Meclis’e düz milletvekili olarak dönmek istemediğini söylediği kulise sızmıştır.

***

Dahası Gül, Erdoğan’ın tasarımındaki güçlü başkan, zayıf denge ve denetleme sistemi ve güçler ayrımının belirsizliğine dayanan modele karşı olduğunu ilan etmiştir.

Gül, Türkiye başkanlık sistemini seçip demokratik kalmak istiyorsa, Erdoğan’ın hiç sevmediği ABD modelinden yana olduğunu daha iki hafta önce açıkça söylemiştir.

Gerçi bu görüşme ardından ikilinin Gül’ün babasının rahatsızlığı vesilesiyle yaptıkları bir telefon konuşması söz konusu olmuştur, ama Gül bu güne kadar fikirlerinden bu kadar kolay vaz geçebilecek bir izlenim vermeyen bir siyasetçidir; başkanlık konusunda Erdoğan’ın çizgisine geçmesi kolay değildir.

***

Davutoğlu ise Erdoğan’ın ısrarlı beklentisine karşın, içinde başbakana dahi yer olmayan güçlü başkanlık modeline kamuoyu önünde destek vermemiştir.

Üstelik Erdoğan’ın Gül’ün muhtemel adaylığına destek vermesinden iki saat kadar sonra NTV yayınına çıkan Başbakan Yardımcısı (ve Erdoğan ve Gül ile birlikte AK Parti’nin üç kurucu direğinden birisi) Bülent Arınç da “Ben de buradayım” demiş, varlığını hatırlatmıştır.

Arınç’a göre, Erdoğan Merkez Bankası’nın “örselenmesinde” yanlış yapmıştır. Ayrıca Cumhurbaşkanının rolü günlük siyasetin her köşesine karışmaktan ziyade “yol gösterici” olmalıdır; bu sözler Erdoğan’ın kolay sineye çekeceği sözler değildir.

***

Lafı fazla uzatmaya gerek yok.

Ülke bir yandan Kürt meselesi, diğer yandan kötüye giden ekonomik göstergelerle 7 Haziran seçimlerine doğru giderken AK Parti içinde sular ısınmaktadır.

Bunun başlıca sebebi, Erdoğan’ın seçimden sonra cumhurbaşkanlığı yetkilerini başbakan, Meclis ve yargıya karşı artırmış bir süper-başkanlık yetkilerine dönüştürmek istemesidir.

Son Gül çıkışı ise bu hedefinin giderek zorlaştığını kendisinin de görmeye başladığına işaret sayılabilir.