Erdoğan, Davutoğlu'na öyle bir görev yükledi ki...

550 milletvekilinden 400'ünü almak yüzde 65'e yakın oy toplamak demek. Bunu Erdoğan ve Menderes dâhil kimse yapamadı. Tabii bu hesap yalnız AK Parti değil, HDP'yi de kapsamıyorsa...

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün Bursa konuşmasında 7 Haziran seçimleri için inanılması zor bir hedef koydu ortaya.

Erdoğan’a göre eğer güçlü başkanlık sistemi, Kürt sorununa çözüm, yeni bir anayasa ve “Yeni Türkiye” isteniyorsa, “gümbür gümbür gelecek” 400 milletvekiline ihtiyaç vardı.

Söylemesi kolay, 400 milletvekili… 550 kişilik Meclis’te 400 milletvekili, sandalyelerin yüzde 72’si demek.

***

İyi de neden 400?

Anayasayı halkoylamasına gerek kalmadan Meclis’te değiştirmek için (Meclis’in üçte ikisi, yüzde 67’si demek olan) 367 oy yetiyor.

Ama bu sandalye sayısına Erdoğan AK Parti’ye şimdiye dek en yüksek oyu yüzde 50 ile kazandırdığı 2011 seçimlerinde dahi kazandıramamıştı.

Erdoğan, kendi yapamadığının çok daha fazlasını şimdi Davutoğlu’ndan mı bekliyor.

***

Bir açıdan baktığınızda, çıtayı bu kadar yükseltmesi Erdoğan’ın Davutoğlu’na ne kadar (hatta özünden fazla) güvendiğini, onu ne kadar onurlandırdığını gösterir.

Diğer açıdan baktığınızda siyasetin de bir matematiği olduğunu görmeniz gerekiyor.

Türkiye’de bugüne dek en yüksek oy oranına 1954 seçimlerinde Adnan Menderes’in Demokrat Parti’si ulaşmıştı; o da yüzde 57 idi.

Türkiye’de 400 milletvekili için benzetim (simülasyon) çalışması yapıp yayınlayan araştırma şirketi benim bildiğim kadarıyla olmadı.

Ancak dün konuştuğum uzmanlar, 400 milletvekili için herhangi bir partinin kabaca yüzde 65’e yakın oy alması gerektiği tahmininde bulundular.

***

Kolay değil…

Tabii Erdoğan’ın 400 milletvekilini resmen ve sadece AK Parti’den istemediğini söyleyenler de çıkabilir.

O durumda Erdoğan acaba gözlerimizi HDP’ye çevirmemizi mi istiyor acaba?

Öyle ya, neticede Cumhurbaşkanı Bursa nutkunda güçlü başkanlık sitemi ve Kürt sorununa çözümü seçim sonrası yeni anayasada görmek istediğini 400 milletvekili istediği aynı cümlede andı.

İşte bu noktada son birkaç gündür olanlara dair önemli kulis bilgisi vermemiz gerekiyor.

***

Perşembe günü, 5 Şubat oluyor, Ankara’da malum haftalık görüşmeler vardı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan sabah saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.

Ardından Fidan, Davutoğlu’na gitti. Bir saat kadar planlanan görüşmenin üç saat sürdüğü bildirildi.

Bu görüşmeden sonra Davutoğlu Erdoğan’a gitti. Yine alışıldığı şekilde bir saat öngörülen görüşmenin üç saati geçtiği medyaya yansıdı.

***

Bunlar haftalık devlet işlerinin rapor edildiği rutin görüşmeler için alışılmadık uzunlukta sürelerdir.

Türkiye, Cumhurbaşkanı'nın şimdiye dek görülmemiş, hayal edilmemiş bir zafer istediği seçime giderken, önündeki an önemli sorunu Kürt meselesidir ve diğer devlet işlerinin yanısıra ağırlıkla bu konuşulmuştur.

Çünkü bir gün önce, 4 Şubat’ta İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ve HDP’lilerin katılımıyla önemli bir görüşme yapılmıştır.

Hükümetin PKK ile “tahkim edilmiş ateşkes” formülü üzerine konuştuğu, üstelik bu sürecin kilit aktörü istihbarat başkanının siyasete girmesinin söz konusu olup Cumhurbaşkanının da sonuçta başkanlık umduğu bir ortamda başka ne konuşulacaktı zaten?

***

Erdoğan acaba seçim sonrası 400 hedefine ulaşmak için yalnızca AK Parti’ye değil, Meclis’e güçlü bir temsille gelmesi halinde, belki de Anayasa’ya yazılacak geniş Kürt özerkliği ümidi vererek, HDP oylarını mı hesaba katmaktadır?

Böylelikle güçlü başkanlık sisteminin geleceğini mi ummaktadır?

Bu konuda HDP’den gelen güçlü başkanlık, özellikle de Erdoğan'ın güçlü başkanlığının kesinlikle istenmediği beyanları nasıl aşılacaktır?

Dünkü Bursa nutkunun akla getirdikleri arasında bu soruların bulunması doğaldır.

***

Başkanlık tabii ayrı bir sorundur.

Cumhurbaşkanı, Anayasa’daki partisizlik ilkesini bir kenara bırakmış, 7 Haziran seçimlerinde AK Parti hedefinin başkanlık anayasası olacağını ilan etmiş gibidir.

Ancak Davutoğlu henüz bu konuda Erdoğan’a kamuoyu önünde güçlü bir destek vermiş değildir. Aksine, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç hükümetin, AK Parti Başkan Yardımcısı Beşir Atalay partinin resmi gündemine henüz bu konunun alınmadığını, “aciliyeti olmadığını” söylemişlerdir.

Neticede Erdoğan’ın tasarımında, Başbakanlık makamı yoktur ve Erdoğan Davutoğlu’dan işte bunu savunmasını beklemektedir.

***

Davutoğlu bugüne kadar hem Milli Görüş’ten bu yana gelen “dava”, hem de bugünkü lideri Erdoğan’a karşı “dervişane” bir sabır ve alçakgönüllülükle davranmıştır doğrusu.

Ancak Erdoğan şimdi çıtayı öyle bir yükseltmiştir ki, o hedefe ulaşılamaması halinde olacakları şimdiden kestirmek, üstelik Kürt sürecindeki belirsizlikleri de düşünürsek kolay değildir.