Erdoğan: Değişmeyen gitsin

Erdoğan'ın, Arınç'ı ima ederek şunları söylediği ileri sürüldü: "Biz değiştiğimizi söylüyoruz. Müslümanlık bizim için bireysel inanç sayılmalı. Değişmeyenlerin partimizde yeri olmamalı."

Kendi ağzından duymadığım için, tırnak işareti kullanmadan yazacağım, ama duyan birden fazla kaynağımın aktardığına göre sözler şöyle: "Biz değiştiğimizi söylüyoruz. Müslümanlık bizim için bireysel inanç sayılmalı. Değişmeyenlerin partimizde, aramızda yeri olmamalı."
Bu sözler Başbakan Tayyip Erdoğan'a ait. Söylediği zaman ve yer önceki (30 Nisan) akşam AK Parti Genel Merkezi'nde yapılan Merkez Yürütme Kurulu toplantısı. Başbakan bu sözleri sarf ederken, öncesinde ve sonrasında Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın adını ağzına almamış. Ancak konuşmanın genelinden, toplantıya katılanların çoğunun algılaması bu yönde olmuş. Parti yönetim kademelerinde, "Bülent ağabeyin" cumhurbaşkanı seçimi sürecinde AK Parti'ye faydadan çok zarar getirdiği kanısı, elle tutulur somutlukta. Aralarında, önümüzdeki genel seçimde kurucusu olduğu partiden milletvekili adayı gösterilmemesinin daha iyi olacağını düşünenler dahi var, ama o karar Erdoğan'ın olacak.
Arınç'ın son dakikada ağırlığını koymasının da etkisiyle Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı adayı gösterilmesinin Türk siyasetinde ve en çok da AK Parti bünyesinde yol açtığı sarsıntının artçı şokları devam ediyor. Gül'ün adaylığının Meclis'te sert tartışmalar altında oylanması, bu nedenle CHP'nin konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürmesi, yani seçimin mahkemelik olması, bundan birkaç saat sonra Genelkurmay'ın siyasete müdahale eden bir uyarı yayımlaması, ertesi gün İstanbul'da 1 milyon kişinin laikliğe sahip çıkmak adına sokakları doldurması ve ertesi gün bunun Batı basınında genel olarak 'İslamcı hükümete karşı laik muhalefet' tonunda verilmesi, AK Parti yönetimini derinden etkilemiş durumda. Dün Anayasa Mahkemesi'nin ilk turu iptal kararı almış olmasının sorunları bütünüyle ortadan kaldırmadığının, ancak acil sıkıntıyı giderdiğinin çoğu kişi farkında.
Kaynaklarımın teyit ettiğine göre, Erdoğan'ın bu sözleri sarf ettiği MYK toplantısında ele alınan konular arasında 1- Bir an önce erken seçime gidilmesi, 2- Anayasa Mahkemesi kararı ne yönde çıkarsa çıksın, cumhurbaşkanı seçiminin (zaten cumhurbaşkanı seçilmeyeceği için Anayasa hükmüyle 'derhal' gidilecek) bir erken seçim sonrasına bırakılması, 3- Cumhurbaşkanı görev süresini (5+5 dahil), yetkilerini, seçilme yöntemini (halk tarafından seçim dahil) değiştirebilecek, Seçim Kanunu'nda bazı değişikliklerin önünü açabilecek bir Anayasa değişikliği çalışmalarının gündeme alınması, 4- Böyle bir Anayasa değişikliği ardından oluşacak yeni Meclis ve yeni hükümet idaresinde yeni cumhurbaşkanının seçilmesi gibi hayli köklü değişiklik gerektiren konular da konuşulmuş.
Başbakan Erdoğan'ın önceki akşam ve dün öğleden önce hukukçu bakan ve milletvekilleriyle yaptığı toplantıların da, öğle saatlerinde AK Parti Grubu'nda milletvekillerinden boş kâğıda toplanmaya başlayan imzaların da söz konusu Anayasa değişikliği yönünde kullanılabileceği bilgisi var.
AK Parti böyle bir Anayasa değişikliğini CHP'nin katkısı olmadan yapamaz. Anayasa değişikliği kararı alınması durumunda Başbakan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçimi sürecinde görüşmeyi reddettiği CHP lideri Deniz Baykal ile görüşmeye gitmek durumunda kalacağı anlaşılıyor. Anayasa değişikliğini Meclis'e verip, Anavatan Grubu'na güvenmenin ve 'CHP destek olmazsa halka şikâyet ederiz' demenin, yaşanan gelişmelerden ders çıkarmak suretiyle sonuç getirecek bir yöntem olmadığı görülebiliyor. CHP ise şu aşamada değişikliklere sıcak bakmıyor.
Dün öğleden sonra, Anayasa Mahkemesi'nin CHP'nin itirazı yönünde karar alması, birinci tur oylamayı iptal edip, 367'i gerekli bulması için dua eden AK Parti yöneticileri vardı. Bu yönde bir kararın AK Parti'ye aradığı acil durum çıkış kapısını sunacağı ve en çok Erdoğan ile Gül'e rahat bir nefes aldıracağı inancı Ankara'da yaygınlaşmaya başladı. Nitekim akşam saatlerinde Mahkeme'nin CHP başvurusunu kabul edip ilk tur oylamayı geçersiz saymasıyla, yapılan açıklamalar bir yana, herhalde en çok AK Parti yöneticileri derin bir oh çekti.
Etkili bir AK Parti milletvekilinin dün "Belki de CHP'ye bizi ve ülkeyi daha kötü bir senaryodan kurtardığı için müteşekkir olmalıyız" sözü, AK Parti Grubu'nda dün itibarıyla esen rüzgârların ne yöne doğru olduğunu gösteriyordu. Tarihi günler yaşamaya devam ediyoruz.