Erdoğan Diyarbakır?ı zorluyor

Erdoğan birlik siyasetiyle zorluyor ama Baydemir kimlik siyasetiyle direniyor

DİYARBAKIR- DTP’nin günlerdir devam eden protesto kampanyasına ve sabah saatlerinden itibaren devam eden yağmura rağmen 30 binden fazla Diyarbakırlı şemsiye ve bayraklarıyla İstasyon Meydanı’nı doldurmuştu. AK Parti bayraklarının yanı sıra Türk bayrakları da dalgalanıyordu.
Başbakan Tayyip Erdoğan kalabalık bir bakan ve milletvekili ordusuyla birlikte yağmur altında bir saat kadar geç çıktı kalabalığın karşısına. Konuşmasına ‘29 Mart bir Nevruz olacak’ diye, yaygın deyimle damardan girdi konuşmaya. ‘Hukuk, hürriyet, hizmet’ sloganını öne çıkardı. Çetelerden, karanlık tertiplerin açığa çıkarılmasından söz etti. Cumhuriyet’in birleştiriciliğini vurguladı. Vatandaşlar arasında ayırımcılık yapmadığını, yapmayacağını söyledi.
Sözün tam burasında konuyu DTP’ye getirdi. DTP’nin birkaç gün önce Diyarbakır AK Parti binasını taşlamasını, adayların, ailelerini tehdit etmesini halka şikâyet etti.
Diyarbakır’ı 29 Mart seçimlerinin kırılma hatlarından biri yapan da bu çekişme zaten.
Diyarbakır’ın merkezinde esnafla, (kepenk kapatma çağrısının tek tük örnekler dışında tutmadığını ve aslında halkı artık bıktırdığını söylemek gerek) kahve ve çayevlerinde oturanlarla, miting meydanına doğru giden insanlarla yaptığımız görüşmelerden çıkan bir şey var. Bir yıl kadar önce belediyecilik hizmetleri konusunda da yarışmaya girme çabasına giren DTP, son birkaç aydır eski çizgisine dönmüş görünüyor. Yani etnik kimlik vurgusu ve çelişkileri öne çıkarma çizgisine. İşsizliğin egemen endişe olduğu ortamda heyecanın tetiklenmesi işe yaramıyor da değil.
Erdoğan “Ankara’nın, İstanbul’un kaderiyle Diyarbakır’inki birdir” diye birlik
siyasetiyle Diyarbakır’ı zorluyor. Ama Osman Baydemir, Kürt kimliği siyasetini öne çıkararak direniyor. Halihazırda DTP önde de görünüyor. Ancak şu anda Diyarbakır’da DTP karşısındaki tek meşru siyaset alternatifi olan AK Parti Büyükşehir’i olmasa bile bazı ilçe belediyelerini alabilir; oyunu artırabilir.
Diyarbakırlıya sorduğunuzda ilk duyduğunuz hep işsizlik oluyor. Dükkânının önüne attığı
mangal etrafında komşularıyla çay içen genç, “Abey ben askerliğimi Batı’da yaptım” diye anlatmaya başladı. “Sokaklarda kahvehane yoktu, olanlarda da genç yoktu, yaşlılar vardı. Bir de buraya bak. Buraya yatırım yapılsa, fabrika kurulsa, gençler kahveden kurtulsa huzursuzluk kalır mı zannediyorsun? Burada hayat ucuz, yeşil kart da var, asgari ücrete çalışmaya herkes hazır.”
Kürt meselesinin rahatlamasında ekonomik unsurdan söz edenler, teşvik politikasında bölgesel pozitif ayırımcılığı gündemlerine almalı.
Diyarbakır’ın değişim istediği ortada.
Diyarbakır halkı kendisini Ankara’yla İstanbul’la, Antalya ile karşılaştırıyor; oradan ayrı değil,
orası gibi olmak istiyor.
Erdoğan’ın Diyarbakır’ı DTP’den alamaması, AK Parti için büyük bir yenilgi olmaz, alması
siyasi bir zafer olur... Ama Diyarbakır’ı yeniden kazanmak DTP için mevcudu korumak
sayılırken, kaybetmek ağır bir yenilgi, siyasi bir felaket olur. Seçim yaklaştıkça siyasi rekabetin de yükselmesi biraz da DTP’nin böyle bir savunma konumuna girilmiş olmasından kaynaklanıyor.
29 Mart ülke genelindeki etkileri giderek daha önem taşıyan bir yerel seçim niteliği kazanıyor.

Başbakan’a yayın raporu
Diyarbakır mitinginin bitmesinden 20 dakika sonra yeni Başbakanlık Sözcüsü Kemal Öztürk’ün cep telefonuna bir mesaj düştü.
Ayrıntılı bir rapor ekrana yansıdı.
NTV 90 dakika, CNN Türk 82 dakika, Habertürk 95 dakika, TRT 41 dakika, Sky 90 dakika, Samanyolu 86 dakika.
Liste uzayıp gidiyor.
Hangi televizyon kanalının Başbakan’ın Diyarbakır mitingini kaç dakika
verdiğinin listesi.
Kemal Öztürk “Her miting sonrası Başbakanlık basın merkezinden dökümü alıyoruz” diyor; “Şu ana dek rekor Diyarbakır’da.”
Bu arada, Başbakan’ıhn uçağına Doğan Grubu’na bağlı gazete ve televizyonlardan bir temsilcinin bile alınmaması dikkat çekiciydi.