Erdoğan, Gülen'in üzerine gitmeye kararlı görünüyor

ABD gerilimi sonrası Başbakan'ın 'ajan' sözcüğünü kullanması üzerine, yolsuzluk soruşturmasına karşı 'casusluk' soruşturması mı açılacağını sordum.

Başbakan Tayyip Erdoğan dün, 22 Aralık Giresun konuşmasında, 11 yıllık iktidarında yaptığı binlerce konuşmada kullanmadığı bir sözcüğü üzerine vurgu yaparak tekrarladı. Yanılıyor muyum endişesiyle bilen kişilere de sordum; hayır, daha önce kullandığını onlar da hatırlamıyordu. Bu sözcük ‘ajan’ sözcüğüydü.

Başbakan, ‘dindarlık kisvesi altında’ çalışan örgütlerin ‘uluslararası’ komplonun uzantıları, ‘ajanları’ olduğu suçlamasında bulundu dün. Erdoğan’a göre, bakanlar kurulunun dört üyesinin isminin geçtiği ve doğruysa Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturması, hükümetinin altını oymak isteyenlerin bulduğu bir ‘bahaneydi’. Bir gün önce, yani hükümet çizgisindeki dört gazetenin birden ABD’nin Ankara Büyükelçisi Frank Ricciardone’yi manşetten suçlayıp hükümetten ‘göndermesini’ istediği cumartesi günü, Başbakan da ABD ve büyükelçisini Samsun ve Ünye konuşmalarında açıkça işaret etmişti. Gazetelere göre, büyükelçinin kapalı bir toplantıdaki diğer diplomatlara ‘yakında imparatorluğun çöküşünü izleyebileceklerini’ söylemesi, Türkiye’deki karışıklığın arkasında olduğuna yeterli işaretti. Erdoğan’ın konuşmalarında ABD’yi açıkça karşısına alması hem Türk Dışişleri’ni hem de dış dünya ile iş yapan Türk işadamlarını alarma geçirdi. Dört bir koldan bakanlar ve danışmanlar üzerinden Başbakan’a ulaşmaya çalışarak ABD’yi daha da karşısına alması için şu anda en uygun zamanın olmadığını, bunun sadece siyasi değil, ekonomik sonuçları olacağını anlatmaya çalıştılar.

Karşılıklı işleyen trafik ve hararetli saatler ardından ABD Dışişleri Bakanlığı’nın “Ne dersen tam arkasındayız” desteğini alan Ricciardone, o sözleri tam olarak öyle söylemediğini, soruşturmanın dışında kalmak istediklerini söyledi. Bunun üzerine AK Parti sözcüsü Hüseyin Çelik “Beyanına itibar etmek zorundayız” açıklamasını yaptı ve Başbakan cumartesi günü geri kalan konuşmalarında bir daha ABD ve büyükelçisine değinmeyince büyük bir kriz ‘şimdilik’ atlatılmış sayıldı.

Gerçi Erdoğan’ın ABD’ye kızgınlığının tek nedeni bu değildi. İsrail, Suriye, Mısır siyasetleri nedeniyle yaşanan görüş ayrılığını saymıyoruz, ama son dönemde iki kızgınlık nedeni var. Birincisi, ABD’nin Türkiye’de olup bitenleri artık sadece hükümetten değil, muhalefetten de duymak istemesi. Ricciardone’nin geçen hafta, iki hafta önceki ABD ziyaretini değerlendirmek üzere CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu yemeğe davet etmesi bunun son örneği. Diğeri de Fethullah Gülen’in ABD’de ikamet etmeyi sürdürmesi.

Bir zamanlar, özellikle asker ve yargı üzerine gidilirken Erdoğan’ın en yakın müttefiki olan Gülen ve cemaati, ya da Hizmet Hareketi, şimdi hedefin tam ortasında.

Dün Erdoğan ‘ajan’ kelimesini sarf edince, Ankara’da konulara vâkıf kaynaklarımla birkaç telefon görüşmesi yaptım. Ve onlara yolsuzluk soruşturmasına karşı açılacak yeni soruşturmada acaba bir başka devlet hesabına, mesela ABD hesabına çalışma, diğer deyişle ‘casusluk’ suçlaması bulunabileceği yolundaki söylentilerin gerçeklik payı olup olmadığını sordum. Kaynaklarım şu anda böyle bir emarenin olmadığını söyleyip şunu eklediler: Ama Başbakan, Gülen hareketine yakın isimleri bürokrasi ve yargının kilit noktalarından temizlemeye çok kararlıydı. İstanbul’da iş dünyasının TÜSİAD ve MÜSİAD açıklamalarına yansıyan gerilim endişesini hatırlattığımda ise bir kaynağımdan “Biraz daha sürebilir bu gerilim” cevabını aldım. Başbakan’ın Gülen üzerine gitmeye kararlı olduğunu anladım. Ankara-İstanbul savcıları arasında soruşturma savaşları ihtimali ne yazık ki güçleniyor.

Erdoğan, yolsuzluk iddialarıyla uğraşmak yerine, iddiaları ortaya kimin attığıyla meşgul görünüyor. Geçmişte bu Genelkurmay tarafından yapıldığında haklı olarak eleştirilirdi. Böylelikle kamuoyu dikkatini, özellikle de kendisine bağlı kitlelerin dikkatini, kendi bakanlarının yolsuzluğa bulaşmış olduğu ihtimalinden ‘dindarlık kisvesi’ altında uluslararası çıkar çevrelerinin ‘ajanı’ olarak hükümet aleyhine çalışan ‘çetelere’ çevirmek istiyor.

Dün Trabzon’dan çıktığı Pakistan gezisi Erdoğan’a biraz zaman kazandırabilir. Ama dönünce uğraşmak zorunda kalacağı bir kabine değişikliği ve o kabinede yolsuzluk soruşturmasında ismi geçen bakanların yer alıp almayacağı sorunu var. Üstelik bu günlerde Türkiye’de iki gün çok uzun bir zaman olabilir ve iki günde pek çok denge daha bozulabilir.