'Erdoğan kendi devletini kurmak istiyor'

CHP lideri Kılıçdaroğlu: Anayasayı, başkanlık sistemi olmadı diye engelledi. Yolsuzluk soruşturmasını kendisine dokunacak diye engellemek istiyor.
'Erdoğan kendi devletini kurmak istiyor'

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün İstanbul’da düzenlediği yemekli basın toplantısına, “Demokrasi açısından önemli bir noktadayız, demokrasi ayaklarımızın altından kayıyor” diyerek başladı. Genel olarak sakin, kendisine güvenli ve nazik bir üslupla konuştu, ama söyledikleri pek de yenir yutulur türden değildi.

Konular doğal olarak Meclis’teki HSYK tartışmaları, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün idare-yargı krizine anayasa değişikliği yoluyla çözüm girişimi, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın idare-yargı krizi ve krizin kaynağı olan 17 Aralık yolsuzluk soruşturması karşısındaki tutumu etrafında yoğunlaştı.

Kılıçdaroğlu temel olarak ’Demokrasi sadece CHP’nin sorunu değil, herkesin sorunu’ mesajını verdi, medyayı, üniversiteleri, toplumun geniş kesimlerini demokrasiye ‘sahip çıkmaya’ çağırdı.

Söyledikleri arasında en sert, en köşeli cümleler, Başbakan Erdoğan’ın yolsuzluk soruşturmaları ve yargıya yaklaşımıyla ilgili olanlardı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ‘artık gizli değil, açık’ gündeminin ’kendi devletini kurmak’ olduğunu iddia etti. Sözler şöyle:

Anayasa neden çıkmadı?

Aslında 60 maddesinde uzlaştığımız anayasa değişikliğinde HSYK düzenlemeleri de vardı. Neden olmadı? Hükümetin kendine göre bir gizli gündemi var; o da başkanlık sistemi. Geri çekin dedik, çekmediler, başkanlık sistemini yargıyı ele geçirerek getirmek istiyorlar. (..) Erdoğan kendi devletini kurmak istiyor. Başkan olacak, aynı zamanda da parti başkanı olacak. Yani hem milletvekillerini hem valileri atayacağı, yargının emrinde olduğu bir yönetim... Bu artık gizli gündem olmaktan da çıktı; başkanlık sistemiyle kendisine bağlı tek parti devleti oluşturmak istiyor.

‘Yolsuzlukların kaynağı kendisi’

17 Aralık aslında bir yolsuzluk operasyonu ise başbakandan şunu beklerdik: Sonuna kadar gidilsin, nokta. Söyleyecek bir şey olmazdı. (..) Oğlu üzerinden kendisine ulaşılacağı gibi bir endişe taşıyor (..) TÜRGEV rüşvetin toplandığı yer. İhale alıyorsunuz, gidip oraya bağışta bulunuyorsunuz, rüşvet böyle işliyor. (..) Yolsuzlukların ana kaynağı başbakanın kendisidir bizzat. Telaşının kaynağı da odur. Kendi iradesi dışında olsaydı, üzerine giderdi. Kendi iradesiyle olduğu için kapatmak istiyor; kendi bakanı (Erdoğan Bayraktar) çıktı söyledi onun izniyle yaptığını. (..) Hükümetin iktidardan gitmemek için her türlü yasadışı işi göze aldığı endişesindeyiz. O çok iyi biliyor ki, iktidardan düştüğü gün bu işlerin hep hesabı sorulacak.

Fezleke gelirse, daha çok çıkacak

(Dört bakanın istifası) Avrupa’da olsa hükümet düşerdi etik olarak; hiç bir şey yapmasa bile parlamentoya gelip güvenoyu isterdi. (..) Bakanların fezlekelerinin Adalet Bakanlığı’nda olduğunu öğrendik. Bakanlık fezlekeleri Meclis’e göndermeli ve Soruşturma Komisyonları kurulmalı. Göreceksiniz her bakan için daha ne yolsuzluklar çıkacak. İktidar bunu önlemek için fezlekeleri Meclis’e değil, savcılara geri göndermeye çalışıyor. (..) Hükümet bir Deniz Feneri savcısı görevlendirerek ikinci yolsuzluk soruşturmasına da müdahale etmek istiyor.

HSYK böyle geçerse…

HSYK böyle geçerse, demokrasiye veda etmemiz lazım. Parlamentoda sayımız belli, kaba güçle sesimizi kesmek istiyorlar. HSYK değiştirmek için neden tasarı değil de teklif olarak getirdiniz? Bakanlar Kurulu’ndan dahi geçirmediler, tartışılmadı. O kadar hızlı hareket ediyorlar. Yarın (bugün) yedinci gündür, bilmenizi isterim, bir demokrasi mücadelesi veriyoruz.

Gül’ün girişimi

Gül duyarlı davrandı. Cumhurbaşkanı aslında demokrasiyi güçlendirecek bir çıkış yolu arıyor. Durumdan endişeli görünüyor, yoksa bizi davet etmezdi. Anayasada, HSYK’da hâkimler ve savcılar nasıl güçlendirecek, yargı güvenliği, tarafsızlığı nasıl güçlendirilebilir? Böyle bir arayışı var. Teklif aynen geçer ve önüne giderse imzalamaması lazım. (İmzalarsa ne olacağı sorusu üzerine) İmzalarsa, samimi olmadığı ortaya çıkar.

CHP’nin HSYK önerisi

HSYK’da RTÜK modeli doğru değil. Hakimin gözünde parti rozeti olmaz, olmamalıdır. Bizim HSYK görüşümüz şöyle: HSK, hâkimler ve savcılar olarak ikiye bölünsün. Savcı, duruşma salonunda hâkimle değil, avukatla aynı düzeyde olsun. Üyeler ağırlıklı olarak kendi içlerinden seçimle gelsin. Parlamento, yargıdan başvuruları 367 (5’te3) üzerinde oyla seçsin, böylece partiler arasında uzlaşma zorlansın, turlarda seçim olmazsa kura çekilebilir. Barolar ve üniversitelere de kontenjan verilebilir.

‘Paralel devlete biz de karşıyız’

Şu konuda Başbakanla paraleliz: Paralel devleti bizde kabul etmeyiz. Ama başbakan kendisi, devletin istihbaratı elinde... Eğer paralel devlet varsa, ülkenin savcıları, yargıçları var. Verir elindeki bilgileri, onlar da doğru dürüst soruşturur. Ama daha iki gün önce ‘Ne istiyorsunuz da vermiyoruz?” dediklerinize, bugün ’çete’ deme noktasına gelindi. Bizim muhatabımız siyasi iktidardır. Paralel devlet varsa, o bakar. Bunları gündemi saptırma girişimi olarak görüyoruz.

Fethullah Gülen cemaatiyle ilişkiler

Devlet kadroları içinde her siyasi görüşten, her inançtan insan vardır. Herkes isini yaparsa bir sorun kalmıyor. (..) Cemaatle özel bir ilişkimiz yok. Washington’da bir kitle örgütü davet etti, o gruba yakınlarmış, kahvaltıya gittik. CHP’yi sordular, anlattım. Dünya görüşümüzü, inançlara saygılı olduğumuzu anlattım. Keşke basına da açık olsaydı dedim. Kamer bey de geldi. Bir daha davet gelirse, durum uygun olursa yine gideriz; birbirimizi tanımak zorundayız. Herkes inancını özgürce yaşasın, ama inancını siyasete alet etmesin.

Başörtülüler işten atılacak söylentisi

CHP Ankara ve İstanbul’u kazanırsa başörtülüler atılacak söylentisi bana da geldi. Hem Mustafa Sarıgül hem Mansur Yavaş’a özel olarak söyledim. Güvencesi benim, kimsenin işiyle aşıyla oynanmayacak. Meclis’teki başörtüsü tutumumuz, bu oyunu bozdu. Biz kılık, kıyafet tartışmasının içine girmek istemiyoruz. Kadınlar nasıl istiyorlarsa öyle giyinsin.

CHP’nin nasıl tanınmasını istiyor?
 
Bugün demokrasiden yana bir CHP var. Kişi özgürlüklerine, medya özgürlüğüne sahip çıkan bir CHP... Siyasi ahlakı temel alan, komşularla barışık bir dış politika izleyen, ekonomide serbest piyasayı temel alıp, gelir dağılımını sosyal politikalarla düzeltecek bir CHP. (Asker sorusu üzerine, gülerek) Askeri seviyoruz, ama kışlada. Darbelere kesinlikle karşıyız.

Sonuna doğru, Aslı Aydıntaşbaş CHP liderinden mesajını ’tıpkı başbakanın yaptığı gibi 20 saniyede ve tek cümlede’ ifade etmesini istedi. Kılıçdaroğlu da iki saniyede beş kelimeyle ifade etti: ’Devlet soyuluyor, buna engel olalım’.
Fatih Altaylı atıldı: Milletin soyguna bir itirazı yok ki, soygundan pay istiyor.

Aslında şakayla karışık b u tablo dahi, ortada ciddi bir zihniyet çatışması olduğunu gösteriyor.
Çatışmadan çıkışın anayasal zemini çoğulcu demokrasiyi güçlendirecek şekilde düzenlemekten geçtiği görülebiliyor.