Erdoğan: Küresel güvenlik için Pakistan demokrasisi yaşamalı

Pakistan Meclisi, 'Pakistan'ın demokrasiyi başarıya ulaştıracağına inanıyoruz. Yalnız değilsiniz' mesajını alkışlarla karşıladı

İSLAMABAD- Başbakan Tayyip Erdoğan, Pakistan’ın demokrasisini başarıp, terörle savaşından galip çıkmasının bölge ve dünya güvenliği için kilit öneme sahip olduğunu söyledi. Dün Pakistan Parlamento ve Senato’unun ortak oturumuna hitap eden Erdoğan, “Türkiye’nin gücü yettiğince her türlü ihtiyacınızı karşılamaya hazırız. Yalnız değilsiniz” mesajı, Pakistan meclisince alkışlarla karşılandı. 
Alkış deyince Pakistan Meclis’inde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sert protesto anlamına kullanılan sıra kapaklarına vurmanın anlaşıldığını belirtmek lazım. Dolayısıyla Erdoğan’ın sözleri, hem iktidar, hem muhalefet tarafından sıra kapaklarına gümbür gümbür vurularak ‘takdir edildi’.
Erdoğan’ın bu sözleri bir yandan El Kaide ve Taliban başta olmak üzere ülkesinde üslenen terör örgütleriyle savaşan, diğer yandan ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluklar nedeniyle giderek yeni bir askeri darbe baskısı altına giren Pakistan siyasetine özgüven aşılamayı amaçlıyordu.
Zaten Türkiye’nin hem askeri (iki hafta önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un ziyareti) hem de sivil kanallardan bir süredir Pakistan’da sistemin çökmemesine verdiği destek dikkat çekici. Bu ziyaretlerin planlanması aşamasında, geçen ay İstanbul’da toplanan ‘Demokratik Pakistan’ın Dostları’ ülkeler grubunun oluşturulması da böyle bir ihtiyaçtan kaynaklanıyordu.
Çünkü Ankara, dün Erdoğan’ın da söylediği gibi, Pakistan’ın ayakta kalmasını ve tercihan parlamenter sistem içinde ayakta kalmasını, yalnızca Güney ve Orta Asya güvenlik ve istikrarı açısından değil, küresel güvenlik açısından da gerekli görüyor.
Yine bu yüzden dünkü konuşmasında, Pervez Müşerref’in 9 yıl süren askeri rejiminin ardından yeni Pakistan parlamentosunun kurulduğu 18 Şubat 2008 seçimlerine özel bir vurgu yaptı.
(Erdoğan’ın Pakistan Meclisi’nde 12 yıl aradan sonra konuşan ilk yabancı lider olması önemliydi tabii, ama Meclis pek çalışmamıştı o arada zaten.)
Bu Meclis’in kurulması üzerinden daha bir buçuk yıl geçmişken, ülkede yeniden askeri darbe endişesiyle gözler güçlü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Eşfak Pervez Kayani üzerine çevrilmiş bulunuyor.
Yalnızca ülke başkentinde bir ayda 190 ölüme yol açan, on binlerce askerin Swat vadisinde aylardır çarpışmasına, yüzbinlerce insanın evinden olmasına neden olan terörle mücadele, ekonomik sıkıntılar ve Cumhurbaşkanı Atıf Zerdari’nin de adı karışan yolsuzluklar, kamuoyunda ‘işler yürümüyor’ duygusuna yol açıyor.
Oysa böyle bir durum, Pakistan’ı uluslararası camiada yalnızlaştırabilir, terör örgütlerinin saldırılarına daha açık hale getirebilir.
Pakistan’ın elindeki atom bombalarını da unutmamak lazım. Pakistan Başbakanı Rıza Gilani, dün Erdoğan’a cevaben yaptığı konuşmada, Nükleer Silahların Sınırlandırılması anlaşmasına saygı duymakla birlikte ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceklerini tekrarladı. Ve bolca sıra kapaklarına alkış aldı.

Perde arkası temaslar
Türkiye, Pakistan’daki bu ortamı yumuşatıp, belki askerin de destek vereceği bir ulusal
birlik hükümetiyle bölgedeki dostuna destek vermeye çalışıyor.
Buna iktidar-muhalefet ilişkilerinin yumuşatılması dahil. Örneğin, önceki akşam  Erdoğan şerefine verdiği yemeğe, Gilani’nin muhalefet lideri (eski başbakan) Navaz Şerif’i
davet etmesi, onun da yemeğe gelmesi bir ölçüde Türk diplomasisiyle mümkün oldu. Bu Pakistan siyaseti açısından bir ilkti.
Bu çerçevede bir başka önemli gelişme de dün Cumhurbaşkanı Zerdari ile muhalefet lideri Şerif’in Amerikan yardımının (istihbarat örgütü ISI’nın askeri idareden sivil idareye geçmesi dahil) koşullara bağlanması ve terörle savaş konularını görüşmek üzere bir araya gelmesi idi.
Pakistan basını bunu, uzlaşma sürecinin başlangıcı olarak yorumladı.
Başbakan Erdoğan dün Meclis’te ‘Önemli kararlarınızı oybirliği ile alıyormuşsunuz. Darısı bizim de başımıza’ derken, belki Kürt açılımı, Ermenistan protokolü gibi konularda Türk Meclisi’nde de oybirliği görmek istiyordu; ne kadar imkânsız olduğunu bilse de. Ama asıl vermek istediği mesaj, Pakistan Meclisi’ne, bir ulusal birlik hükümeti etrafında birleşmelerinin ayakta kalmalarını, özgüvenlerini kazanmalarını sağlayacağı mesajıydı.