Erdoğan neleri duymazdan geliyor?

TÜSİAD'ın "Cumhurbaşkanlığı için gerilim olmasın" çağrısı iş dünyasının Baykal'ın söylediği gibi pısmadığını gösterdi.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) dünkü toplantıda Türkiye'nin ekonomik ve siyasi konularına dair görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. TÜSİAD'ın yeni Başkanı Arzuhan Yalçındağ, cumhurbaşkanlığı seçiminin ülkede gerilim kaynağı yapılmaması için toplumsal uzlaşma yoluna gidilmesine ve Türkiye'nin AB hedefinin genel seçim öncesinde iç politika tartışmalarına malzeme yapılmaması gereğine dikkat çekti. Benzeri görüşler
YİK Başkanı Mustafa Koç tarafından da dile getirildi.
TÜSİSAD daha önce de benzeri görüşleri dile getirmiş, Başbakan ve bazı hükümet üyeleri de bundan memnuniyetsizliklerini dile getirmişlerdi. Ömer Sabancı yerine TÜSİAD Başkanlığı'na Yalçındağ'ın gelişi, bazı çevrelerde TÜSİAD'ın, Erdoğan'ı pek de memnun etmeyen bu çizgiden geri adım atacağı yorumlarına yol açmıştı. Hatta CHP lideri Deniz Baykal, hafta başındaki "Medya ve iş dünyası pıstı" sözleriyle geri adımın atılmış olduğunu ima etmişti.
TÜSİAD'ın dünkü çıkışı, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda daha önce açıkladığı konumdan geri adım atmadığını gösteriyor. Hatta, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun, "Erdoğan Başbakan kalsın demek,
AK Parti'yi desteklemek anlamına gelir" sözlerine yanıt olarak, gerek Yalçındağ'ın, gerekse Koç'un konuşmalarında konuya daha üst düzeyden yaklaşılıyor. Cumhurbaşkanının toplumsal uzlaşma ile seçilmemesi durumunda, toplumda ve ekonomide gerilimlerin yaşanacağı saptaması var.
Bu arada, AB konularının iç politika malzemesi yapılmaması isteğiyle CHP'ye gönderme yapılıyor. İstanbul'un Başbakan'a duyurmak istedikleri bunlar.
Erdoğan ise dün Adıyaman'daki açılış törenlerinde yaptığı konuşmada, sözü 28 Şubat olayının 10'uncu yılına getirdikten sonra şu ilginç sözleri sarf etti:
"Düne takılıp kalmayacağız. Dünün yanlışlarından ibret alacağız, bugünü farklı dokuyacağız, yarına bir başka zenginlikle gireceğiz. Bütün bunları yaparken ülkemizde bir toplumsal mutabakat, bir kurumsal mutabakat oluşturmaya çalışıyoruz. Birçok şeyleri görmezden geliyoruz, duymazdan geliyoruz. Birçok şeyleri de baldıran zehri olarak içiyoruz. Niye?
Çünkü ülkenin huzura ihtiyacı var."
Bu sözleri Başbakan'ın, cumhurbaşkanlığı konusunda İstanbul sermayesi, muhalefet ve diğer odaklardan gelen çağrıları mı, yoksa kendisini Çankaya'ya doğru zorlayan çağrıları mı duymazdan geldiği şeklinde yorumlamak lazım? Henüz net değil. Ama bu sözlerinden, Erdoğan'ın bir karar arifesine yaklaştığını çıkarmak mümkün.
İki önemli telefon
Başbakan Tayyip Erdoğan dün hem İran, hem de Irak cumhurbaşkanları ile birer telefon görüşmesi yaptı. Erdoğan'ın İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ile telefon görüşmesi fazla haber değeri taşımayabilir. Çünkü şu ara Türk-İran diyaloğu üst düzeyde ve sık devam ediyor. İran Dışişleri Bakanı Manuçehr Muttaki daha geçen hafta Türkiye'deydi. Türkiye, İran'ın nükleer programına ilişkin gerilimin bölgede yeni bir krize dönüşmemesi ve Irak'ın geleceği gibi iki önemli konuda İran'la sık görüşen ülkeler arasında.
Erdoğan'ın Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüşmesi ise daha fazla haber değeri taşıyor. Talabani'nin birkaç gündür bir kalp rahatsızlığı nedeniyle Ürdün'ün başkenti Amman'da hastanede tedavi görmesinden gelmiyor bu önem. Gerçi Başbakanlık, Erdoğan'ın Talabani'ye 'Geçmiş olsun' dediğini söylüyor. Muhtemelen öyle de olmuştur. Ancak Irak'la ve Iraklı Kürtlerle üst düzeyde görüşme yapılıp yapılmayacağının ateşli iç politika tartışmalarına konu edildiği bir dönemde, bu telefonun ayrı bir anlamı olsa gerek. Üstelik bu telefon görüşmesinin açıklanmasından kısa süre önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın diyalog konusundaki sözlerinin, şahsi görüşü değil, 'kurum görüşü' olduğu açıklandığı dikkate alınırsa.
Irak'ın geleceği Türkiye'nin geleceğini etkileyecek düzeyde. Bağdat'ta yapılacak, Irak'a komşu ülkeler zirvesi hazırlık toplantısı, bu zirvenin Türkiye'de yapılıp yapılmayacağını da belirleyebilir. Komşu ülkeler diyaloğu Türkiye'nin girişimiyle başladı ve bu toplantının yapılabilmiş olması bile tek başına bir başarı olacak. İran ve özellikle Irak cumhurbaşkanlarının desteği bu açıdan önem taşıyor.