Erdoğan: Putin'le kanka, Obama'yla müttefik

Erdoğan bir yandan Obama ile stratejik ittifak ilişkisi içindeyken diğer taraftan rakibi Putin ile nasıl kanka olabiliyor. İşin sırrı bıçak sırtında ilerleyen bölgesel siyaset dengelerinde gizli

Dünyanın en dediği dedik liderlerinden biri olarak bilinen Rusya cumhurbaşkanı Vladimir Putin onun için “delikanlı adam” dedi çıktı. 

Daha önce eşi görülmedik şekilde ABD Başkanı Barack Obama’nın ev sahibi olduğu yemeği protesto etti, sandalyesi boş kaldı, ama Obama’nın en sıkı müttefiklerinden.
Almanya Şansölyesi Angela Merkel’e Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almasının ortak çıkarların gereği olduğu çağrısı yapıyor. Diğer yandan AB’nin Türkiye’yi alıp almamasının umurunda olmadığını ilan ediyor. 

Aslına bakarsanız, Putin tarafından “delikanlı adam” ilan edilmesinin altında, Kırım’ı Ukrayna’nın elinden alan Rusya’ya karşı AB (ve ABD) yaptırımlarına, Putin’in “Tepki çekersin, gizli tutalım” uyarısına rağmen meydan okuması, anlaşmayı açıklaması yatıyor. 

Sonra mesela, Müslüman dünyanın sokaklarının sesi olma iddiasında, ama günümüzün )(Suriye, Irak gibi) belli başlı bütün bölgesel sorunlarında, belli başlı bütün Müslüman ülke yönetimleriyle, mesela Suudi Arabistan, İran, Mısır ile ters düşüyor. 

*** 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kendisini Türk dış politikasının Batı ile paralel ilerleyen geleneksel eksenine borçlu hissetmeden bölgesel siyasette kendi iktidar oyununu oynuyor.
Türkiye 1952’den bu yana batı askeri ittifakı NATO’nun üyesi. Hem de sıradan değil, önemli bir üyesi. 

NATO’nun Güneydoğu kanadını tutuyor. Yalnızca Orta Doğu ve Hazar petrol ve gaz bölgeleri, diğer bakışla çatışma bölgeleriyle Avrupa arasında bir tampon oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda Boğazları, yani Rusya’nın “sıcak denizlere” Karadeniz’den çıkış yolunu da tutuyor. 

Belli başlı NATO komutanlıklarından birisinin karargâhı İzmir’de… Dünyanın en stratejik hava üslerinden birisi İncirlik’e ev sahipliği yapıyoruz. Bunlara 2012’den itibaren bir de Malatya-
Kürecik’te NATO tarafından işletilen Amerikan Füze Kalkanı erken uyarı radarları eklendi; bu radarlara bağlı füzeler, Avrupa ve Amerika’nın kıtalararası balistik füzelerini avlamak üzere Polonya ve Romanya’da konuşlu. 

Türkiye Batı askeri ittifakı açısından (bakmayın siz o işportadaki ‘Erbil’e taşınıyor’ tahlillerine) kolay kolay vazgeçilemeyecek bir ortak. 

***
Siyasi sahnedeyse Türkiye temiz bir 200 yıldır Avrupa ailesinin parçası sayılmaya uğraşıyor. Bunun son elli küsur yılı AB’ye girebilmek için bekleme odasında sabır tüketerek geçti.
Türkiye bu işte çok gecikmiş olsa da on yıl kadar önce Anayasayı, hem de Erdoğan döneminde AB mevzuatına bağlı hale getirdi. 

Ama uygulamada durum farklı... 

Askeri ihtiyaçların karşılanmasında tam bir batılı gibi davranan Türkiye iş haklar, özgürlükler, demokrasiye gelince tam bir şarklı gibi davranıyor. 

Basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı, güçler ayrılığı, denge-denetleme ihtiyacı söz konusu olduğunda bir bakıyorsunuz Türkiye’deki mevcut uygulamalar İslami söylemle bezenmiş Rus uygulamalarına yakın duruyor. 

***

Rusya Ukrayna krizi nedeniyle ABD ve AB yaptırımlarından fena etkilendiğini gizlemiyor. Ama şimdiden, yumuşak bir dille de olsa, bu yaptırımların devamının (ki her ikisi de devam edeceğini ilan etti) belli konularda Batı ile işbirliğine zarar vereceği yolunda aba altından sopa göstermeye başladı. 

Tabii bu muhtemel tehdit hedefleri resminde petrol fiyatlarını düşürerek Rusya’ya Ruble’nin baş aşağı giden değerinden daha fazla zarar veren Suudi Arabistan liderliğindeki “petrol lobisi” var. Mesela Rus gazının Avrupa’daki en büyük müşterisi Almanya’nın olmaması düşünülemez bile. Öte yandan petrol fiyatlarındaki düşüşten zarar payını fazlasıyla alan İran ile yürütülen nükleer görüşmelerin parçası Rusya; onun onayı olmadan ilerleme sağlanması çok zor ki bu İsrail’i de resme dâhil eder, Tahran da bunu bilir. Oysa düşlen fiyatlar Rusya’nın en yakın müttefiki Çin’in işine geliyor ve bu da Rusya üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. 

Bütün bunların üzerine bir de Küba geldi. Venezuela zaten petrol fiyatlarındaki düşüşler elini kolunu kıpırdatamaz hale gelmişti. Obama, Küba’ya tıpkı iki sene önce İran’a yaptığı gibi barış elini uzatarak bir yandan Moskova’nın Batı yarıküresindeki en önemli sıçrama taşını da elinden almayı hedefliyor.
Rusya bu kadar sıkıştırılırsa yaptırım silahı ters tepebilir; Ruslar pek şakaya gelmez. 

***
Yaptırım silahı Rusya’da geri teperse, Türkiye’nin bundan zarar göreceğini söylemek için dış siyaset uzmanı olmaya gerek yok herhalde. 

Erdoğan son zamanlarda her ne kadar Batı’nın Şarklı düşmanlarından çok Batıyı eleştiren bir tutum içinde olsa da, askeri ihtiyaçları yerine getirdiği müddetçe Batının Türkiye’nin işbirliğini tehlikeye atmak istemeyeceğini biliyor. 

Baksanıza, sonunda eski müttefiki Fethullah Gülen’i ABD’den istemek için bir tutuklama kararı dahi oldu elinde, alırsa ona da şaşmamak lazım.
Suriye ve saire gibi taktik düzeydekiler olmasa da, Füze Kalkanı gibi, İncirlik, Boğazlar gibi stratejik askeri hedeflerde işbirliği yaptıkça, istemeye istemeye de olsa kendisine mecbur olunduğunu düşünüyor. 

Ve batı ile Rusya arasındaki gerilimin yükselmesi ihtimaline, krizin Türkiye’yi tehlikeye atma riskine karşı Rusya’ya karşı risklerini asgariye indirmeye çalışıyor. 

Bu denge daha ne kadar sürdürülebilir sorusuna şu anda cevap bulmak kolay değil, ama Obama’yla müttefik iken Putin’le kanka olmanın ekonomi-politiği budur.