Erdoğan son güne bırakabilir

Erdoğan, cumhurbaş-kanlığıyla ilgili nihai kararını büyük ihtimalle en son gün açıklayacak.

Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarında dün birkaç önemli gelişme bir arada yaşandı. Bu kısmen vakit daraldıkça hararetin artmasından, kısmen de Erdoğan'ın artık fiilen karar sürecine girmiş olmasından kaynaklanıyor. Dünkü gelişmeleri, genel sürecin içinde şöyle sıralamak mümkün:

  • Başbakan Tayyip Erdoğan, dün Türk-İş Başkanı Salih Kılıç ile görüşmesinde cumhurbaşkanlığı konusunda bir sivil toplum nabzı daha aldı. Görüşme toplu iş sözleşmeleri gerekçesine dayanıyordu. Ancak, Kılıç daha önceden cumhurbaşkanlığı konusunda görüşünü açıklamıştı. Erdoğan 3 Nisan'da Halep yolunda, daha önce TÜSİAD ve TOBB'un cumhurbaşkanlığı konusunda görüşlerini aldığını, bu sürece başladığını açıklamıştı. Erdoğan aynı gezide AK Parti teşkilatına yaptırdığı tarama sonuçlarını da hafta sonu alacağını söylemişti. Akşam saatlerinde bir grup milletvekiliyle de görüştü. Resmen 16 Nisan'da başlayacak cumhurbaşkanlığı seçim süreci, Erdoğan için fiilen başlamış demektir. Bu aynı zamanda Erdoğan cephesinde bir yumuşama işaretidir. Başbakan, cumhurbaşkanının toplumsal uzlaşmayla seçilmesi gerektiği yolundaki beyanları en azından görüntüde dikkate alıyor demektir.
  • Rektörler Komitesi toplantısı ardından bir açıklama yapan Yüksek Öğrenim Kurulu Başkanı Profesör Doktor Erdoğan Teziç, üniversite yönetimlerinin cumhurbaşkanlığı konusundaki görüşünü açıkladı. Teziç tarafından açıklanan görüşte, 'Erdoğan cumhurbaşkanı olmasın' ifadesi bir tek bu açıklıkta söylenmiyor ama, bütün sözler oraya çıkıyor. Kendisi de deneyimli bir hukukçu olan Teziç, toplumsal uzaşmanın yetmeyeceğini, Meclis çatısı altında fiili uzlaşmanın gerekli olduğunu, daha önce eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu ve CHP lideri Deniz Baykal tarafından öne sürülen "İlk tur oylamaya 367 katılım gerekir" tezine dayanarak söylüyor. Böylelikle, Anayasa Mahkemesi'ne de dolaylı bir sinyal göndermiş olmuyor mu?
  • Teziç'in açıklamasında çok önemli bir ayrıntı var. O da, bazı üniversitelerden bu konuda gelen taleplere karşın, 14 Nisan'da Ankara'da yapılacak eyleme katılmayacağını ilan etmesidir. Dün ODTÜ Senatosu tarafından yayımlanan bildiriye de 14 Nisan'ı ekletmek isteyenler oldu. Ancak, ODTÜ ruhu, geçen yıl aynı organizasyon komitesi tarafından düzenlenen benzeri bir eylemde açılan 'Ordu göreve' pankartını kaldıramıyor. YÖK yönetiminde bu anlayışla aynı fotoğraf karesinde olmak istemeyenlerin ağırlıkta olduğu ortaya çıktı.
  • Bu konuda bir başka gelişme, CHP lideri Baykal'ın İstanbul'da 14 Nisan eylemini fikren onaylasa da, CHP olarak destekleme gibi bir karar almadıklarını ilan etmesi oldu. Eylemin baş organizatörü olan Şener Eruygur, bir süre önce Atatürkçü Düşünce Derneği adına Baykal'a gidip aktif destek istemişti. Eruygur'un Jandarma Komutanlığı döneminde hükümeti devirme girişimlerinde bulunduğu iddiasıyla yapılan yayınlar, üniversitelerin de, partilerin de, örneğin Türk-İş gibi etkin sivil toplum kuruluşlarının da mesafeli durmasına neden oluyor. Bu hafta sonu, 8 Nisan'da Ankara'da Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığına karşı bir miting düzenleyecek olan DSP Genel Başkanı Zeki Sezer de, Eruygur tarafından çağrılmasına karşın, kendi organizasyonunda ısrar etmişti.
  • Bu noktada Baykal'ın dünkü "Bir umudumuz var. Bunlara gerek kalmayacağını umut ediyoruz" sözüne dikkat etmek gerekiyor. Baykal, "Gelin cumhurbaşkanını birlikte seçelim' denilecek olursa,Türkiye'nin kabul edeceği bir cumhurbaşkanının oluşması için gerekli desteği veririz diyor. Erdoğan cephesinde sivil toplumdan görüş edinme şeklinde tezahür eden yumuşama adımına karşın, bu da bir yumuşama adımı sayılabilir, eğer bardağın yarısı dolu bakışıyla görebilirsek.
    Bu tablo içinde Erdoğan'ın karar sürecinin 18 Nisan'da sona ereceğini söylemek yanıltıcı. 18 Nisan'da AK Parti'nin 50 kişilik Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısı var yalnızca. Erdoğan'ın nihai kararını, genişletilmiş üyeleriyle 20 kişilik Merkez Yürütme Kurulu ve Bakanlar Kurulu üyeleriyle danışmadan alıp açıklaması küçük bir ihtimal.
    Bir de 23 Nisan faktörü var. Erdoğan'ın, bütün devlet erkanının bir arada olduğu, medyaya açık 23 Nisan törenlerinde adaylık tartışmalarına maruz kalmak isteyeceği beklenemez. Tabii siyaset bu, belli olmaz ama, Erdoğan kararını en azından son iki güne, muhtemelen son güne, 25 Nisan'a bırakacak gibi görünüyor.