Erdoğan sözünü ne Davutoğlu'na dinletebilmiş, ne Fidan'a

İlk defa AK Parti'deki bir krizi, kulis bilgilerinden değil Cumhurbaşkanı'nın ağzından izliyor Türkiye. Seçim yolunda Erdoğan ve Davutoğlu uzlaşır muhtemelen ama bu yaranın izi kalır.

İşin özeti şu: Cumhurbaşkanı, istihbarat şefine ‘gitme, kal’ demiş, ama o dinlememiş, istifa etmiş.

Ne için istifa etmiş? Başbakan istifasını isteyip onu milletvekili, belki bakan yapmak istiyormuş.

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı buna alınmış, kızmış ve şimdi tam seçime giderken zafiyet algılanır filan demeden bu durumu millete şikâyet etmiş.

Şimdi makamların yerine isimleri de koyup söyleyelim.

1- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a “Ayrılmanı doğru bulmuyorum” demiş, (Erdoğan Latin Amerika gezisindeki gazetecilere 8 Şubat gecesi söylediğinden)

2- Fidan “Yoruldum. Daha fazla devam edemeyeceğim” demiş, (Yine 8 Şubat, uçak)

3- Erdoğan Başbakan Davutoğlu’na Fidan’ın MİT müsteşarlığından ayrılıp AK Parti’den milletvekili adayı olmasına “Olumlu bakmadığını” söylemiş, (Erdoğan, 8 Şubat akşam, yola çıkmadan önce,

4- Ama Davutoğlu “Hakan bana siyasette lazım” demiş, (Yeni Şafak, 8 Şubat sabahı, birinci sayfa)

5- Davutoğlu ve Fidan kafa kafaya verip bir daha görüşmüşler, Fidan istifasını vermiş (Anadolu Ajansı, 7 Şubat)

6- Erdoğan “MİT sıradan bir kurum değildir” diye altını çizdikten sonra bu durumu şöyle yorumlamış: “Bu makama gelmiş olan bir kardeşimizin (Fidan) milletvekili adayı olmak ya da onun ötesinde (bakanlık) bazı görevleri planlamak gibi bir durumu olabilir. Ya da ona belki bu tür bazı vaatlerde bulunulmuş olabilir, orasını bilemem.” Erdoğan Fidan’ı oraya “sır küpü” olarak getirdiğini vurgulamak ihtiyacı duyuyor, o kadar dokunmuş bu durum kendisine. (8 Şubat, uçak)

Erdoğan’ın bu son ifadelerinden yola çıkıp bazı varsayımlarda bulunmak, sorular sormak da mümkün. Mesela,

1- Fidan’a Meclis’te, Bakanlar Kurulu’nda makam teklif edebilecek, Erdoğan dışında bir kişi var, o da Davutoğlu. Acaba Erdoğan bu sözlerle Davutoğlu’nun adeta bir rakip gibi en iyi adamını elinden almak için vaatlerde bulunduğunu mu söylemek istiyor? Bu Davutoğlu’na haksızlık sayılmaz mı?

2- Ayrıca yıllarca Türk istihbaratını yönetmiş, Kürt diyalog süreci kendisine emanet edilmiş, sır küpü Fidan, siyasi vaatlerle aklı çelinebilecek bir insan mı? Ya da Fidan bir otobüsten atlayıp diğerini yakalayacak zamanı kollayan bir siyasi fırsatçı olarak mı görülmeli? Bu Fidan’a haksızlık sayılmaz mı?

3- Erdoğan Fidan’ın “Yorulduğunu” söyleyerek ayrıldığını söylüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi dinlenme yeri mi? Eğer durum buysa bu ifade hem Erdoğan’a, hem siyaset kurumuna haksızlık sayılmaz mı?

Erdoğan belli ki Davutoğlu ve Fidan’ın kendisine haksızlık ettiğini düşünüyor, buna da içerlemiş görünüyor.

“Tek kişi dahi kalsam ben bu mücadeleyi sonuna kadar sürdürürüm” sözleri, adeta en güvendiği iki yoldaşı tarafından “yalnız bırakıldığı” çığlığı gibi.

Belki “Güçlü başkanlık, Kürt sorununa çözüm ve yeni Anayasa için 400 milletvekili” beklediği 7 Haziran seçimlerine giderken daha fazla hasar almamak için Davutoğlu ile bir uzlaşma zemini bulacaklardır ama Erdoğan bu vaziyeti sineye çekmeyeceğini de gösteriyor.

Nasıl mı? Cevabı yine Erdoğan’ın uçakta söylediklerinden, Akif Beki’nin aktardıklarının satır aralarından sökebiliyoruz.

Demiş ki Erdoğan, “Yerine kim gelecekse, sayın Başbakan teklifi yapar, biz de onar, ya da onamayız”.

Demek ki son iki gündür hükümet çizgisindeki gazetelerde, televizyonlarda fısıldanan bilgiyi, yani vekâleti alan MİT Müsteşar Yardımcısı İsmail Hakkı Musa’nın asaleten atanacağı bilgisini çantada keklik saymamak lazım.

Peki, buradan akıl yürütüp Davutoğlu’nun Fidan’ı bakan olarak atamak istemesinin AK Saray’dan dönebileceğini söylemek, fazla ileri gitmek mi olur?

Tamam onu şimdilik kendimize saklayalım. Ama havada bir tuhaflık olduğu duygusu size de gelmiyor mu?

Mesela muhalefet partileri, CHP ve MHP (İmralı’yla MİT aracılığıyla görüşen HDP o topa pek girmedi bugüne kadar) son aylarda MİT’in AK Parti altında yönetilişini yerden yere vurdu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, CHP aleyhinde çalışacak bir yöneticinin varlığından söz etti. Gestapo lafları ortada dolaştı. MHP lideri Devlet Bahçeli, MİT’in artık AK Parti emrinde partizanlık yapan bir kuruluşa dönüştürüldüğünü söyledi.

Oysa Erdoğan’ın Fidan’ın adaylığına karşı çıkmasından sonra muhalefetten öyle feveran denebilecek bir çıkış gelmedi.

Ne “İşte MİT’e partizanlık yaparken suçüstü yakalandılar” diyen oldu, ne “Türkiye’de ilk defa istihbaratın başı siyaset içi n, şu kritik zamanda görevini bıraktı” diyen çıktı.

“Gündem değiştirme tuzağına düşmeyelim” makamından laf olsun diye tepkiler verildi.

Sanki AK Parti’nin en üst katında çıkan ve bizzat Erdoğan tarafından ifşa edilen bu ciddi görüş ayrılığını, deyim yerindeyse “çubuklarını yakıp seyretmeyi” tercih etmişler. Belki de düşünüyorlar ki, bu kavgada araya girerlerse, taraflara birleşip kendilerini dövmeye başlayabilir.

Dedik ya, muhtemelen Erdoğan ve Davutoğlu bir yolunu bulup yola devam edeceklerdir. Ama yazın bir kenara lütfen, bu yaranın izi kalır. Bu krizin siyaset üzerinde, özellikle AK Parti içinde sonuçları olacaktır.