Erdoğan yüzde 47?yi geçebilecek mi?

Alevi açılımından Anayasa değişikliği vaadine Erdoğan yüzde 47 hedefini aşmak için çalışıyor. Şapkadan yeni tavşanlar çıkabilir

Başbakan Tayyip Erdoğan dün Sivas’ta yerel seçimlerden yüzde 47’den fazla oy beklediğini ilan etti. Meclis’te 10 Şubat’ta yaptığı konuşmada ilk kez dile getirdiği yüzde 47 eşiğini aşma hedefini bu kez Sivas’ta daha açık ifadeyle söyledi. Demek ki Başbakan’ın önünde yeni çalışmalar var ve buna bakarak geçtiğimiz
haftadan itibaren çıtayı yükseltip, hedefini yüzde 47’yi aşmak, belki yüzde 50’yi bulmak
olarak ilan etmekte bir sakınca görmedi. Bu kuşkusuz iddialı bir hedefti.
Bu hedefi ilan ettiği yer de dikkat çekiciydi. Bir gece önce, 2 Temmuz 1993’te çıkarılan yangın sonucu 37 vatandaşın hayatını kaybettiği Madımak otelinin yerine açılan kebapçının tabelası nihayet indirilmişti. Alevi derneklerinin istediği gibi ‘ibret müzesi’ olmasa da Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın ara çözüm bulduğu gibi, Kültür Bakanlığı kitap ve el sanatları sergi ve satış merkezi olacaktı.
Seçim hamlesi vesilesiyle de olsa, bu ayıplı durumun ortadan kalkması olumlu. Zaten Erdoğan da Sivas konusunda Alevi yaklaşımını sürdürdü. Alevi din adamlarının üzerinde anlaşacağı bir metni Milli Eğitim Bakanlığı kitaplarına koyma sözü verdi. Zorunlu din dersi müfredatı konusunda ise henüz bir adım yok.
Yine de Erdoğan’ı 29 Mart 2009 yerel seçimlerinde 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden fazla oy alacağına inandıran, yalnızca Alevi açılımı ve Sivas değil. Tunceli de var örneğin. Yüksek Seçim Kurulu’nun uyarısına rağmen, Tunceli Valiliği ‘sosyal yardım’ adı altında daha önce benzeri görülmemiş bir icraat yapıyor. Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu ve Kamer Genç’in ilçesi Nazimiye merkez alınarak seçmenlere buzdolabı, çamaşır makinesi dağıtılıyor.
Dün Radikal’de rakamları verdik; ‘sosyal yardımlar’ seçim yaklaştıkça hatırlanmış. Yine bir seçim yılı olan ve bir önceki yıla göre patlama yapan 2007’nin tamamında yapılan yardıma yakını, 2009’un yalnızca ocak ayında yapılmış. Bu yardımları yapabilmek uğruna, seçimlere kadar uluslararası mali krizin etkilerini gidermek için gerekli, yurtiçi ve yurtdışı adımların sürüncemede bırakıldığı izlenimi iş dünyasında da toplumun çoğunluğunda da yayılıyor.
Erdoğan ise seçmen dikkatini ekonomik sıkıntılardan siyasi ve ideolojik sıkıntılara çevirmek için özel gayret sarfediyor.
Başbakan’ın seçim kampanyası sırasında kullanacağı bir unsurun Gazze-Davos çıkışı olacağı zaten belliydi. Şimdi her çıktığı meydanda bunu hatırlatıyor. Bu hatırlatma daha çok Saadet Partisi’nin etkisini yıpratmaya yönelik. Gazze saldırıları sırasında Türkiye’de düzenlenen ve aslında AK Parti iktidarını da protestoya dönüşen mitinglerin ezici çoğunluğu Saadet tarafından düzenlenmişti. İstanbul’da 200 bin, Diyarbakır, Van, Ankara, Konya’da 50’şer bin kişilik gösteriler, Erdoğan’ın canını sıkıyordu. Çünkü Saadet’in özellikle Gündeydoğu ve İstanbul’da alacağı her bir oy, başka herhangi bir partinin değil AK Parti’nin hanesinden eksilecekti. Erdoğan, Davos çıkışının Saadet etkisini azaltacağını umuyor olabilir.
Dün Erdoğan bir kozunu daha oynadı. Genç bir AK Partili’nin ‘Darbe anayasasından bizi ne zaman kurtaracaksınız?’ sorusuna, amacının bu olduğunu, ama işte CHP’nin bunu engellediğini, kendisinin de buna karşı yine Meclis Başkanı Köksal Toptan’ı devreye sokmaya çalıştığını söyledi. Toptan’ın bu durumda ne yapacağı henüz belli değil. Ama yargı-yasama-yürütme erklerinin birbirinin ayağına basmaması için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün zirve toplantısı düzenlediği bir dönemde, Başbakan’ın Meclis Başkanı’nın yapması gerekenler üzerine bu tonda konuşması dikkat çekici.
Anayasa değişikliği vaadinin daha çok Avrupa Birliği’nden gelen talepler üzerine ve son zamanlarda memnuniyetsizlik beyan etmeye başlayan İstanbul aydın çevrelerine yönelik olduğu düşünülebilir. Erdoğan bu teklifi biraz da CHP reddetsin diye yapıyor. Nitekim CHP’li Kemal Anadol hemen ‘Önce dokunulmazlık gelsin, sonra hepsine bakarız’ yanıtını verdi.
Erdoğan iddia ettiği gibi AK Parti yüzde 47’yi geçebilecek mi? İstanbul ve Ankara’daki bazı gelişmeler, yüksek seçmen sayısına sahip bu bölgelerde AK Parti’nin oy oranını artıracağı yönünde şimdilik görünmüyor. Bu da önümüzdeki bir-bir buçuk ay içinde şapkadan daha çok tavşanın çıkarılacağı anlamına geliyor. Demirel’in dediği gibi, belki de turpun büyüğü hâlâ heybede.