Erdoğan'ın B-planı: Referandum

Erdoğan'ın genel seçim öncesi desteğini artırmak amacıyla referanduma başvura-bileceği konuşuluyor

Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, AB İşleri Bakanı Egemen Bağış’la konuşmasından şu bölümü dünkü yazısına almış: “Bugüne kadar Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tıkanıklıkların tamamını Türk milleti aşmıştır. Yine aşar. Gerekirse sandıkta aşar. Gerekirse referandumla aşar.”
Ünal yazısının sonunda şu yorumu yapmış: “AK Parti’nin referandumu göze alacağının sinyali bu.”
AK Parti hangi konuda referandumu göze alacak Bağış’a ve Ünal’a göre? Anayasa değişikliği konusunda.
Zaman gazetesi dün ayrıca Bağış’la tam sayfa mülakatı “Bu Anayasa ile AB’ye giremeyiz” başlığı ile vermişti. Bu Anayasa’yı değiştirince AB’ye girebilir miyiz tartışmasına girmeyeceğim; o ayrı bir konu.
Ama referandum konusunun Ankara’nın siyaset kulisine belki tahminlerden de önce pompalanmaya başlanmasının nedenini AK Parti içinde bu konunun yaygın tartışılıyor olmasına bağlamak mümkün.
Önceki akşam İsveç Büyükelçiliği’ndeki bir davette AK Parti’li Haluk Özdalga ile sohbet ediyorduk. Baskın Oran ve CHP’li Onur Öymen de vardı. Ben kulisteki havayı yansıttıktan sonra ‘Bir sonraki seçimde AK Parti’nin yüzde 39’un üzerinde çıkmasını garantilemek için Erdoğan’ın ideolojik zeminde tartışmaya ihtiyacı olduğu, bunun için Anayasa’yı referanduma sunmayı düşündüğü’ izlenimimi söyledim. Özdalga duraksamadan “Ben referanduma gidilmesi gerektiğini söylüyorum” zaten dedi.
Öyle anlaşılıyor ki Anayasa konusunda referanduma gidilebileceğini düşünen yalnız Bağış ve Özdalga değil AK Parti içinde. Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’in de Anayasa’nın mutlaka değişmesi gerektiği yolunda sözleri oldu.
Anayasa’yı değiştirmenin AK Parti döneminde denenmiş ve biri başarısız, diğeri başarılı olmuş iki yöntemi var aslında.
Başarılı olan, 2003-2005 döneminde AB uyum reformları çerçevesindeki 9 Anayasa değişiklik paketi ve ona bağlı kapsamlı yasal değişiklikler. Bu yöntemin ana muhalefet CHP ile tartışma içinde bir taslak oluşturup onun oylanması yoluyla başarıya ulaştığını görüyoruz. AK Parti’nin özellikle dikkatlerden kaçırdığının aksine, CHP katkısı ve desteği olmaksızın bu reformların hiçbiri mümkün olmazdı. CHP bu değişikliklerin hiçbiri için Anayasa Mahkemesi’ne gitmedi, çünkü önceden üzerinde uzlaşmaya varılmıştı. Yani başarılı Anayasa değişikliği modeli, önceden uzlaşmaya dayalıydı.
Başarısız Anayasa değiştirme girişimini AK Parti’nin yüzde 47 destekle bir ego patlaması yaşadığı 2007 seçimleri sonrası gördük. Bu model ön uzlaşmaya dayanmıyordu. Bizzat Başbakan Erdoğan tarafından bir grup hukukçuya ısmarlanan metin, plana göre muhalefete sunulacak, onlar ister kabul etsin ister etmesin uygulamaya konulacaktı. Ne oldu? İş sonunda üniversitede türban serbestisini öngören iki maddeye indirgendi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün uyarısına karşın Başbakan ısrar etti, ‘Velev ki siyasi simge’ sözü Yargıtay Başsavcılığını tetikledi, kapatma davası, Anayasa Mahkemesi ve sonucu biliyoruz.
Şimdi soru şu: AK Parti Anayasa değişikliği konusunda neden başarısı kanıtlanmış ön uzlaşma modelini denemiyor da, başarısızlığı kanıtlanmış modelde ısrar ediyor?
Acaba 29 Mart 2009 seçimi sonrasında ihtiyacının muhalefete uzlaşma görüntüsü değil, uzlaşmayan muhalefet görüntüsü olması nedeniyle mi?
Son zamanlarda laiklik zemininde tartışma yürütülmeyen tek seçim 29 Mart oldu, onda da sonuç ortada: AK Parti’de oy kaybı başladı.
Başbakan Erdoğan’ın bir sonraki seçimde yüzde 39’un altına düşmeye tahammülü olmadığı tahmin edilebilir. Bu ‘İkinci ANAP sendromu’ olarak algılanacaktır; yani oy kaybı bir kez başladı mı, gerileme durdurulamaz. Oysa uluslararası ekonomik krizin özellikle istihdam üzerindeki etkisi açık. Erdoğan’ın ise IMF ile anlaşma imzalamak için can atmadığı ortada. Bu durumda, Merkez Bankası tahminlerine göre de, Türkiye belki yıkılmaz ama, krizin etkisini azaltmakta başarılı olası zorlaşır.
O halde Başbakan’ın B-planı referandum mu?
AB çevrelerine ve İstanbul entelijensiyasına ‘Özgürlükler genişleyecek’, DTP’ye ‘Parti
kapatma zorlaşacak’ diye sunulacak bir Anayasal değişiklik paketini muhalefetin laiklik zemininde kışkırtılması ile referanduma sunmak mı? Referandum desteğinin rüzgârıyla yelkeni şişirip genel seçime öyle gitmek mi?
Kesin yanıt vermek zor. Ancak Ankara’nin siyaset ufkunda referandum tartışması yükselmeye başladı.