Erdoğan'ın başını ağrıtan iki konu

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün haftalık görüşme için Çankaya Köşkü'ne çıktığı saat doğrusu önce dikkat çekmedi. Sonra anlaşıldı ki, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte cuma namazını Çankaya Köşkü'nde kılmışlar.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün haftalık görüşme için Çankaya Köşkü'ne çıktığı saat doğrusu önce dikkat çekmedi. Sonra anlaşıldı ki, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte cuma namazını Çankaya Köşkü'nde kılmışlar. İki dava arkadaşı için bu namazın özel bir anlamı olmalı.
Erdoğan, Başbakanlığa döndükten sonra Başbakanlık Basın Merkezi'nden alınan bilgilere göre, ABD Başkanı George Bush'u, 3 Ekim'de İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez'i aradığı konu için aramıştı: Konu, ABD Temsilciler Meclisi'nde 10 Ekim çarşamba günü oylama gündemine alınan Ermeni soykırım iddiaları yasa tasarısının durdurulması idi. Dün Ankara'da bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner ile Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın ele aldığı konular arasında da yine Ermeni meselesi vardı.
Aynı dakikalarda parti genel merkezinde konuşan CHP lideri Deniz Baykal, 21 Ekim'de yapılacak cumhurbaşkanı seçimine ilişkin referandumdaki iki maddenin, oylamaya bir hafta-10 gün kala bir başka anayasa değişikliği ile değiştirilmesi yerine referandumun iptalini istiyordu. Baykal'ın referanduma sunulacak maddelerin AK Parti tarafından hazırlığı süren anayasa değişikliğine eklenebileceği tezi akla yakın duruyordu.
Bu iki konu, Türkiye bayram haftasına girerken Başbakan Erdoğan'ın iki baş ağrısını oluşturuyor. Biraz yakından bakabiliriz.
1- Ermeni meselesi: Demokrat Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi ya günahı kadar sevmediği Cumhuriyetçi Başkan Bush'un 'Türkiye ABD ve İsrail ile arayı bozabilir' uyarısını ve örneğin sekiz eski dışişleri bakanının aynı yöndeki mektubunu dikkate alıp oylamayı yaptırmayacak, ya da seçmenlerinin baskısı uyarınca Bush ve diğerleri tarafından kritik bir müttefikin kaybedilmesi ile suçlanmayı göze alarak oylamayı yaptıracak. Oylama sonucu kesin gibi; 1915 trajedilerinin bir Ermeni soykırımı demek olduğu iddiası kabul görecek.
Her yıl olduğunun aksine bu yıl ABD'de Türkiye'nin uyarılarının fazla ciddiye alınmaması telkininde bulunan bir grup var. Bu grup, Türkiye'nin Irak savaşında takındığı tavra hâlâ diş bileyenlerden, Rum ve Kürt lobilerine dek garip bir koalisyon. Bunlar, "Türkiye'deki AK Parti hükümeti askere karşı ABD'ye güveniyor, o yüzden ABD'ye sert tepki veremez" gibi akıl almaz bir tezi yayıyorlar. Erdoğan, Ermeni tasarısı nedeniyle ABD'ye sert tavır almasa da bu kez içeride sıkıntı yaşayacak. Bayram öncesi bir baş ağrısı nedeni bu.
2- Anayasa-referandum meselesi: CHP lideri Baykal'ın 'referanduma gerek yok' çağrısı, MHP'de de yankı buluyor. Aslında MHP içinde de bu yönde bir eğilim var demek daha doğru. Bahar aylarındaki cumhurbaşkanlığı krizi sırasında alelacele ve tepkiyle yazılmış bir değişiklik metninde "11'inci cumhurbaşkanı halkoyuyla seçilir" yazılı diye bu sorunu yaşıyoruz. Daha önce 'sorun yok' diyen Erdoğan'a karşın şimdi AK Parti, MHP desteğiyle bu maddenin iptali yoluna gitme gibi bir yolu deniyor. Oysa Baykal'ın dediği gibi, referanduma gitmek yerine AK Parti'nin (AB temsilcilerine referandumdan sonra, ekim sonunda açıklama sözü verdiği) anayasa taslağına eklenebilir cumhurbaşkanının 5+5 ve halk tarafından seçilmesi. Bu süreç, CHP ve MHP desteğiyle referanduma gitmeden de kısa sürede çözülebilir. Ancak Erdoğan'ın CHP ve MHP tarafından engellenebileceğini düşündüğü bazı maddeler olabilir. Tabii bu durumda süreç uzar ve pek çok reform yasası gecikebilir. Erdoğan için bu da zor bir karar.
301'e gelince
En son Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Strazburg'da değişmesini arzuladığını ve desteklediğini söylediği Ceza Yasası'nın 301'inci maddesi, Erdoğan ağırlığını koymaz ise değişecek gibi görünmüyor. Dün CNN Türk'te Fikret Bila ile birlikte Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'e bu konuda sorular sorduk. Daha önce Adalet Bakanı iken de bu konuda eleştirilerin hedefi olan Çiçek, açıkça "Bu yalnızca hukuki bir konu değil, bu toplumda siyaset yapıyoruz" diye durumu özetliyor.
Erdoğan'ın ise bu kadar baş ağrısı içinde, AB İlerleme Raporu'nda eleştiri yapılacak diye 301 konusuna şu sıra el atması ihtimali zayıf. Zaten hükümette de AB çevrelerinde de 2008 Şubat'ındaki Kıbrıs Rum başkanlık seçimlerinden önce ne yapılırsa yapılsın Türkiye-AB ilişkilerinde ciddi ilerleme beklenemeyeceği gibi bir anlayış yayılıyor.