Erdoğan'ın kararı

Şöyle bir tablo vardı dün: Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Mustafa Aydın, resmi sonuçları açıklamak için kameralar karşısına çıktığında, sonuçları yanına almadığını fark etti.

Şöyle bir tablo vardı dün: Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Mustafa Aydın, resmi sonuçları açıklamak için kameralar karşısına çıktığında, sonuçları yanına almadığını fark etti. Aklında da tam kalmamıştı. Böylece, deneyimli hâkim, kendisinden en çok beklenen işi, belki bir sonraki kamera önü açıklamasına bırakmış oldu.
Yine de açıklama yapılmış sayıldığı için Meclis'teki yemin töreni beş gün sonra, yani 4 Temmuz cumartesi günü yapılacak.
TSK'nın çalışmalarını beklenenden geç açıklaması ilginç bir duruma yol açtı istemeden. Seçim yorgunluğunu atmak için çıktığı kısa tatilden dün akşam Ankara'ya dönen Başbakan Tayyip Edoğan'a, yarın başlayacak
Yüksek Askeri Şûra çalışmalarına geniş zaman ayırma imkânı verdi. Aksi takdirde, Meclis'teki yemin töreni ile, belki hemen Meclis Başkanlığı sürecinin başlamasıyla bölünecek YAŞ çalışmalarına, isterse baştan sona dek katılıp, başkanlık edebilecek.
YAŞ, Başbakan'ın Türk Silahlı Kuvvetleri komuta heyetiyle 22 Temmuz seçimleri ardından ilk görüşmesi olacak. Herhalde, başta Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt olmak üzere komutanlar tebriklerini iletecekler ve seçim sonrası gelişmelerin de tıpkı seçimler gibi sorunsuz, pürüzsüz geçmesi dileklerini iletecekler Başbakan'a.
Sorunsuz, pürüzsüz geçmesi için içeride, dışarıda pek çok kişinin temennide bulunduğu gelişme, kuşkusuz on birinci cumhurbaşkanının seçimi.
Siyasetin doğal akışı Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün on birinci cumhurbaşkanı olması önünde hukuki bir engel bulunmadığı yönünde. Bunları sıralarsak, seçim sonuçlarının AK Parti'ye desteği yükseltmesi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün (Başbakan Erdoğan'ın talebi üzerine tekrarladığı) niyet beyanı, MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Yoklamaya gireriz. Size sorun çıkarmaz, DTP'ye muhtaç etmeyiz' demesi ve nihayet CHP lideri Deniz Baykal'ın bu durumda yapacağı bir şey kalmadığını ilan etmesidir bu doğal akış. Geriye yalnızca Erdoğan'ın kararı kaldı.
AK Parti tabanı, Erdoğan'ın kararının doğal olarak Gül olmasını bekliyor. Gül, aksini halka nasıl izah ederiz diye sorarak, Erdoğan'ın üzerindeki ağır sorumluluğu ona bir kez daha hatırlatıyor. Bu durum belki Erdoğan üzerindeki psikolojik baskıyı artırıyor. Bu baskıyı usul usul artıranlara göre Gül'ü seçmek AK Parti'nin hakkıdır, seçilmek de Gül'ün hakkıdır ve Gül, Türkiye'yi yurtdışında temsil etmeye Kayık bir siyasetçidir. Ama bu çevreler, Türkiye'de yeni siyasi gerilimlere, üstelik odağında Çankaya olacak siyasi gerilimlere meydan vermemek için, Gül'ün cumhurbaşkanı olmamasının daha hayırlı olacağını öne sürüyorlar.
Oysa Erdoğan, şu anda hem Türk kamuoyunun gözünde, hem Meclis aritmetiğinde, hem de AK Parti içinde 22 Temmuz seçimleri yoluya gücünü artırmış, siyaseten en güçlü konuma gelmiş kişidir.
Bu iki ucu keskin bir bıçak gibi bir güçtür.
Yalnızca dikkatli olmazsa kendisini de kesebileceği anlamında değil, aynı zamanda vereceği karara AK Parti içindeki itirazları sancılı da olsa kısa sürede bastırabileceği anlamında da... Başbakan'ın vereceği karara şu an direnebilecek kişi ve güçlerin sayısı sınırlı. Bu gücü nasıl kullanacağı, kendisini gelecekte nasıl bir Türkiye'nin başında görmek istediğini de belli edecek.
PKK'ya operasyon mu dediniz?
Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığına karşı bu aralar, hem de ABD güçleriyle işbirliğinde bir operasyon ihtimali varsa bile; 1- AK Parti İstanbul Milletvekili Egemen Bağış'a atfen İngiltere'nin The Sunday Telegraph'ta yayınlanan 'ABD'yi çatışarak gireriz' sözleriyle; 2- Dün
Amerika'nın Washington Post gazetesinde yayınlanan 'Türkiye ve ABD özel birlikleri Irak'ta PKK'ya operasyon planlıyor' haberiyle artık uzak bir ihtimaldir.
Bir Türk yetkili dün şakayla karışık, "Bildiğimiz kadarıyla bu konuyla ilgili Amerikalıların çoğu tatile çıkıyor. Belki de bu PKK'ya şimdi tatilde bizi uğraştırmayın, siz de tatile çıkın" dedi. Şaka olmayan bölümde yetkili, Türkiye'nin isteğine karşın şu an bir çalışma olmadığını söylüyordu.
Bir Amerikalı yetkili ise daha ilginç bir şey söyledi: Irak üzerine Kongre'deki Cumhuriyetçi-Demokrat kavgası iyice keskinleşiyordu ve Washington Post'taki sızdırma haber de bunun bir parçası olabilirdi. Bu söylenenlere göre, şu anda heyecanlanacak bir durum yok Irak cephesinde.