Erdoğan'ın kimyası bozuldu

CHP lideri Baykal, Antakya'da Başbakan Erdoğan'a yüklendi. Baykal, cumhurbaşkanını seçemediği için Erdoğan'ın kimyasının bozulduğunu söyledi: "Bir başbakanın halkı krizle tehdit edip oy istediği görülmemiştir. Millet 355 vekil verdi, ne yaptın? 550 de verse yapabileceğin bir şey kalmadı."

ANTAKYA - CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 22 Temmuz seçimlerinin ardından cumhurbaşkanlığı seçimi krizi çıkarması halinde, kendi krizinin altında kalacağını söyledi.
Baykal dün Antakya'daki mitingine gidiş yolunda gazetecilere yaptığı açıklamada Erdoğan'ın Batman'daki konuşmasını değerlendirdi.
"Bir Başbakanın kendi vatandaşlarını krizle tehdit ederek oy istediği görülmemiştir" diyen Baykal, şunları söyledi:

  • "Sayın Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığı sendromundan kendisini kurtaramadı. Cumhurbaşkanlığı seçimini yanlış yönetti. Bunun sıkıntısını maalesef kendisi de, partisi de, ülke de çekiyor. Türkiye ilk kez, cumhurbaşkanı seçemediği için erken seçime gidiyor.
  • Bu başarısızlığa 355 milletvekiliyle tek başına iktidar iken uğradı. Bu başarısızlığa hiçbir mazereti, itirazı olamaz. Anayasa, hukuk içinde süreç işlemiş, Erdoğan cumhurbaşkanı seçtirememiştir, acı gerçek budur.
  • O kadar milletvekili bizde olacak, cumhurbaşkanı seçtiremeyeceğiz, olacak iş değil. Zamanında 49 milletvekili ile Meclis Başkanı seçtirmiştik. Anlaşılıyor ki bu başarısızlığın Başbakan'da ağır tahribatı olmuştur, Başbakan'ın kimyası bozulmuştur. Bu birinci başarısızlığıdır.
  • İkincisi, pek çok başarısız olan insan gibi hatasını başka bir hatayla kapatmaya yöneldi: Anayasa'daki cumhurbaşkanını seçme yöntemini değiştirmeye kalktı. Bunun da arkasında duramadı. 367 konusunda iki kez oylama yapıldığı halde, seçimlerin 4 yılda bir yapılacağı maddesini işe katarak değişikliği malul etmiştir. Onu çıkarsaydı, en fazla 15 gün kaybeder ama başarabilirdi. Referandum Yasası'nı da takip edemedi. Bütün bunlar, tepkiyle hızla refleksle davrandığını, Anayasa değişikliğinde samimi olmadığını ortaya çıkardı. Bu da ikinci başarısızlığı oldu.
  • Şimdi üçüncü başarısızlığı ise Türkiye seçime giderken vatandaşı krizle tehdit ediyor. Bir başbakanının vatandaşını krizle tehdit ederek oy istediği görülmemiştir. Millet ona gerekli cevabı sandıkta verecektir. Türk milletini krizle, kriz çıkarmakla tehdit ederek hiçbir yere varamaz. Kriz çıkarmaya kalkarsa o krizin altında kendisi kalır.
  • Şimdi 367 üstünde oy istiyor. Millet sana 355 vekil verdi, ne yaptın? Sana artık 367 değil 550 de verse yapabileceğin bir şey kalmadı. Senin sorunun milletvekili desteğinin eksik olması değil, senin sorunun demokrasi ve Anayasa'yı içine sindirememiş, uzlaşma gereğini anlayamamış olmandır. Başbakan kriz tehdidiyle üçüncü yenilgisine gidiyor."
    Baykal, Antakya mitingine yanında merkez sağdan CHP'ye katılan İlhan Kesici'yle birlikte gitti. Kesici'nin ne kadar CHP'li olduğu yolundaki soru üzerine Baykal, zamanında İsmet İnönü'nün bir katılım töreninde söylediklerini tekrarladı: "Partimize en son katılan arkadaşımız ilk katılan kadar hak sahibidir."

    * * * * *
    Mazot fiyatı nasıl düşecek?
    Baykal, Genç Parti lideri Cem Uzan tarafından başlatılan 'Mazot 1 YTL olacak' kampanyasına Başbakan Erdoğan'ın petrol kuyularımız yok' yanıtı vermesi karşılığında CHP'nin mazot fiyatını nasıl düşüreceğini şöyle anlattı:
    "Özel tüketim vergisi'ni kaldıracağız. Biz MHP gibi KDV'yi kaldıralım demiyoruz, ÖTV'yi kaldıracağız. Bu da mazot fiyatlarını 1.25-1.30 YTL gibi bir yere getiriyor.
    Bunu neden yapıyoruz; tarımda iş bitmiş, tarıma bir kıyak yapmak lazım. ÖTV'yi tarımda kaldırmanın maliyeti 2 milyar dolar. 20 milyon çiftçiye 2 milyar dolar destek vermeyelim mi? Sadece İstanbul'da bir arsa satışında 1 milyar kaybetmiştiniz. Millet ayağa kalkınca vazgeçmiştiniz.
    Avrupa'da tarımda mazotun ortalaması 50-51 eurocent. Hollandalı çifti 50-51 cent ile buğdayını çiçeğini buraya getirip satıyor. Çiftçimizde rekabet gücü kalmadı. Ben o çiftçiye kıyak yapacağım.
    Bu yalnızca çiftçi için değil, istihdama, gelir dağılımına katkıda bulunacak. Petrol kuyularımız var demiyoruz. Bedava ver de demiyoruz. Devletin açığını çiftçi üzerinden kapatma, çiftçiyi soyma diyoruz.