Erdoğan'ın öfkesi ve ikilemi

Erdoğan'ın öfkesi yalnızca seçimlere üç ay kala darbenin AK Parti'nin görüntüsünü yıpratacak en zayıf halkaya vurulmuş olmasından kaynaklanmıyor.

Savcılar, polisler, askerler böyle operasyonlara isim takmayı severler, bundan bir tür mesleki haz alırlardı. Ahtapottan tutun, Ergenekon’a kadar bu isimler bütün dava sürecine yapışır kalırdı. Bu operasyona bir kod ismi dahi konulamadı; yalnızca ‘Büyük Yolsuzluk Operasyonu’ deniyor.

Çünkü eğer iddialar doğruysa, gerçekten büyük; Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturması sayılabilir. İran Azerisi işadamı Reza Zarrab’a (sonra Rıza Sarraf) altın ticaretinden gelen parasını hükümet kontrolündeki Halkbank üzerinden ABD yaptırımı altındaki İran’a transferine bazı bakanların araya girmesi amacıyla dağıtıldığı söylenen rüşvetin miktarı, iddialara göre 137 milyon lirayı geçiyor. 

Erdoğan’ın yalnızca öfkesi kritik seçimlere üç ay kala AK Parti’nin içerideki ve dışarıdaki görüntüsünü yıpratacak bu darbenin en zayıf halkaya, yolsuzluklara vurulmuş olmasından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda operasyonun 14 ay gibi bir süreyle Adalet ve İçişleri Bakanlarının burnunun dibinde, ruhları duymadan yürütülmüş olmasından ve gelip İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış dahil üç bakanın oğlunu içeri almış olmasından da kaynaklanıyor. Öfke, biraz da bu nedenle –askerin bastırılmasında en büyük rolü oynamış olan- polisi vuruyor

Siyaset kulislerinde şu soru soruluyor: İstanbul savcılarının talimatıyla İstanbul’dan gelen polisler Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan’ın evini, ev dokunulmazlığa sahip babası üzerine olduğu için arayamadılar. Acaba Güler’in operasyondan haberi olsaydı, oğlu evinde bulunan evrakları babasının evine taşır ya da ortadan kaldırır mıydı? Gelinen noktada bu can sıkıcı ama meşru bir sorudur. 

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na göre, gazetelerde yer alan telefon kayıtlarında, Güler’in, oğluna “Dikkatli ol, dinleyebilirler” demesi dahi, eğer doğruysa suçun varlığını gösteriyor. Kılıçdaroğlu hâlâ koltuklarında oturan dört bakanı bu nedenle ‘yüzsüzlükle’ itham ediyor. Şimdiye dek Güler’den ses çıkmadı. Çağlayan’dan “Bir şey çıkmaz” hafifsemesi geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ise ‘üzüntü’ beyan etti. Tek ayrıntılı, yazılı açıklamayı yapan dün AB Bakanı Egemen Bağış oldu; iddiaları komplo olarak niteledi ve kendisinden emin olduğunu söyledi.

Bu yılbaşına dek Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan AK Parti İzmir Milletvekili Ertuğrul Günay ise dün Twitter hesabından zehir zemberek sözler söyledi. İçişleri Bakanı’nı kastederek soruşturmadan adı geçen bakana bağlı polisteki yer değiştirmelerin soruşturmaya müdahale anlamına geldiğini ve adı geçen bakanların ilk iş olarak istifa etmiş olmaları gerektiğini söyledi. Günay böylelikle fiilen AK Parti’ye veda etmiş oldu, ama aynı zamanda da Erdoğan’ın ikilemine parmak bastı: Kabine değişikliği olacak mı? Adı geçen bakanları dışarıda bırakacak mı? 

Erdoğan zaten 30 Mart seçimleri için belediye başkanı adayı yaptığı üç bakanının yerine atama yapacaktı. Bu vesileyle kabine değişikliğinin kapsamını genişleteceği de konuşuluyordu. İlginç olan, son birkaç gündür AK Parti kaynaklı olarak “O bakanlar zaten listedeydi” sözünün kulise yayılması.

Bu bilginin sağlamlığı tartışılır. Ayrıca Erdoğan’ı tanıyanlar, bu tartışmalar sürerken adı geçen bakanlardan birini dahi görevden alırsa, bunun kamuoyu tarafından kendi başarısızlığı olarak görüleceğinden endişe edeceğini biliyorlar. Aynı Erdoğan, o bakanları bu iddialar altında kabinede tutmanın hükümetinin içerideki ve özellikle de yatırımlar açısından dışarıdaki itibarını biraz daha zedeleyeceğini biliyor. Keza, bu isimleri bu tartışmalar sürdükçe kabine listesinde tutup Köşk onayına göndermenin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün canını sıkacağını da biliyor.

Başbakan şimdilik kabine değişikliği meselesini (22-24 Aralık) Pakistan gezisi sonrasına, haftaya ertelemiş görünüyor. Dikkatleri ‘komplo’ teorisi üzerine çekerek işin ‘yolsuzluk soruşturması’ boyutundan kendisi dönene dek çıkmasını umuyor. Ama bu günlerde Türkiye’de o kadar tahmin edilemez şeyler oluyor ki insan gün doğmadan neler doğar demeden edemiyor.