Erdoğan'ın operasyonu öğrendiği an bu mu?

Başbakan, eğer doğruysa cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk hadisesine dair operasyonu son gün mü öğrendi?
Erdoğan'ın operasyonu öğrendiği an bu mu?

Sayfada gördüğünüz fotoğrafı deneyimli foto-muhabirimiz Selahattin Sönmez 16 Aralık 2013 Pazartesi günü Ankara, Ulus’taki tarihi Ankara Palas önünde çekti. Saat 11.20 sularıydı.

O gün Ankara Palas’ta önemli bir toplantı vardı. Türkiye, Avrupa Birliği ile hükümetin ‘Vize Anlaşması’ olarak duyurmayı uygun bulduğu, kaçak göçmenleri ‘Geri Kabul’ anlaşması imzalayacaktı. Aslında program ilk duyurulduğunda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın katılımı öngörülmemişti. Basın bültenlerinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı Muammer Güler ve AB İşleri Bakanı Egemen Bağış’ın isimleri vardı.

O sabah Erdoğan’ın da saat 10.00’da başlayacak toplantıya katılacağı anlaşıldı. Erdoğan geldi, ‘AB ile yeni milat’ temalı konuşmasını yaptı ve çıktı. Cumhuriyetin kuruluşuna tanıklık etmiş binadan çıkarken yoluna Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan çıktı. Selahattin kamerasının deklanşörüne basmaya başladı. İlk karelerde her ikisinin de yüzü gülerken görülüyor. Başbakan bir yandan Çağlayan’ı dinlerken diğer yandan elinde beyaz bir karanfil ve sağında Davutoğlu olduğu halde merdivenlerden inmeye devam ediyor; belli ki acelesi var ve bu plansız görüşmeden çok da hoşnut değil.

O sırada çerçeveye sağ taraftan iki bakan daha giriyor; Bağış ve Güler. Konumları adeta Başbakan’ı yolcu etmek için makam aracının kapısında sıraya girmiş gibi duruyor. Ama Erdoğan ile Çağlayan diyaloğunda Başbakan’ın yüzü asılıp Çağlayan’a el hareketiyle de bir şeyler anlatmaya başlayınca, sanki onların konuşmayı ilgiyle takip ettikleri izlenimi çerçeveye yansıyor. Ortaya çıkan fotoğraf işte budur.
Biz bu fotoğrafı pazartesi öğleden sonraki toplantıda biraz tartışarak inceledik. Bir arkadaşımız “Sanki bakan bir talepte bulunuyor, Başbakan da ‘Nasıl yapayım şimdi?’ der gibi duruyor” yorumunda bulundu. Ama yorumu habere dönüştürmeyince, diğer deyişle fotoğrafı anlamlandıramayınca arşive bıraktık.

Bu arada, fotoğraftaki iki kişinin daha bu diyaloğu izleme şekli ilginç. Davutoğlu’nun aklı belli ki kendi işinde ve Başbakan’ın salı günü Mevlana, Şeb-i Aruz töreni nedeniyle seçim bölgesi Konya’ya yapacağı ziyarette. Adeta “Nelerden bahsediyor bu arkadaşlar?” sorusuyla izliyor ayaküstü görüşmeyi. Diğer kişi de bir Konyalı, tesadüf bu ya... Başbakan’ın hemen sağ arkasında, kırlaşmaya başlamış saçlarıyla duran Basın Başdanışmanı ve Sözcüsü Lütfullah Göktaş, haberci geçmişi ve deneyimiyle sanki neler olup bittiğinin bir miktar farkında ve bir miktar endişeyle izliyor. Aslında bütün manzarayı dikkatle izleyen bir kişi daha var, ama bu çerçeveye girmemiş; Çağlayan’ın arkasında, daha geniş ama olayı tam yansıtmayan karelerde görünen kişi Başbakan’ın siyasi konulardaki Başdanışmanı Yalçın Akdoğan.

Ertesi sabah yolsuzluk operasyonu haberleri patlayıp bir süre sonra da Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan’ın gözaltına alındığı haberi gelince bu fotoğraf aklımıza geldi. O aşamada daha İçişleri Bakanı’nın oğlu Barış Güler’in de gözaltına alındığı haberi gelmemişti; birazdan o da geldi. Sonra dünden bu yana okuduğunuz diğer haberler, oğulların yanı sıra bakanların kendilerinin de rüşvet karşılığında usulsüzlükle, yolsuzlukla suçlandığı diğer haberler gelmeye başladıkça Selahattin’in haberci refleksiyle çektiği karelerin değeri daha da arttı.

Dün sabah Hürriyet Ankara Bürosu’ndan Zeynep Gürcanlı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki beş şube müdürünün, İçişleri Bakanı’nın oğlunun da hedef olduğu operasyon bilgisini zamanında bakanlığa bildirmemiş oldukları nedeniyle görevden alındığı haberini yaptı. Haberde ilginç bir ayrıntı vardı. Ankara polisi operasyondan, pazartesi günü İstanbul’dan gelen ekipler, devriye gezen bir polis ekibine adres sorup, gerekçe sorulduğunda “Adam toplamaya geldik” demeleri sayesinde haberdar olmuştu. Yani İçişleri Bakanı, belki kuşku altındaki diğer bakanların da yaklaşan bir operasyonun ucunun kendilerine gelebileceğinden şüphelendikleri gün, işte Başbakan’ın Ulus’ta Devlet Konukevi çıkışında Çağlayan’ın derdini, Güler ve Bağış’ın da katılmasıyla dinlediği aynı gün, 16 Aralık Pazartesi’ydi.

Şimdi bir soru: Başbakan Erdoğan da üç-dört bakanını zan altında bırakan, doğruysa cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk hadisesi sayılacak ve bir yıldan fazla süredir devam eden bu soruşturmadan, orada, Çağlayan’ın uyarmasıyla mı haberdar oldu?

Eğer öyleyse, (MİT’in yasal görevinin dış istihbarat olması nedeniyle onu kâğıt üzerinde işin dışında tutarak) bir süre önce yeni isimlerin getirildiği Emniyet İstihbaratı bu işi fark ederek, İçişleri Bakanı’nı, Başbakan’ı haberdar etmekte yetersiz mi kaldı? Ya da haberdar olduğu halde etmedi mi?

Yok, Başbakan zaten bu operasyonu biliyor ve yolsuzlukların ortaya çıkıp halkın ödediği vergilerle oluşan devlet hizmetinin hangi bakanları, belediye başkanları, bürokratları tarafından rüşvet karşılığında istismar edildiğini öğrenmek için beklemişse şimdi ne yapmayı düşünür? Malum, Batı demokrasilerinde bu gibi durumlarda istifa etmeyeni görevden alma âdeti vardır.