Erdoğan'ın son umudu Davutoğlu'nun listesinde

Bu aday listesi, tasfiye, koruma ve yer değiştirmeleriyle Erdoğan-Davutoğlu ekibinin artık ellerindeki her damla imkânı, güçlerini azami kullanmak amacıyla seferber ettiklerini gösteriyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu dün akşama doğru sosyal medyada bir fotoğraf paylaştı.

Bu fotoğraf, Davutoğlu’nun eli imza atarken gösteriyordu.

Biraz sonra, saat 17.00 itibarıyla Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) teslim edilecek 1 Kasım seçimleri milletvekili aday listesinin kendi imzasını taşıdığını anlatıyor, listenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın mührünü taşıyacağı iddialarının böylece önünü kesmeyi amaçlıyordu.

***

Bu fotoğrafın yayınından birkaç saat önce, Hürriyet internet sayfasına bir “son dakika” haberi düştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma namazını kılmak üzere artık başbakanlığa tahsis edilmiş olan Çankaya Köşkü içindeki Muhafız Alayı camisine gitmişti; Başbakan Davutoğlu ile birlikte kılacaklardı namazı.

Bu bir gönül alma vesilesi miydi, yoksa namaz sonrasında listelerin üzerinden son bir defa birlikte gitmek ihtiyacı mı? Adına ister Türk işi Kremlinoloji, ister başka şey deyin, listelerin çıkmasına birkaç saat kala yapılan bu ziyaretin haberi Ankara siyaset kulislerini dalgalandırdı.

O sorunun cevabını öğrenemedik, ama imza fotoğrafından kısa süre sonra AK Parti listeleri yayınlandı.

***

Gazetecilerin dikkatle belediği AK Parti listesiydi zaten.

CHP, hemen hemen aynı listeyi korumuştu, birkaç isim 7 Haziran’dan değişikti; Kemal Kılıçdaroğlu demek 7 Haziran listesinden memnundu.

MHP’de Tuğrul Türkeş’ten sonra Meral Akşener ve Murat Başesgioğlu’nun aday olmaması konuşuldu, ama orada da büyük bir sürpriz yoktu.

HDP listesinde neredeyse aynı kaldı. Celal Doğan’ın neden Gaziantep’ten İstanbul’a kaydırıldığı bir süre daha konuşulmaya aday, ama HDP’teki neticeyi belirleyecek olan liste değil zaten.

AK Parti’de ise önemli değişikler bekleniyordu ve öyle de oldu.

***

Önce genel resme bakarsak 7 Haziran’daki aday listesinin yüzde 40’tan fazlasının değiştiğini görüyoruz; buna yer değiştiren isimler dâhil değil.

Bu büyük bir özeleştiri sayılmalı. Davutoğlu (ve istişare içinde olduğu için Erdoğan) demek ki 7 Haziran öncesi listeleri hazırlarken neredeyse yarı yarıya yanlış yapmış olduklarını düşünüyorlar.

AK Parti büyüklüğündeki bir parti için birkaç ay içinde bu gerçekten büyük bir değişim oranıdır.

***

İkinci olarak, 12 Eylül Kongresi'ndeki tasfiye tablosuna bakarak ekonomiyi 13 yıldır yöneten ve dışarıda ayrı bir itibara sahip olan Ali Babacan, onun ekip arkadaşı Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ayrıca Bülent Arınç, Beşir Atalay gibi ağır topların listelerde yer bulamayacağı iddiaları vardı.

Hatta Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın bir sonraki kabinede ekonomi yönetiminde kilit rol üstleneceği yorumları yapılıyordu.

NTV yayınında özellikle Arınç, Babacan ve Atalay ismi sorulduğunda, Onbirinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu isimlerin AK Parti’yi bugüne taşıyan önemli isimler olduğunu söylemiş, yokluklarının kayıp sayılacağına işaret etmişti.

***

Bülent Arınç zaten istemediğini açıklamıştı. Ama Beşir Atalay (belki de toparlayıcı olması amacıyla Van’a aktarılarak) Ali Babacan ve Mehmet Şimşek aday listelerinde yer aldı; Borsa bu habere kapanmak üzere olduğu halde sembolik bir artışla cevap verdi.

Üç dönemliklerden tam 24 isim 1 Kasım listelerinde yer almıştı, bunlar arasında mesela Cemil Çiçek gibi ağırlıklı isimler vardı.

Davutoğlu, kuşkusuz Erdoğan’a da danışarak marka haline gelmiş bazı isimleri listelerde tutmuştu.

Bunun yanı sıra Davutoğlu yakın danışman kadrosundan Ali Sarıkaya, Taha Özhan ve Adnan Boynukara gibi (12 Eylül Kongresinde yönetimde yer almayan) isimleri seçilmesi garantili yerlerde tutmuştu.

***

AK Parti listesindeki değişikliklerin popüler boyutları da yok değildi; Genel Kurul’da uyuklayan şarkıcı Uğur Işılak dışarıda kalmıştı örneğin. Kendi başına bir siyaset fenomeni olan Savcı Sayan da öyle.

Hürriyet Gazetesinin 6 Eylül’de basılmasında rol oynayan, Erdoğan Başkan olunca bizlere Türkiye’de yer olmayacağı tehdidini savuran, 8 Eylül’deki baskın ardından AK Parti Gençlik Kolları üyelerine Sedat Ergin ve Ahmet Hakan Coşkun’un adını vererek biz gazetecileri döverek hizaya getirmek gerektiğini söyleyen ve kongrede divan üyeliğiyle taltif edilen Abdurrahim Boynukalın da liste dışı kalmıştı.

Diğerleri sadece AK Parti’nin imaj sorunu sayılabilir, ama Boynukalın öyle değildi; onun aktif siyasette varlığının devamı basın ve ifade özgürlüğünün de ötesinde, AK Parti’nin siyasette şiddete kapalı olması halinin devamına da tehdit sayılacaktı.

Bu tasfiyeyi Davutoğlu’nun doğru yönde attığı bir adım saymamız gerekiyor.

***

Erdoğan’ın 12 Eylül Kongresi öncesi AK Parti’ye müdahalesinin önemli bir amacı vardı.

AK Parti’nin 7 Haziran’da kaybettiği hükümeti kurma çoğunluğunu geri kazandırmak için partiye kendi üslubunca çatlak seslerden arındırmak.

Eğer 1 Kasım’da AK Parti yeniden Meclis çoğunluğunu sağlarsa, bu Erdoğan’a Anayasa'yı değiştirmeden de olsa fiilen başkanlık sistemini uygulama imkânı verebilirdi.

***

Bu liste, tasfiye, koruma ve yer değiştirmeleriyle Erdoğan-Davutoğlu ekibinin artık ellerindeki her damla imkânı, güçlerini azami kullanmak amacıyla seferber ettiklerini gösteriyor.

Davutoğlu’nun listesi, Davutoğlu’nun altına imza attığını fotoğrafla yaydığı AK Parti listesi, Erdoğan’ın başkanlık sistemini Anayasayı değiştirmeden de olsa uygulayabilmesinin son umudu olarak görülüyor.

Çünkü 1 Kasım’da 7 Haziran ile aynı sonuç çıkarsa, Anayasa izin verse bile Erdoğan’ın artık “koalisyon olmasın, yenisine bakalım” deme şansı fiilen kalmayacak gibi görünüyor.