Erdoğan'ın yükselişinin sonu

AK Parti adaletsiz yüzde 10 barajında Erdoğan'ın başkanlığı uğruna ısrar edince yüzde 34 ile aldığı Meclis çoğunluğunu yüzde 40 ile bırakmak zorunda kaldı. İşte Erdoğan'ı sarsan 10 dakikanın öyküsü.

Yazının başlığına Haziran dersleri de diyebilirdik.

AK Parti, ismindeki adalet kelimesini bir yana bırakıp “istikrar” adı altında askeri rejimden kalma adaletsiz yüzde 10 barajının arkasına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlığı uğruna sığınınca faturayı ağır ödedi.

2002 seçiminde bu adaletsiz hesap yöntemiyle yüzde 34 ile sahip olduğu tek parti hükümeti çoğunluğuna, 2015 seçiminde daha fazla oyla, yüzde 40 ile kaybetti.

***

Fazla zor oyunu bozuyor.

2011 seçiminde yüzde 50 ile nadir bir zafer kazanan AK Parti, dün yüzde 20 kayıpla yüzde 40’a indi.

Hâlâ birinci parti olması ayrı bir konudur, ama hükümete güvenoyu almak için gerekli 276 milletvekili sınırının (dün gece yarısı itibarıyla) 258 ile hayli altına inmiştir.

***

İktidarda kalmak için ya “eski Türkiye’de” olduğu gibi milletvekili transfer etmek –ki bunun için pahalı bir havuz kurulması gerekir, ya dışarıdan destekle azınlık hükümeti kurmak, ya da bir başka partiyle koalisyon kurmak zorundadır.

Her halükarda, dün HDP eş-başkanı Selahattin Demirtaş’ın ilan ettiği gibi, Erdoğan’ın güçlü başkanlık hedefi artık suya düşmüştür.

Erdoğan bunun hesabını daha önce “rehavet içinde” ilan ettiği AK Parti teşkilatı ve muhtemelen Davutoğlu’ndan soracaktır; balkon konuşması hızını alamamış, gecikmiş bir seçim konuşması gibiydi, zaten taraftarlar da Erdoğan sloganları attı.

***

HDP’nin başarısı, son zamanlarda Türkiye’de seçmenin gösterdiği en ciddi dayanışma sonucudur.

Başka koşullar altında rahatlıkla CHP’ye oy verecek yüzde 2-3 civarında büyük şehirlerde yaşayan Türk solcuları iki nedenden dolayı oylarını HDP’ye verdiler.

Birincisi, Demirtaş’ın Erdoğan’ı başkan yaptırmama sözüdür. Ama ikincisi artık Kürt siyasetinin Türkiyelileşmesi gereğine inanmış ve bunu destekliyor olmalarıdır.

Oy ve Ötesi gibi oy hakkına sahip çıkan sivil toplum hareketlerinin payını yabana atmamak gerekiyor.

***

HDP’nin, hem de kıl payı değil, rahat bir payla, seksene yakın vekille Meclis’e girmesi, sadece Türkiye siyasi hayatını değiştirmekle kalmayacak, Kürt siyasetini de değiştirecek.

Tıpkı AK Parti, CHP, MHP gibi, PKK da artık rüştünü ispat etmiş bir HDP gerçeğiyle karşıyadır.

Bu sonuçların gösterdiği önemli bir denge daha var.

***

7 Haziran seçimleri sonucunda 12 Eylül 1980 askeri harekâtından bu yana CHP ve HDP toplamı olarak alabileceğimiz sosyal adaletçi, laik parantezde birleştirip kabaca “solda” diyebileceğimiz oylar yüzde 38 ile en yüksek oranına ulaşmıştır.

Bu solda, ideolojik değil, sosyal ve ekonomik hak ve özgürlükler temelinde yeni bir potansiyelin ortaya çıkardığını gösterir.

Peki, sırada ne var?

***

Üç muhalefet partisinin bir koalisyon kurma ihtimali zayıf, bunu üçü de reddediyor.

AK Parti dediğimiz gibi azınlık ya da destekli bir koalisyonla iktidarda kalabilir ancak.

Bunları göreceğiz, ama gelin şimdi Erdoğan’ın planlarının alt üst olduğu o 10 dakikaya bakalım.

***

Anadolu Ajansı verilerine göre konuşuyoruz…

Saat 19:05... AA bildiriyor AK Parti yüzde 45, CHP yüzde 23.8, MHP 17.4, HDP yüzde 9.4 ile baraj altında. AA tahminlerine göre bu sonuçlara göre AK Parti 330 vekil çıkarıyor, yani Erdoğan’ın istediği başkanlık sistemine dayalı anayasayı çıkaracak kudrette, HDP ise Meclis’te görünmüyor.

Saat 19:10… AK Parti yüzde 44.8, CHP 23.8, MHP 17.3, HDP 9.9. Bu sonuçlarla HDP hâlâ Meclis dışında, ama AK Parti artık anayasayı halkoylamasına götürecek çoğunluğu kaybediyor.

Saat 19:11… Kırılma başlıyor. HDP yüzde 10.02 olunca bir anda AK Parti’nin vekil sayısı 273’e, yani güvenoyu sınırının altına düşüyor, HDP ise 69 vekille sıraya giriyor.

Saat 19:16… HDP yükselişini 10.14 ile sürdürmeye başlıyor, AK Parti yüzde 44.4 ile inişe geçiyor, o noktada vekil sayısı 273’ü gösteriyor, bu azalış gece yarısı saatlerde 258’i bulacak, HDP’nin yükselişi ise yüzde 13 ve 79 vekile çıkacak.

Yani kırılma, oy verme süresinin dolmasından iki saat kadar sonra başlamış oluyor.

Bu Erdoğan’ın Türk siyasetindeki yükselişinin sonudur.

Seçim heyecanını 7 Haziran’da biteceğini düşünenler yanıldı, siyaset oyunu daha yeni başlıyor.