Ergenekon, hükümetle askeri yine karşı karşıya getirdi

Ergenekon soruşturması Genelkurmay?ı harekete geçirdi. Başbuğ, Özkök üslubunu sürdürdü

CHP lideri Deniz Baykal 7 Ocak öğleden sonra Ergenekon gözaltıları sürerken yaptığı basın toplantısında ‘Alarm veriyorum. Bu projeyi yapanlar, uygulayanlar ve köşesine çekilip izleyenler için iyi bir gidiş değildir’ diyordu. Köşesine çekilip izleyenler ile Baykal’ın askeri mi kastettiği hemen orada kendisine soruldu, dün de siyaset kulisinde tartışıldı. Bu açıklamadan bir süre sonra da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un kuvvet komutanları ile karargâhta toplandığı haberi duyuldu.
Haber ilk ortaya çıktığı şekliyle komutanların akşamüzeri toplandığı izlenimi veriyordu. Oysa durum tersineydi. Orgeneral Başbuğ, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Jandarma Genel Komtanı Orgeneral Atila Işık ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız’ı öğle saatlerinde, daha Baykal açıklama yapacağını ilan etmeden önce toplamıştı bile. Teftişte bulunan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç da hemen Ankara’ya çağırılmıştı. Komutanların eşleri de gözaltına alınan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın evine dayanışma ziyaretine gitmişlerdi.
Aynı sırada, Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun 8 Ocak’ta, yani dün toplanacağı duyuruldu. Konunun Ergenekon gözaltıları olduğu belliydi.
Genelkurmay’daki toplantı Oramiral Ataç’ın akşam saatlerinde Ankara’ya ulaşıp katılmasıyla neredeyse gece yarısına dek sürdü. Açıklama yapılmadı.
Dün sabah ilk haber Jandarma Komutanı Işık’ın Trabzon-Giresun teftişlerini erteleyip Ankara’da kaldığı, ikinci haber Başbuğ’un göreve gelişiyle başlayan medyaya açılma adımının parçası olan cuma basın toplantısının yapılmayacağı oldu.
Asker içine kapanıyordu.
Başbuğ’un 14.30’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile haftalık görüşmesi vardı. Orada ‘Başkomutan’ olarak Cumhurbaşkanı’na bazı şeyler söyleyeceği tahmin ediliyordu. Ama Başbuğ öyle yapmadı. Göreve geldiğinde verdiği söze sadık kalarak yasal sıraya göre gitti; önce Başbakan Tayyip Erdoğan’dan randevu istedi.
Erdoğan saat 12.20’de İstanbul’dan geldiği Esenboğa Havalimanı’ndan Ankara’ya Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ile gidince merak arttı. Gönül daha sonra askerin Ergenekon sıkıntısını değil, Meclis’teki yeni askerlik yasasını konuştuklarını söyledi.
Erdoğan, Başbuğ’a 14.30 boşluğunu açınca Gül anlayış gösterdi, randevusunu 15.15’e erteledi. Gül, muhtemelen neler olup bittiğini bir de onun ağzından dinlemek için yıllanmış dostu Atalay’ı Köşk’e davet etti, Başbuğ ile görüşeceği süreyi ona tahsis etti. O sırada, Çankaya Caddesi’nin hemen karşı kaldırımındaki Başbakanlık konutunda Erdoğan ve Başbuğ buluşmuştu.
Bu görüşmeler sürerken ilginç bir gelişme daha oldu. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kanal 24 canlı yayınına katılarak, sürmekte olan Yargıtay Başkanlar Kurulu toplantısından açıklama çıkmasının ‘ihsası rey’ yani görüşünü önceden açıklama anlamına geleceğini söyledi; Ergenekon davası kararı Yargıtay’ın önüne gelebilirdi. 28 Nisan 2007’deki hükümet açıklamasını okuyan Çiçek’ten gelen bu hatırlatmadan, eski dille ‘muhtıradan’ kısa süre sonra, Yargıtay’dan ‘Açıklama yapılamayacak’ bilgisi verildi.
Başbuğ, Gül ile randevusuna yarım saate yakın gecikmeyle gitti. O sırada Başbakanlık’tan, görüşmenin Erdoğan değil, Başbuğ’un talebiyle yapıldığı yolunda tek cümlelik açıklama yapıldı. Başbuğ’un Gül ile görüşmesi ardından da Genelkurmay’dan, görüşmelerin ‘dün yaşanan gelişmeler’ ile ilgili olduğu ve görüşlerin Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a iletilmiş olduğu yine kısaca duyuruldu.
Diğer bir deyişle Başbuğ yanlış anlaşılmaya izin vermeyecek şekilde, ‘Söyleyeceklerim vardı, ama kamuoyu üzerinden medya üzerinden konuşmadım, doğrudan yasal zeminde sorumlu olduklarıma söyledim’ diyordu. Bu sözler size emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün 25 Aralık 2008’de Radikal’de yayımlanan “Koruma kollama görevimi kapalı kapılar ardında saygın bir şekilde tartışıp, bu görevi, muhataplarımı ikna yoluyla gerçekleştirmemden memnun kalmayanlar oldu” sözlerini hatırlatmıyor mu? Başbuğ, askerin rahatsızlık duyduğu konuları kamuoyu önünde değil, kapıların ardında tartışma konusunda Özkök’ün koyduğu standarda uygun davranıyor. Meram anlaşılıyor nasıl olsa.
Erdoğan’ın Başbuğ ile görüşmesinin ardından Adalet ve İçişleri Bakanlarıyla ayrı ayrı toplanması bunu gösteriyor.