Ermenistan protokolünde 1 Mart endişesi

Hükümet, 1 Mart bozgununu Ermenistan protokolünde yaşamamak için gözünü Karabağ'a dikti

Otarihe kadar Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD seyahatinde söz ettiği ‘hazım’ süreci muhtemelen tamamlanmış olmayacak. Ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandian ile 10 Ekim’de iki ülke arasında diplomatik ilişki kurulması ve ilişkilerin normalleşmesi üzerine iki protokole imza atacak.
İmzalar İsviçre’nin muhtemelen Zürih, bir ihtimal Bern şehrinde atılacak. Bu sürece başından itibaren aracılık eden İsviçre adına Dışişleri Bakanı Micheline Calmy Rey hem ev sahibeliği, hem de gözlemcilik yapacak.
Ancak protokollerin imzalanmasıyla diplomatik ilişki kurulmuş olmayacak; onay süreci başlayacak. Onay süreci, protokoller Türkiye ve Ermenistan parlamentolarınca ayrı ayrı kabul edildiğinde tamamlanmış sayılacak.
İşin püf noktası da burada. Başbakan Erdoğan’ın CHP lideri Deniz Baykal’ın anında tepkisine
yol açan ‘hazım’ konusunu dile getirmesinin arkasındaki sebep de burada yatıyor.
Aslında bir ülke ile diplomatik ilişki kurulması için Bakanlar Kurulu kararı yeterli oluyor. Ancak her iki hükümet de protokollerin parlamento onayından geçmesinde ısrarlı. Bu ısrarın iki amacı var. Bincisi, kararın kamuoyu ve Meclis tartışmasından geçerek alınmasını sağlamak. Buna bağlı ve dile getirilmeyen ikinci amaç ise, hükümetlerin sürecin tarihsel sorumluluğunu parlamentolarıyla paylaşmak istemesi. Her adım gibi bu adımın da istenen ihtimali bulunuyor ve ne Ankara, ne Erivan ileride kendi halkları tarafından ülkeyi bir oldubittiye
getirmiş olmakla suçlanmak istemiyorlar.
Ermenistan parlamentosu Cumhurbaşkanı Serj Serkisyan’ın sorunu. Ancak Türk parlamentosunun tarihinde önemli bir 1 Mart sınavı var.
AK Parti hükümetinin Irak’ı işgal harekâtında ABD’ye vereceği geniş çaplı destek, aralarında teklif tezkeresinde imzası bulunan bakanların da dahil olduğu halde Meclis grubunun üçte birinin de muhalefetle hareket etmesi sonucu kabul görmemişti.
Başbakan Erdoğan Türk halkının Azerbaycan topraklarındaki Ermenistan işgali nedeniyle hassas olduğu diplomatik ilişki ve sonrasında 1 Mart örneğinin tekrarlanmasını istemiyor.
Davutoğlu’nun protokol konusunda görüştüğü bütün muhalefet liderlerinin ilk soru olarak Azeri topraklarındaki işgali ve Azerbayan’ın yalnız mı bırakılacağını sormuş olması, yalnız Dışişleri tarafından değil, hükümet üyeleri tarafından da calınıyor. Çünkü bu duyarlılık, yalnızca muhalefet saflarında değil, AK Parti saflarında da mevcut.
Dolayısıyla AK Parti hükümeti bu defa yoğurdu üfleyerek yemek, Meclis’ten de kabul görmek istiyor.
İstiyor ama, diğer yandan zaman baskısı var. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan’la sorunların çözümü için bu yılın fırsat sayılması gerektiğini boşuna söylememişti. 2010’dan itibaren Türkiye’de, Ermenistan’da, Azerbaycan’da seçim atmosferine girilecek. Birincisi, seçim atmosferlerinde bu tür stratejik konularda adım atmak mümkün olmuyor. İkincisi, seçimle değişen siyasi dengelerin ireceği belli değil. Üçüncüsü de, o atmosferden çıkıldığında 2015 atmosferine girilecek. Ermeni diasporasının şimdiden 1915 olayları nedeniyle ‘Soykırımın 100’üncü yılı’ kampanyasına başladığı biliniyor. O kampanya altında ne Erivan, ne Ankara adım atabilir.
Belki de o yüzden asıl ‘hazım’ sorunu Ermenistan açısından mevcut. Çünkü Serkisyan iki cephede savaşıyor. İçeride ‘Bu protokoller 1921 anlaşmasını ortadan kaldırmıyor, güçlendiriyor’ diyen muhalefetin yanı sıra, içeriyi etkileyen diasporayı ikna etmeye çalışıyor.
Serkisyan bu nedenle 1-5 Ekim arasını Paris, Nev York, Los Angeles, Beyrut ve Rostov’daki (Rusya) Ermeni toplumlarını protokole ikna etme çabasıyla yoğun bir seyahat programıyla geçirecek. Ardından Kişinev’deki (Moldova) Bağımsız Devletler Topluluğu zirvesinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşecek.
Aliyev de o görüşmeye 2-3 Ekim’de Nahcivan’da Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmüş olarak gidecek.
Görüşme konusu tabii ki Yukarı Karabağ. Çünkü artık Erivan da net olarak biliyor ki, Karabağ konusunda Bakü’nün kabul edeceği bir çözüm olmadan, Erdoğan o protokolleri belki (siyasi irade göstergesi olarak) ‘11-12 Ekim’de, yani İsviçre’deki imzadan hemen sonra Meclis’e sevk edecek, ama Meclis oylamasına sunmak istemeyecektir.
Geldiğimiz aşamayı tanımlamayı bir haber notuyla bitirelim: Ekim ayı içinde Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı bir uzmanlar heyetini Ermenistan ile Karabağ arasındaki Laçin koridorunda ‘güvenlik ölçümleri’ yapmak üzere bölgeye gönderecek.
Heyette bir Türk subayı da bulunacak.