Ermenistan süreci hızlanıyor

Ermenistan ile normalleşmesinin Meclis'e sunulması yaklaştıkça, onayın Azerbaycan'ın kabul edeceği bir Karabağ formülüne bağlı olduğu görülüyor

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler çalışmaları için gittiği Nev York’ta yaptığı ‘Protokolü 11-12 Ekim’de Meclis’e getiririz’ açıklaması epeydir Kürt açılımına yoğunlaşmış dikkatlere, Ermenistan sürecinin devam ettiğini hatırlattı.
Açıklamanın Türkiye’de duyulmasını, Meclis Dışişleri Komisyonu’nun AK Partili başkanı Murat Mercan’ın protokolün Meclis’ten geçmesini Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Yukarı Karabağ görüşmelerinin seyrine bağlayan sözleri izledi.
Aynı sıralarda CHP lideri Deniz Baykal Ankara’daki Avrupa Birliği büyükelçilerine Ermenistan ile normalleşmeyi savunuyor, ama  Türkiye’nin Azerbaycan’ı zayıflatacak hamlelerden kaçınması gerektiği konusunda endişelerini dile getirerek hükümeti eleştiriyordu.
Görüştüğüm bir yabancı büyükelçi, bu durumu ilginç bulduğunu, çünkü iki hafta kadar önce yemek yedikleri Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da kendilerine tam olarak ‘Normalleşmeliyiz, ama Azerbaycan’ı bırakamayız’ dediğini söyledi.
Sürecin hızlanmakta olduğunun dün bir başka işareti de Vaşington’dan geldi: ABD Kongresi’ndeki Türk Dostluk Grubu, Türkiye-Ermenistan-İsviçre girişimini’ desteklediğini açıkladı.
Sürecin hızlanması öncelikle ilan edilen altı haftalık ‘halkla ilişkiler süresinin’ doluyor olmasından kaynaklanıyor. Bu süre, 1921’de Ermenistan sınırını çizen Kars anlaşmasının yıldönümü olan 13 Ekim’de doluyor.
Erdoğan’ın protokolü bu tarihten bir-iki gün önce vereceğini açıklandı aslında.
O yıldönümünden bir gün sonra, 14 Ekim’de de Türkiye-Ermenistan milli futbol maçı var. Bursa’da oynanacak maça Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Serkisyan’ın gelip gelmeyeceği hâlâ belli değil.
Ama zaten işin geleceğini belirleyecek asıl önemli gelişmeler, ekimin başı ile Erdoğan’ın normalleşme protokolünü Meclis’e göndermesi arasındaki sürede yaşanacak.
Cumhurbaşkanı Gül’ün 1 Ekim’deki Meclis açılışında diğer önemli konuların yanı sıra Ermenistan ile normalleşmeye de değinen bir konuşma yapmaya hazırlandığı biliniyor.
Gül, ertesi gün Azerbaycan’ın Türkiye sınırında yer alan -ve 1921 anlaşmasıyla Türkiye’nin hakları üzerine garantör olduğu Nahcivan özerk bölgesine gidecek. Nahcivan’daki Türkçe konuşan ülkeler toplantısının ev sahibi Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev. Gül, o gece Nahcivan’da kalacak ve Aliyev ile özel bir görüşme de yapacak.
Aliyev daha geçenlerde Serkisyan ile görüşmelerde ilerleme sağlanması ihtimali olduğunu söyledi. Bakü’ye göre, eğer Ermenistan, Yukarı Karabağ’ı çevreleyen yedi ilçedeki işgali kaldırmaya başlarsa ve Karabağ’ın nihai statüsünün nasıl belirleneceği üzerinde anlaşma sağlanırsa, sınırlar açılabilir.
Aliyev, Nahcivan’daki görüşmeden birkaç gün sonra, 5-7 Ekim’de Moldova’nın başkenti Kişinev’de yapılacak Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) zirvesi sırasında Serkisyan ile baş başa bir görüşme daha yapacak. Bilindiği kadarıyla, son bir yıl içindeki dördüncü baş başa görüşmeleri olacak bu.
Tıpkı Cumhurbaşkanı Gül’ün 7-9 Ekim’deki ‘Türk mevsimi’ çerçevesinde gideceği Fransa gibi, BDT’nin büyük ağabeyi Rusya da Minsk sürecinin bir parçası. Rusya’nın, Barack Obama’nın başkanlığı devralmasından beri ABD ile bölgesel enerji projelerinde didişmeyi değil, paylaşmayı esas alan bir hatta çekilmesinden beri, Karabağ’da çözüm umudu artmış vaziyette.
Türk Dışişleri kaynakları Moldova görüşmesinden bir mucize beklemiyorlar, ama en azından sürece devam etmeye imkan tanıyacak bir gelişmenin muhtemel olduğunu söylüyorlar.
Yine de, Türkiye’de Meclis’in nasıl işlediğini bilenler, Karabağ’da Azerbaycan’ın kabul edeceği bir ilerleme sağlanmadıkça, o protokolün Meclis’ten geçmesinin o kadar da kolay olmayacağını biliyorlar. Düşünsenize, Dışişleri Komisyonuna gidecek, mali konular varsa, Plan Bütçe Komisyonu’na gidecek, oralarda görüşülüp Genel Kurul’a inecek, orada görüşülüp oylanacak, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulacak. Bu aşamalardan her biri ilerleme sağlanıp sağlanmama durumuna göre altı saat de sürebilir, altı yıl da. Oysa zaman Türkiye’nin de, Azerbaycan’ın da, Ermenistan’ın da aleyhine -bir tek diysporanın lehine işliyor. Mevcut durumdan memnun olmayan -hükümet ve muhalefet dahil herkesin bu durumu dikkate almasında fayda var.