Ermenistan'la futbol, İsrail'le boks. Ya İran?

Türkiye Ermeni meselesinden kaynaklanan baskıyı İsrail lobisiyle hafifletti. Şimdi İsrail'le aranın bozulması rastlantı mı?

Bu akşam Türk ve Ermeni milli futbol takımlarının Bursa’da rövanş maçı var.
Her iki takımın da 2010 Dünya Kupası’na katılma şansı kalmadı. Dolayısıyla maç yalnızca siyasi önemiyle dikkatleri üzerine topluyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu akşam Bursa’daki şeref tribününde Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sargisyan’ı ağırlayacak.
İki cumhurbaşkanı geçen yıl 6 Eylül’de Erivan’daki ilk maçı birlikte izlediklerinde ilişkilerin bugünkü noktaya geleceğini pek az kişi tahmin ediyordu. Ama ‘En uzun yola dahi ilk adımla başlanır’ diyen Çin sözünde olduğu gibi, Gül’ün Sargisyan’ın davetine vermiş olduğu olumlu yanıt, pek çok adımın onu takip etmesine imkân verdi.
Ermenistan’la ilişkilerdeki yakınlaşma bundan böyle hızlanır mı? Başbakan Tayyip Erdoğan, dün Meclis’teki AK Parti grubuna hitap ederken bahar aylarında Bakü’de Azerbaycan parlamentosunda verdiği ‘Azeri topraklarındaki işgal sona ermeden protokol onaylanmaz’ sözünü tekrarladı.
Bu söz Ermenistan’la yakınlaşmaya kesinkes karşı görünen MHP lideri Devlet Bahçeli’yi olmasa da, yakınlaşmaya Azerbaycan’ı ‘yalnız bırakmama’ kaydını getiren CHP lideri Deniz Baykal’ın muhalefetini bir ölçüde karşılıyor.

Erivan hemen onaylayabilir
Tabii Ermenistan Cumhurbaşkanı Sargisyan Ankara’nın bu tutumunu bir koza çevirmeyi umuyor. Rusya Cumhurbaşkanı Dimitri Medvyedev ile 12 Ekim’de Moskova’da görüştükten sonra, ‘Biz protokolü onaylayacağız, top Türkiye’de dedi.
Bunun bir anlamı var. Sargisyan, ülke içindeki Daşnak muhalefeti insanları sokağa dökse de, ülke dışındaki Ermeni cemaatleri ‘paranızı keseriz’ tehdidinde bulunsa da, protokolü bir an önce Meclis’ten geçirip, uluslararası baskıyı Ankara üzerine kaydırmayı planlıyor olabilir.
Bu durumda Ankara’nın Minsk Grubu’nu Yukarı Karabağ’da Azerbaycan’ın kabul edebileceği bir çözüm konusunda harekete geçirme kozu zayıflayabilir.
Burada bir ara vererek, 10 Ekim’de Zürih’teki törende Ermenistan Dışişleri Bakanı Edvard Nalbandyan’ı, konuşma yapmadan imza atmaya teşvik etme konusunda ABD Dışişleri Bakanı Clinton kadar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da çaba harcadığı giderek anlaşılıyor.
Bu durum, Barack Obama yönetimi altında Vaşington ve Moskova’nın ‘Büyük resim’ söz konusu olduğunda ‘didişme değil, paylaşma’ politikasına geçtiği varsayımını güçlendirir nitelikte. Büyük resimden, Doğu Akdeniz-Basra-Hazar üçgenindeki enerji-güvenlik dengesini anlamak gerekiyor.
Bu büyük resim içinde Vaşington ve Moskova’nın Karabağ konusunu aradan çıkarmak için (Türkiye’nin elini rahatlatacak şekilde) Ermenistan’ı da, Azerbaycan’ı da ikna etmek için daha çok çaba harcayacağı da var sayılabilir. 
Özellikle de ortada İran ve İsrail gibi iki daha büyük ölçekte sorun ve bu iki sorunun da Türkiye ile ilişkisi duruyorken...

Ermenistan, İsrail, İran...
Türkiye’nin Konya’da yapılacak Anadolu Kartalı askeri tatbikatını son anda uluslararası olmaktan çıkarması, İsrail ordusundan ‘Bizi almamak için yaptılar. Bu aşağılamaya katlanamayız’ tepkisine yol açtı. Bunu Türk Dışişleri’nin İsrail’i sağduyuya davet etmesi izledi. İsrail Dışişleri’nden gelen bir açıklama gerilimi biraz düşürse de, dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, hem de Suriye’nin Halep şehrinden Gaziantep’e sınırı yürüyerek geçmeden az önce Mescidi Aksa’yı kastederek ‘Kutsal yerlere saygı’ vurgulu açıklaması, Ankara’nın tutumunun değişmediğini gösteriyor.
Tabii İsrail uçaklarının eğitimine izin vermeyen Türkiye, İsrail’in (uzak ihtimal olsa da) İran’a bir hava saldırısında hava sahasını kullanmasına asla izin vermeyeceğini de göstermiş oluyor.
Erdoğan’ın yarın Irak, haftaya İran ziyareti var ve bu ziyaretler, içeride Kürt açılımıyla bağlantılı olarak PKK ile mücadele açısından önem taşıyor.
Madalyonun diğer yüzündeyse şu gerçek var: Türkiye yıllardır Ermeni meselesinden kaynaklanan özellikle ABD’de yoğunlaşan baskıları İsrail lobisinin yardımıyla hafifletebildi. Şimdi Türk dış politikasının paradigması değişip Ermenistan ile yakınlaşma başlarken İsrail ile mesafe açılıyor. Hem de İran’la ilişkilerin nükleer boyutuyla öne çıktığı bir sırada.
Çok yönlü bir dış politika, bütün dengeleri ulusal çıkarlar ekseninde koruyabilmeli.