False Flag

Bugünlerde Türkiye'de birbiri peşi sıra karmakarışık gelişmeler oluyor. Çoğu hiç de göründüğü gibi değil

Öncelikle İngilizce bilmeyen okurlardan yazının İngilizce başlığı nedeniyle peşinen özür dilerim.
‘False Flag’ın kelime anlamı ‘Sahte Bayrak’ demek. Bu bir istihbarat deyimi. Türk gizli servisi, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) bunu aynen İngilizceden alındığı şekliyle, ya da sözlük tercümesiyle ‘Sahte Bayrak’ olarak kullanıyorlar.
Asıl konumuzla ilgili yok ama, MİT’de böyle bir lisan sorunu var. Türk istihbaratı İkinci Dünya Savaşı sonrası Anglo-Amerikan sistemiyle uyumlu olarak yeniden inşa edildiğinde çoğu deyimi İngilizce’den aynen almış. Örneğin, sahada istihbarat toplayan personele, ‘Haber Toplayıcısı’ yerine İngilizce ‘Case Officer’, bu ham bilgiyi, derleyip anlamlandıran, istihbarata çeviren personele ‘Haber Değerlendirici’ yerine ‘Desk Officer’ denmiş.
İşte böyle ‘Sahte Bayrak’ da, False Flag’in sözlük tercümesi. 1997, Nev York (Random-Greenhill) baskısı casusluk ansiklopedisi ‘Spy Book-Casus Kitabı’, Sahte Bayrak maddesinde şunu söylüyor: ‘Rakip istihbarat örgütü personelinin kendisini dost ülke veya örgüt kimliği altında yanlış tanıtarak sergilediği yaklaşım. Yaklaşılan kişi, verdiği bilginin rakip değil, müttefik tarafa gittiğine inanarak hassas bilgiler aktarabilir.’ (s.201)
Bildiğiniz yanıltma harekâtı yani. Aynı ansiklopedi isim vermeden şu örneği vermiş: Bir Ermeni, Ermeni kökenli bir Amerikan vatandaşına, uzaktan akrabası olduğunu söyleyip, Türkiye’den toprak talep etmek için girişimlerde bulunmak üzere bilgi talep etmiştir. Oysa adam Sovyet gizli servisi KGB’nin bir ajanıdır ve sahte bayrak sallamasa, yanıltıcı kimlikle yaklaşmasa asla elde edemeyeceği bilgiyi bu yolla elde etmiştir.
İstihbarat dünyasında en büyük sahte bayrak operasyonlarından birisini 1960-64 yıllarında Hindistan’da Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü CIA yapmıştır. Hindistan’da Kongre Partisi’ne karşı güç kazanan ve seçimleri alma ihtimali baş gösteren Hindistan Komünist Partisi’ne (IKP) karşı, parti içi muhalif bir kanada Çin Komünist Partisi kimliğiyle yanaşan Amerikan ajanları, dünyanın (daha sonra Asya’da, Avrupa’da tabii Türkiye’de pek çok Maocu partinin kuruluşuna model olacak) ilk Çin yanlısı, Maocu komünist partisinin (IKP-Marksist Leninist) kurulmasına vesile olmuş, böylece Kongre iktidarı karşısında sol oyların bölünmesini sağlamışlardır. ‘Revizyonist ve devrimci ruhtan uzaklaşmış’ Moskova’ya tepkili Hint komünistleri, tamamen CIA senaryosu bir oyunun aktörleri oldukları sırada, sahnenin de, senaryonun da halk devrimi ruhunu temsil ettiğine inandıkları Çin Komünistlerine, Mao’ya ait olduğunu düşünüyordu.
Bu operasyonun ayrıntılarını, operasyonu bizzat yöneten CIA görevlisi Duanne Cleridge (1968-72’de Türkiye’de görevliydi) anılarında yazmıştır. (Radikal, 17 Şubat 2002)
Şu pazar günü bunları niye mi yazıyorum?
Son dönemlerde Türkiye’de gelişen bazı olayların bir değil, birden fazla sahta bayrak operasyonu sonucu olmasından kuşkulanıyorum.
Genelkurmay’ın geçenlerde kapattığını açıkladığı internet sitelerinden bazılarının neden şeriatçı, solcu, ırkçı nitelikte olduğunun içinden çıkamayanlar, kendilerine bunların aslında sahte bayrak yöntemini kullanan psikolojik harekâtın parçası mı olduğunu sorabilirler. Benzeri siteleri polis, MİT ve başka ülkelerin istihbarat örgütleri de işletmeye devam ediyor olabilir.
Aynı şekilde, şu günlerde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmak için en çok çabalayan yayın organlarına adeta Genelkurmay içinden canlı yayın yapıyor gibi aktarılan bazı gerçek, ya da sahte bilgiler bir bakarsınız, ordu içinde, Genelkurmay ile hükümeti birbirine düşürmek, böylece Kürt açılımının, demokratikleşmenin başarıya ulaşmasını istemeyen birilerinin, bir ülkenin, bir örgütün, bir çıkar grubunun işi olabilir.
Dün Taraf gazetesinde yer alan ‘Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının ifade vermeye gitmeden önce Albay Dursun Çiçek ile yemek yedikleri haberini’ soruşturup, ‘Komutanlar, hakkında yargı süreci işleyen bir kişiyle yemek yemez’ yanıtını aldıktan sonra bu konuyu paylaşmak istedim.
En sivil görünümdekilerin arkasındakiler en militarist, en ulusalcı söylemlerin arkasındakiler en küreselci çıkarsa bir gün, şaşırmamak lazım. Bugünlerde tanık olduğunuz pek çok şey, hiç de göründüğü gibi değil.