Fransa'nın Mali'de ne işi var?

Mali'yle birlikte Doğu Akdeniz'in sularından sonra Batı Akdeniz'in kuzey ve güney sahilleri de fena halde ısınacak.

Fransız ordusu dün itibariyle Batı Afrika ülkesi Mali’de İslamcı militanlara karşı daha önce başlayan hava harekâtına ek olarak kara harekâtına da başladı. Fransız Genelkurmayı, halen sayıları 800 olan deniz piyadelerinin sayısını 2500’e çıkarma planını açıklarken ajanslar Mali’nin başkenti Bamako sokaklarında bazı pencerelerden Fransız bayrakları sarkıtılmaya başladığını bildiriyordu.

Mali’deki altın, uranyum yatakları ve bunların kriz içindeki Avrupa ekonomisine gerekliliği konusunda ayrıntıya girmek istemiyorum; Avrupa ekonomisinin derinliğini kavrayamayanlar tarafından o konuda yeterince tahlil yapılıyor zaten. Benim üzerinde durmak istediğim bir konu daha var.

Fransız askerinin 20 Haziran 1960’ta 1905’ten bu yana sömürgesi olan Mali’nin bağımsızlığını tanıyarak ayrılmasından sonra ülke topraklarına (ve onun bağımsızlığını korumak gibi ulvi bir amaçla) gelmesinin hemen ardından sokaklarda Fransız bayrakları dalgalanmaya başlamış durumda. Fransızlara, hepsinin Afrika’da sömürgeci geçmişleri ya da hevesleri olmuş İngiltere, Belçika, Almanya (ve her derde deva Birleşik Arap Emirlikleri) –şimdilik- lojistik destek veriyor.

Mali, Afrika’nın siyasi bağımsızlığı deneyiminde sonun başlangıcı olabilir. Geçmişte soykırım dahil insanlık suçlarının iç savaşlarla iç içe geçtiği Uganda-Rodezya örnekleri vardı. Somali’de bir ülkenin rejim değişikliğini de değil, düpedüz sönmesini gördük. Adının önünde ‘demokratik’ sıfatı olan Kongo Cumhuriyeti bir insanlık trajedisine dönüşmüş durumda.

Mali ise apayrı bir örnek. Fransız Cumhurbaşkanı, Fransa’nın sosyalist Cumhurbaşkanı François Hollande “Teröristleri ezeceğiz” demeciyle Mali harekâtına karar verdi: “Böylece ileride kimseye zararları dokunmayacak”.

Terörist derken El Kaide bağlantılı grupları kastediyor. EWl Kaide’ye bağlı olmasa da İslami bir düzen için mücadele veren güçlü gruplar var Mali’de. Ensar ed-Din, Batı Afrika’da Tevhid ve Cihad Cemiyeti bunlar arasında. Çatışmalar da daha geçenlerde ülkenin orta kesiminde yer alan stratejik önemde Konna şehrini ele geçiren bu gruplarla sürüyor.

Ajanslar, Mali’ye komşu ülkelerden gelen takviye, sembolik mahiyette toplam 3000 askerle birlikte Fransız harekâtı karşısında militanların kuzeye çekildiğini söylüyor. Kuzey, zaten 2012 başından bu yana fiilen İslamcı grupların kontrolünde. Kuzey derken yanlış anlaşılmasın, Fransa’nın yüzölçümünden büyük, geniş kısmı Sahra Çölü olan topraklardan söz ediyoruz. Bozgunun boyutları Napolyon’un Rusya steplerinde yaşadığından büyük olabilir.

Fransa ve Batı Avrupalı müttefiklerinin endişesi, Sahil’de Somali’den sonra Magrip’te Mali’nin birer Afganistan’a dönüşmesi; üstelik bu defa Batı Avrupa’nın hemen güneyinde bu sınır tanımayan terörist tehdidi taşıyacak olması. Bu Kuzey Amerikalı müttefiklerin, ABD ve Kanada’nın da endişesi doğal olarak. Tabii, insanın aklına Afganistan’da, Irak’ta ne olduğu geliyor. Afganistan harekâtı da 2001’de El Kaide’yi ezmek ve gelecekte kimseye zarar veremeyecek hale gelmesini sağlamak üzere başlatılmıştı. İşte o zamanın geleceğindeyiz şimdi ve lideri Usame bin Ladin’in bir Amerikan komando harekâtıyla öldürülmesine rağmen Kaide bugün Afganistan dağlarından Afrika’nın sahillerine ve çöllerine dek yayılmış, Avrupa kapılarına dayanmış durumda. Irak ayrı bir âlem, patlamaya gün sayan bir bomba.

Fransa konuyu AB’ye getireceğini söylüyor. Acaba NATO’ya da getirir mi? Getirirse (kendisi de yeni bir Afrika atılımı içindeki) Türkiye ne der? Bunlar şu anda cevabı olmayan sorular ama Pandora’nın kutusu Afrika’da da açılmış görünüyor. Doğu Akdeniz’in sularından sonra Batı Akdeniz’in kuzey ve güney sahilleri de fena halde ısınacak. Arada sıçrama tahtası olarak Fas, İspanya ve tabii Cebelitarık, yani İngiltere var. Söylemedi demeyin