Gelin bir hesap yapalım

Basit bir durum değerlendir-mesi bile AKP'nin seçimde güç kaybedeceğini gösteriyor.

Sağda ve solda birleşme çabalarının artmasıyla, bir süredir ara verilen anket ve tahminler yeniden yapılmaya başladı. Dün bunlardan biri internet üzerinden kısa sürede yayıldı. Yatırım kuruluşu JP Morgan'ın yaptırdığı bir çalışmaydı bu. Bu tahminde, AK Parti'nin yüzde 30, CHP'nin (DSP birleşmesi olursa) yüzde 15-17, (DYP-ANAP birleşmesiyle oluşan) Demokrat Parti de yüzde 15-17 oy alacağı ve Meclis'in bu üç parti ile oluşacağı öne sürülüyor.
Sadece JP Morgan'ın değil, ama şu ara yapılan anket ve tahminlerin tamamına kuşkuyla yaklaşıyorum. Bir kaç nedenden dolayı:

    1- Şu anda kamuoyu hayli politize durumda. Politizasyonun nedeni genel seçimler değil. Cumhurbaşkanlığı seçimleri çerçevesinde laiklik, dincilik, asker-hükümet ilişkileri ve siyasi birleşmeler konuşuluyor. Yani seçmenin ilgi, dikkat ve duygusal yönelimi henüz genel seçim ortamına odaklanmış değil.

    2- Seçimlere hangi partinin nasıl gireceği henüz belli değil. Örneğin JP tahmininde Genç Parti faktörü adeta yok sayılmış, MHP faktörü küçümsenmiş görünüyor. Oysa bu iki parti de seçimlerde denge değiştirici roller üstlenebilir. Keza, yüzde 10 barajının etrafından dolaşmak amacıyla seçime bağımsız adaylarla girmesi beklenen Kürt milliyetçilerinin seçildikten sonra DTP etrafında birleşip grup oluşturmaları ihtimali de yok sayılmış.

    3- Daha önce Türkiye'nin seçim eğik düzlemine girdiği ve yuvarlanmaya başladığı dönemlerde yapılan anketlerin bile nasıl boşa çıktığına tanık olduk. Türkiye, evet seçimi tartışmaya başladı, ama fiilen daha o havaya girmedi.

Ama başka bir hesap yapıp, sondan başa doğru giderek yaklaşık bir resmi zihinde canlandırmak mümkün.
Sonuçta ulaşacağımız nokta 550 milletvekili olduğuna göre, oradan başlayalım.
DTP yetkilileri en az 30 bağımsız milletvekili çıkaracaklarını ve Meclis'te grup oluşturmak için gerekli asgari sayı olan 20'yi aşacaklarını öne sürüyorlar. Biz, temkinli davranalım ve 20 diyelim.
Böylelikle 530 sayısına ulaşıyoruz.
Gerçi hem AK Parti, hem de CHP yönetimleri yine iki partili bir Meclis oluşacağına inanıyorlar. Ama ülkedeki son gelişmeler, en az bir partinin daha yüzde 10 barajı aşma ihtimali olduğunu gösteriyor.
Bu parti MHP olabilir. Bu parti Genç Parti takviyeli DP olabilir, bazı iddialara göre GP'nin daha küçük partilerle ittifakı dahi olabilir. Burada da temkinli davranıp, AK Parti ve CHP dışında barajı geçebilecek partinin yüzde 10'un çok az üzerinde oy alacağını varsayalım.
Ve diyelim bu parti (yine çok temkinli davranarak) 50 milletvekili çıkarmış olsun. 530'dan 50 çıkarıp 480 sayısına ulaşıyoruz.
CHP'nin son cumhurbaşkanlığı tartışmalarından sonra yükselişte olduğu görülebiliyor. DSP birleşmesi olursa, bunun merkez sola bir sinerji getirmesi muhtemel. Olmazsa bile, mevcut durumda oy potansiyelini artıran tarafın CHP olacağı anlaşılıyor. 2002'de yüzde 18 küsur ile 168 milletvekili çıkaran CHP'nin, yine temkinli bir tahminle 180 milletvekili çıkarması sürpriz olmamalı. 480'den 180 çıkaralım ve 300'ü bulalım.
AK Parti'nin oylarını artırsın veya artırmasın, önümüzdeki seçimde Meclis'te kazanacağı sandalye sayısı, iyimser tahminle 300 civarındadır. JP Morgan anketinin sonucunda da aslında yazıldığı gibi AK parti'nin bu seçimlerden güç kaybederek çıkması beklenebilir. Tabii böyle bir sonuç, AK Parti'yi yine tek başına hükümet yapabilir, ama Anayasa değişikliği sınırından uzaklaştırır. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi doğrultusundaki Anayasa değişikliği o zamana dek yetişmemiş olursa, AK Parti'nin cumhurbaşkanının kendi parti ihtiyaçları doğrultusunda seçme imkânı ortadan kalkar.
Buradaki tek varsayım, AK Parti ve CHP dışında bir partinin yüzde 10 barajını aşacağıdır. Barajı iki partinin aşması, ya da aşacak tek partinin, ya da CHP'nin daha yüksek oranlara ulaşması, ya da DTP'nin daha kalabalık bir grup kurması durumunda, AK Parti'nin yekûnu azalabilir. Genç Parti, DP ve MHP üçgenindeki hareketlere bağlı olarak, CHP önderliğinde bir koalisyon kurulması ihtimali dahi bütünüyle yok sayılmamalı. Ama şu anki eğilim, eski gücünde olmayan ve istediğini, istediği gibi yaptıramayacak bir AK Parti hükümetini gösteriyor.