Genelkurmay Başkanı: Suriye olumlu, Irak'ta gelişme var

*Orgeneral İlker Başbuğ: Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın silah bırakan PKK'lılara ülkesinde af getirme sözü Türkiye'deki süreci olumlu etkileyecek</br> *Terörle mücadelenin yurtiçi, Irak ve Avrupa ayakları bulunduğunu hatırlatan Genelkurmay Başkanı'na göre süreçte 'yetersiz' de gelişmeler var
Genelkurmay Başkanı: Suriye olumlu, Irak'ta gelişme var

Genelkurmay Başkanı Orgenerl İlker Başbuğ önceki gün Mardin’in Nusaybin ilçesinde, Suriye sınırı yakınındaki Sınırtepe Karakolu’nu ziyaret edip askerlerle bayramlaştı. Başbuğ gezi sırasında bölge halkıyla da sohbet etti. 
FOTOĞRAF: MUHARREM KONTAZ /  DHA


Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın silah bırakan Irak’taki PKK militanlarının Suriye’ye dönüşlerine izin vereceği ve affedebileceği sözünün Türkiye’deki terörle mücadele sürecini olumlu etkileyeceğini söyledi. Irak’taki PKK varlığına yönelik olarak Türkiye’nin aldığı destekte ‘yetersiz’ de olsa, ‘eskisine göre gelişme’ olduğuna dikkat çeken Başbuğ, PKK’nın Avrupa’daki mali kaynakları ve siyasallaşma faaliyetinin engellenmesini istedi.
Başbuğ bu açıklamaları önceki gün Suriye sınırındaki Sınırtepe karakoluyla bayramlaşması ardından Ankara’ya dönerken bir grup gazeteciyle sohbetinde söyledi.
Orgeneral Başbuğ, gelişmelerden yaşanan tedirginliğin vatandaşların televizyonlarda söylenen her şeye inanmalarından kaynaklandığını, kendilerine ‘Bölünecek miyiz?’ diye sorular sorulduğuna dikkat çekerek ‘Ben de onlara ‘ciddiye almayın, seyretmeyin’ diyorum’ dedi.
Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un gazetecilerin sorularına yanıtları şöyle oldu:

‘2006 çerçevesinde’ destek
Türk Silahlı Kuvvetleri, hükümetin Kürt açılımının neresinde?
Yerimiz çok açık. Bölücü terörle mücadele konusunda herhalde düşünceleri, nerede olduğu konusu en açık olan biziz. 2006’da ne söyledi isek bugün de farklı noktada değiliz. Süreçle ilgili olarak da Zafer Haftası vesilesi ile yayımladığımız mesajda durumumuzu açıkça söyledik. Ben TSK adına konuşuyorum. TSK’nın pozisyonu belli. Bu konuda kafalarda sual kalmaması lazım.

Zafer bayramı konuşmanız çerçevesinde demokratik açılımı destekliyor musunuz?
Elbette; o çerçevede tabii ki destekliyoruz. Bu konuda TSK’nın pozisyonu açık.

Açılım konusunda kurumlar arası uyumdan söz ediliyor. TSK’nın pozisyonu nedir?
Flu olduğumuzu zannetmiyorum.

Örneğin af konusunda TSK ne düşünüyor?
Affa takılmayalım. Başbakan, İçişleri Bakanı da söyledi. İşte TCK 221 (etkin pişmanlık) kapsamında teslim olanlar, salıverilenler var. Son üç yılda 870 terörist teslim olmuş. ‘Az’ diyebilirsiniz. Ama önemsiz de değil.

Suriye, olumlu etkiler
Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, “Silahlarını bırakıp gelirlerse PKK militanlarını (1500 PKK’lıyı) affedebiliriz” diyor. Bu, Türkiye’deki terörle mücadeleyi nasıl etkiler?
Çok ciddi etkiler.

Olumlu mu, olumsuz mu ciddi etkiler?
Olumlu etkiler. Terörle mücadele bir süreç. Bunun bir sihirli formülü yok. Ne kazanırsanız artı hanenize yazacaksınız. Hemen her şeyi sıfırlamak mümkün değil. Hükümet, Suriye Hükümeti ile konuşuyor. ‘1500 Suriyeli terörist var’ deniliyor. Bir kısmı örgütten kopsa, terörle mücadelemizi çok ciddi etkiler. Bir de şu var... Hemen sona ermesini beklemeyin. ‘1500’ü de tıpış tıpış gelecek.’ Böyle bir şey olmaz. 300-500, ne koparsa kopsun. Terörle mücadelede mucize olmaz. Mucize formül, sihirli formül yok. Irak’ın kuzeyindeki PKK varlığını parçalayamazsanız olmaz. ‘Öncelik yurtiçinde, yurtdışında’ deniyor. Bunlar yanlış. Mutlaka Irak’ın kuzeyindeki varlığının çözülmesi lazım.

Irak’ta gelişme, Avrupa’ya çağrı
Suriye’nin kararını gelişme olarak nitelediniz. Bunun gibi başka gelişme var mı?
Gelişme var. İstenilen seviyede mi? Hayır. Terörle mücadelenin yurtiçi, Irak ve Avrupa ayağı var. Örgütün Avrupa’dan aldığı mali destek var. Avrupa’daki mali desteğin, siyasallaşma faaliyetinin kesilmesi lazım. Her alanda bütün gücünüzle mücadele edeceksiniz. Her kazanç önemli. Sabırlı olmamız lazım. Belki istenen sonucu hemen alamazsınız. Şu kazanç küçük. Küçük olabilir. O onun üstüne, o onun üstüne eklenecek.

PKK’nın Irak’taki varlığıyla mücadelede alınan destek ne durumda?
Bu alanda önemli gelişmeler var. Eskiyle kıyasladığımızda ilerleme var. Ama bize göre yeterli mi? Tabii ki hayır.

Türkçe eğitime vurgu yaptınız. Mardin’de Kürtçe Enstitüsü açılacak? Ne düşünüyorsunuz?

Kürtçe’yi annesinden öğreniyor
Onu siz yorumlayınız. Türkçe resmi dil. Ekonomik dil. Sınırtepe köyünü birlikte gördük. Öyle problemli bir köy değil. Ona rağmen sıkıntıyı gördünüz. Okumak isteyen kızı gördünüz. Bölgede Türkçe okuma-yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 20. Hâlâ 5 sınıf aynı sınıfta öğrenim görüyor. Gerçi köydeki bütün öğrenci sayısı 25. Zor tabii. Her beş çocuğa bir öğretmen veremezsiniz. Eğitim bölgede ciddi sorun.

Kürtçe eğitim diye bir sorun var mı?
Ben olduğu kanaatinde değilim. Kürtçe’yi nerede öğrenecek bu insanlar? Ana dil nerede öğrenilir? Ana dili öğrenmekte engel var mı ?Ana adil anneden babadan öğrenilir. Ana-babaya, ‘Kürtçe öğretme’ diyen mi var? ‘Kürtçe okuma-yazma’ diyen mi var? ‘Kürtçe okuma yazma öğrenmek istiyorum’ diyorsa yasak mı? Sorun yaşlılarda. Gençlerde Türkçe okuma-yazma bilme oranı yüzde 90’ların üstünde. Gelecek daha iyi olacak.

Bir şey pişirdiğimiz yok
Bazı yorumcular ‘Ankara’da bir şey pişiriliyor’ diye yazdı? Ne pişiriliyor?
Bir şey pişirdiğimiz yok. Tavrımız belli. Benim insanım iş ve aş istiyor. Bu ihtiyaçların karşılanmasına kim hayır der? Benim insanım eğitim istiyor. Bir de nüfus olayı var. dokuz çocuk, 10 çocuk. Batıda yüzde 5 olan problem burada yüzde 15 oluyor. Güvenlik boyutu ile bakıldığında bu insanlar terör örgütüne daha açık hale geliyor. Problemler azaltılırsa bu insanlar terör örgütünün istismarına kapalı olur. Ankara’nın 5 km ilerisinde de aynı sorunlar var. Ama burada bir terör sorumuz var. İnsanlarımızı terör sorununa daha dirençli hale getirmemiz lazım.

TV’de her söylenene inanmayın
“Yaşanan gelişmelerden tedirginlik duyanlar var” dediniz. Tedirginlik duyanlar kimler?
Halkımızın bir bölümünde tedirginlik var. Televizyonlarda söylenmeyen bir şey kaldı mı? İnsanlar buna inanıyor. “Eyvah böyle mi olacak?” diyor. Sivil, asker herkeste tedirginlik gördüm. Demokrasidir her şey söylenir ama insanların genel dengesinin bozulmaması lazım. “Bölünecek miyiz?” diye tedirginlik oluşuyor. Çevrenizde size söyleyen yok mu? Bana, “Komutanım ne oluyor?” diye soruluyor. “Ciddiye almayın. Açık oturumları dinlemeyin. Seyretmeyin şu televizyonları” diyorum.

İhtiyatlı iyimserlik mi?
Orgeneral Başbuğ’un tutumunu ihtiyatlı iyimserlik olarak nitelemek çok yanlış olmaz.
İyimser, çünkü Süriye örneğinde olduğu gibi bazı kazanımlar elde edildiğini geleceğin daha iyi olacağını söyleyebiliyor. İhtiyatlı, çünkü hem sürece TSK penceresinden bakıyor (dolayısıyla, örneğin PKK’yı ortaya çıkaran koşullardan yana bakmama iradesini sergiliyor), hem de sürecin hem içeride, hem de dışarıda yön değiştirmeyeceğinden emin değil.
Orgeneral Başbuğ’un Kürtçe eğitim konusunda tereddüdü ortadayken Sınırtepe (eski adıyla Aznavur) köyünde misafir olduğu aileyle kameralar önünde Kürtçe-Türkçe diyalog kurmaktan çekinmmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olduğunu da kayda geçmek gerekiyor.
İşaretler Ankara’da bir orta yolun, bir çözüm zemininin bulunmakta olduğu yönünde sanki.