Genelkurmay?ın TRT-Şeş?e bakışı

Genelkur-may?ın Kürtçe yayına bakışı, Ankara?daki değişimi yansıtırken bölgesel değişimin de işaretini veriyor

Genelkurmay Sözcüsü Tuğgeneral Metin Gürak’ın dün iki soruya verdiği yanıtlar
hem askerin Kürt meselesine bakışının gerçekten değişmeye başladığını, hem de yeni, genişlemiş sınırları gösterdi.
Bakışın nasıl değiştiğini gösteren yanıt, basın toplantısında bir meslektaşın “TRT’nin Kürtçe yayın yapmasını Türkiye’nin üniter yapısı açısından nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusuna verilmiştir. Bu sorunun arka planında Kürtçe yayınları devlet eliyle yapılmaması gerektiği doğrultusundaki itirazları bulmak mümkün. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın şimdi seçim meydanlarında Kürtçe hayırlı olmasını dilediği TRT eliyle Kürtçe yayına, hem CHP lideri Deniz Baykal, hem de MHP lideri Devlet Bahçeli’nin itiraz ettiği biliniyor. İtirazlar da, devlet eliyle yayının ülkenin birlik ve bütünlüğünü zedeleyici gelişmelere davetiye çıkardığı yönünde oluyor.
Tuğgeneral Gürak, “Üniter devlet ve ulus devlet yapısına zarar vermeyecek tedbirleri de göz önüne almak kaydıyla, devlet kültürel alanda bazı açılımlarda bulunabilir” yanıtını vermiş.
Bu kısa yanıtta birkaç olgu gizli.
1- İlk günden itibaren, Milli Güvenlik Kurulu’nda tartışılmadan, askerlerin de görüşü alınıp ortak iradeye dönüşmeden Başbakan Erdoğan’ın bu kritik adımı atmayacağını düşünenler haklı çıktı. TRT-Şeş’e mevcut haliyle askerlerin karşı çıkmadığı ilk kez resmi ağızdan duyuldu.
2- Asker, TRT-Şeş’i kültürel açılım olarak görüyor.
3- Devlet yayıncılığı olmasından kaynaklanarak ‘zarar vermeyecek tedbirlerin’ alınabileceğinin altını çiziyor.
Burada ‘açılım’ sözcüğünün kullanılmış olması ayrı bir önem taşıyor. Askerin Kürt meselesine bakışındaki değişimi herhalde bu cümlede en iyi anlatan sözcük ‘açılım’. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, tıpkı selefi Yaşar Büyükanıt gibi grup hakları-kişi hakları ayırımını koymasından beri gelişen bir bakışın ürünü olduğu söylenebilir. 1980’lerin ‘Kürt yoktur, dağ Türkü vardır, karda yürürken kart-kurt ses çıkarırlar’ demeçlerinden bugün bu noktaya geldik. Nasıl geldik? Neye mal oldu? Bir başka yazıda yine değiniriz. Ama sadece dünkü demeç bile son dönemde hükümet ve asker arasında PKK ile mücadele ve Kürt meselesine salt askeri yöntemlerin dışında çözüm çalışmalarından umutlu olmamız için gerekçe veriyor.
TRT-Şeş sorusundan önceki soruya verilen yanıt ise sınırların yeni halini belirliyor. Soru, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk’ün Meclis grubuna Kürtçe hitabın Genelkurmay tarafından nasıl değlendirildiğini merak etmektedir. Gürak’ın cevabı, “Herkesin Anayasa ve yasalara uygun bir şekilde hareket etmesi gerekir. Hukuk devletinde, yasalara aykırı hareket edenler karşısında yargının harekete geçmesi de doğal bir husustur” olmuş. Yani Genelkurmay savcıları konuya bakmaya davet etmiş.
Askerin konuya bakışındaki yeni sınır budur: Devlet eliyle Kürtçe yayın yapılması bireysel hak görülerek meşru sayılmakta, Meclis’te Kürtçe konuşma yapmanın grup hakkı olup olmadığı, üniter yapı ve Anayasa’ya uygun olup olmadığına yargının bakması istenmektedir.
Bu önemli dönüm noktasını, Türkiye’nin PKK ile mücadelesinden de, Türkiye’nin bölgede oynamak istediği daha aktif rolden de, Irak ve ABD ile ilişkilerden de ayrı düşünmek doğru olmaz. Irak’la ilişkilerin güvenlik, enerji ve ekonomi boyutlarıyla değerlendirildiği 26 Şubat 2009’daki MGK toplantısı sonuç bildirgesinde açıklanmıştır. Bu toplantıda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün resmi Irak ziyaretinin de görüşüldüğü anlaşılıyor.
Gül’ün, bir aksilik olmazsa, mart sonundan önce, muhtemelen 21 Mart Nevruz ile 29 Mart yerel seçimle arasında kalan bir tarihte Irak’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Bu ziyaretin kuzeydeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) bölgesini mesela Erbil’i, ya da o bölgede olmasa da hem Türkler, hem Kürtler, hem de Araplar için önemi olan Kerkük’ü kapsayıp kapsamayacağı konusunda henüz bir açıklama yok. Ama (Kürt kökenli) Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin yanısıra, KBY Başkanı Mesud Barzani ile bir araya gelmesi sürpriz olmamalı.
ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama ile bölgede açılması beklenen yeni sayfa, Ankara’daki bu yeni yaklaşım ile Türkiye ve diğer bölge ülkelerine yeni işbirliği ve uzlaşma fırsatları sunabilir.